"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Kasvete inat nar çiçeği kırmızısı oje sürmek lazım

Yaz ortasındayız diye demiyorum.

Yaz kış farketmez,

 

Renkler varsa bu alemde,

 

Rengarenk olmak lazım diyorum,

 

Yaş baş da hiç farketmez.

 

Şu içimizi bayan hayatın ve lanet olasıca ortamın inadına, içimizi açacak şeyler yapalım diyorum.

 

Amma çok “diyorum diyorum” dedim biliyorum ama, demeden olmadı da ondan.

 

Nar çiçeği rengi ojeyi sürüp ellere ayaklara

 

Sandaletleri giyip şehrin göbeğinde,

 

Burnu kapalı iş güç ayakkabılarına inat

 

Öylecene salınıvermek lazım.

 

Diyorum J.

 

Frenç maniküre karşı isyan başlattım.

 

Erkekleri de bu konuda kadınlara destek vermeye davet ediyorum. Eşinize, sevgilinize, iş arkadaşınıza alın bir tane: “Sür de içimiz açılsın!” deyiverin mesela...

 

Ne güzel olur değil mi?

 

Olur diyorum.

 

Frenç manikür yapınca daha mı ağırbaşlı olunuyor, öyle mi sanılıyor?

 

Kırmızı, pembe, nar çiçeği oje sürünce hafif mi kaçıyor?

 

Ağırbaşlılığın tanımını tırnağımdaki oje mi yapıyor?

 

O zaman ağırbaşlı değilim kardeşim, kanım kaynıyor!

 

Bıktım sağımda solumda frenç parmaklar görmekten.

 

Bıktım herkesin ağırbaşlı görünmeye çalışıp içindeki ateşi söndürmüş şeklinden.

 

Uçakta yanımda 3 tane İngiliz kadın vardı, yaşları 70 küsür... Saçlarının renginden, bigudilerle yapılmış bakımından, ellerdeki  kırmızılardan; her hallerinden neşe fışkırıyordu yüzlerinden gözlerinden.

 

İnerken bir baktım bir tanesi yürüyemediği için tekerlekli sandalye geldi.

 

Kadın bir kere bile somurtmadı.

 

Güzel ve bakımlı haliyle sanki koşabiliyormuşcasına sandalyesine bindi, kahkasını atarak arkadaşları ile tatiline kendini kaptırdı gitti.

 

Kendi yaşlıydı belki ama, içi gençti genç!

 

Bizde o yaşında kırmızı oje süren her kadına deli muamelesi yapılır. Bizde o yaşta herkese yaşayan ölü gibi davranılır.

 

Oysa bu hayat, biz mezara girene kadar devam ediyor arkadaş!

 

Keşke Aysel Gürel’ in çılgınlığının onda biri içimizden dışımıza vurabilse.

 

Bu iki ruhlu yaşam bizi daha fazla yormaya devam etmese...

 

İçimizden geldiği gibi yaşayabildiğimiz için,

 

İçimiz kuş gibi hafiflese...

 

Fena mı olur?

 

Hiç de olmaz bence.

 

Yonca

“nar-ince”

X