Kasımpaşalı Marlon'un sonu mu yoksa?..

Hürriyet Haber
26.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 26.09.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Ben Recep Tayyip Erdoğan'ı doğru dürüst tanımam. Sadece bir kez Nazlı Ilıcak'ın evinde verilen yemekte üç-beş kelime konuşmuştuk. Yemek masasında da yan yana oturmuş ama konuşmamıştık.

Daha önce de yazdığım gibi, ben o yemekte kırmızı şarap içmiştim. Tayyip Erdoğan içki içmiyordu. Bu beni hiç rahatsız etmemişti.

Onun benim içki içmemden rahatsız olup olmadığını bilmiyorum. Çünkü bana müdahale etmeye filan kalkışmadı.

Gayet medeni bir yemek yenmişti.

Daha sonra, Ertuğrul Özkök'ün ‘‘Kasımpaşalı Marlon’’ adını taktığı Tayyip Erdoğan'ın sürecini inceledim.

Özkök'ün o yazısını sevmiştim. Yazı zaten hepimizin yapmak istediği şeyi amaçlıyordu. ‘‘Bu insanlar bizim gibi yaşamıyorlar ve düşünmüyorlar ama onlarla ortak noktalar bulabiliriz.

Onlar da bizimle ortak noktalar bulabilirler ve birbirimize saygı duyarak bir arada kardeşçe yaşayabiliriz.’’

Açıkçası benim de derdim bundan ibaretti. Laiklikten anladığım da buydu.

* * *

Erdoğan'ın Ziya Gökalp'ten okuduğu şiire o zamanlar devlet fena takılmıştı. Bazıları Moşe Dayan gibi, şiirden silahtan daha çok korkuyorlardı.

Ben hukukçu olduğumdan, şiirden ceza verileceğini asla düşünmüyordum. Ayrıca başka düşüncelerim de vardı.

Hukuku bir takım insanlara karşı kullanırsanız, yarın onlar da aynı şeyi size yapabilirlerdi. Kısaca hukuku siyaset için kullanmak, devletin intihar etmesiyle birdi.

Bir insanın düşüncelerine katılmıyor, hatta hiç de sevmiyor olabilirdiniz. Ama bu insan eğer hukuki anlamda suç işlememişse onun yakasına hukukla yapışamazdınız.

Hele bunu bir şaire ait olan mısralardan yola çıkarak hiç ama hiç yapamazdınız.

Eğer yaparsanız, sonuçta kendinize yapmış olurdunuz.

İmdi! Bugün TCK'nın fevkalade muğlak 312'inci maddesi, istenmeyen bir takım insanları saf dışı etmek için kullanılır oldu. Maalesef yargıçlar da özgür içtihatlar yaratacak ortamı bulamıyorlar.

Bilakis, şimdiye kadar yaratılmış olanları da yıkıp atıyorlar.

Kasımpaşalı Marlon'a da böyle yapıldı. Ama bu bence onun sonu değil başlangıcıdır.

Halkın seçtiği bir insanı, seçim dışı yollardan tasfiye etmeye kalkışmak onu kahraman yapmak demektir.

Bu gibi politikalarla istenmeyen bir şeyi önlemeye kalkışmak, bilakis o istenmeyeni azdırmak ve çabuklaştırmak demektir.

Hele ‘‘Kısmet buraya kadar'' lafları etmek resmen herzeler yemektir.

Kimin kısmetinin nereye kadar olacağını basının tayin ettiğini asla görmedim.

* * *

‘‘Kısmet bu kadar’’ denilecekse, dikkatler Alaattin Çakıcı meselesine çekilmelidir. Burada devletin kısmeti, hükumetin kısmeti münakaşa edilmelidir.

Kendisi muhtac-ı himmet dedeler başkasına himmet edemeyeceklerini öğrenmelidir.

Türkiye dönüm noktasındadır; burası iyi bilinmelidir.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı