Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kaşınıyorlar...

Oktay EKŞİ

Bu son hikâye, yani Yunanlılar'ın ikide bir Türkler'i ve Türkiye'yi tahrik edip de sonra bir araba dolusu dayak yiyerek bir süre seslerini kesmeleri, yeni karşılaştığımız bir husus değil.

Daha doğrusu bunun sayısız örneği var. Ama aksinin, yani Türkler'in o tarafı tahrik ettiğinin, sonra da başına bir bela geldiğinin örneği yok.

Durum böyle iken bakıyorsunuz Kıbrıs'taki Rum yönetimi, ‘‘S-300’’ füzeleri gibi, kendi cirmi (boyutları) ile bağdaşmayan silahlar alıyor.

Yunanistan'ın Dangalos isimli (resmi kayıtlarda Pangalos olarak geçiyor) Dışişleri Bakanı, bir mahalle külhanbeyinin ağzından çıkmayacak kelimelerle Türkler'e hakaret ediyor.

Ve Kıbrıs'taki Rum askeri gücüyle Yunan askerleri gerçek mermiler kullanarak, birlikte askeri tatbikat yapıyorlar.

Sözde Türkler'in gözünü korkutacaklar.

Asıl değinmek istediğimiz konuya gelmeden belirtelim:

Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, bu konulara ilişkin görüşünü soran meslektaşımız Fatih Çekirge'ye son derece açık bir yanıt vermiş:

‘‘Hangi asker baksa, güçler dengesindeki gerçeği görür. Türk ordusunun azameti ortada. Bu yüzden onları bilek güreşine bile davet etmeyiz.’’

Bakanlar Kurulu'nun konuyla ilgili değerlendirmeleri hakkında basına açıklama yapan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in aşağıdaki sözleri Karadayı'nın görüşlerini tamamlıyor. Nitekim Gürel şöyle diyor:

‘‘Hükümetimizin herhangi bir tehlikeli tırmanışı artırmak, savaş oyunu oynamak gibi bir eğilimi yoktur. Başkalarının böyle niyetlerini de son derece tehlikeli buluyoruz. Hükümet olarak soğukkanlılığımızı barıştan yana korumakla beraber, her türlü olasılığa karşı da hazırlıklı olduğumuzun bilinmesini isteriz.’’

Tüm bunlar gösteriyor ki, Türkiye, daha önce sayısız defa yararını gördüğü tutumdan vazgeçmeyecek. Bir başka deyişle, gereken önlemleri alacak ama serinkanlılığını bozmayacak. Mecbur kalıp harekete geçerse de gereken dersi vermeden dönmeyecek.

Olay bu kadar açık iken, Rumlar ve Yunanlılar hangi akla hizmet için yıllardır Türkiye'yi tahrik eder dururlar?

Dostumuz Prof. Dr. Erol Manisalı bu konuları yakından izleyen bir uzmandır. Bu sorunun yanıtını özetle şöyle veriyor:

‘‘Kıbrıs Rumları ve Yunanlılar, Yunanistan'ın Avrupa Birliği üyesi olmasından kaynaklanan avantajı kullanarak Türkiye'yi Avrupa Birliği ülkeleriyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Bunun için de, Tansu Çiller'in başbakanlığı sırasında, ‘ne pahasına olursa olsun Gümrük Birliği’ne girme' uğruna verdiği ödünleri (örneğin AB'nin Rumlar'la üyelik görüşmelerine başlamasına razı oluşunu) kullanıyorlar. Maksatları önce Türkiye'nin Batı dünyasından dışlanmasını sağlamak, sonra da, tıpkı 19'uncu asırda Girit'e yaptıkları gibi, Kıbrıs'ı tamamen Yunanistan'a bağlamak.’’

Biz buna razı olacak mıyız, olmayacak mıyız? Soru budur. Gerisi boş.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI