"Yorgo Kırbaki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yorgo Kırbaki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yorgo Kırbaki

Katerina’nın İstanbul’u

Daha birkaç gün önce bilmem kaçıncı kez annemle İstanbul sohbetine daldık. Nasıl söyleyeyim Balıkçı Ali’nin yerine meyhane açıldığını? İnci Pastanesi’nin alışveriş merkezi olacağını nasıl anlatayım? Hayalindeki İstanbul ile yaşıyor Katerina

? Yeşil salataları hatırlıyor musun anne?
- Hatırlamaz mıyım... Beyoğlu’nda Balık Pazarı’nda manavlar yeşil salatayı, taze soğanı ve turpu ucunda ip olan şişten geçirip bağlardı.
? Ya temizlenmiş enginarları?
- Evet, Çingene kadınları plastik leğenler içinde satardı. Mevsimine göre reçel için gül, radika otu, dut da...
? Balık Pazarı’nda rahmetli babamın balıkçısı Ali de vardı..
- Ali Usta balık iyi olmadı mı “Madam sen bugün et ye” derdi. Balık Pazarı’nın çıkışında İngiliz Konsolosluğu’nun orada Levent Büfe vardı. Biz “Leventis” derdik ona. Sen hatırlamıyor olabilirsin; bir patetes tava yapardı, bir Amerikan salatası yapardı tadına doyum olmazdı.
? Hatırlamaz mıyım anne... Hani yangında kül olmuştu...
- Evet, o işte.
? Anne, Atlantik Büfe’yi hatırlıyor musun?
- Elbette. Kapanmıştı sonra. Döneri, kızarmış sosisi şahaneydi. Piknik de karşı sıradaydı.
? Yufkacıyı?
- Üç Yıldız... Yufka mı sadece? Beyaz tatlı, yassı kadayıf...
? Ya İnci Pastanesi’ni?
- Tabii, yanında da Konak Pastanesi vardı. Pazar günleri sinemaya 16.30 matinesine giderdik. Çıkışta ya birinden ya ötekinden mutlaka geçerdik.
? Havai Lostra Salonu da vardı bir sokak içinde...
- Ağa Camii’nin oralarda. Fırçalardan orkestra gibi ses çıkardı.
? Beyoğlu turumuz neden Taksim’den Postane’ye kadardı? Neden Tünel’e kadar inmezdik?
- Oralar karanlık olurdu hava karardı mı. Aileler pek inmezdi. Baban da kavgacıydı bilirsin. İki ablana yan gözle bakan çıktı mı... Ama gündüzleri geçerdik, Sümerbank vardı, Markiz vardı.
? Bilirim bilirim..
- Neredeyse 30 sene oluyor gitmedim İstanbul’a kimbilir ne kadar değişti...
? Senin gittiğin yerler aynı be anne. Hepsi yerli yerinde.
Daha birkaç gün önce bilmem kaçıncı kez annemle İstanbul sohbetine daldık. Bir gözü hiç görmüyor, diğeri ise yüzde 10. Buna rağmen kendi evinde yaşıyor ve her işini görüyor. Televizyon izleyemiyor, radyo hep açık.
? Ömrünün neredeyse üçte ikisi İstanbul’da geçmiş. Çocuk, genç kız, kadın, anne ve anneanne olmuş İstanbul’da.
İceberg salatalardan, eski tadı olmayan sebze meyvelerden bahsetmiyorum hiç ona. Nasıl söyleyeyim Balıkçı Ali’nin yerine meyhane açıldığını? İnci Pastanesi’nin eğer bir mucize yaşanmazsa, ya eğlence merkezi ya da alışveriş merkezi olacağını nasıl anlatayım? Aman iyi ki Üç Yıldız ile Havai Boyacısı oradalar hâlâ.
Gökdelenleri, alışveriş merkezlerini, çevre yollarını hiç görmedi ki Katerina. Beyoğlu’ndaki dürümcüleri, mantıcıları nereden bilsin? Hayalindeki İstanbul ile yaşıyor.
Ve bunu bozmaya hiç
hakkım yok.

X