"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Kasada sakladığım iki liste

<B>ÖNÜMDE </B>iki káğıt duruyor. Üzerlerinde iki ayrı liste var. Birinin üzerinde şu yazılı:

‘İkinci Cumhuriyetçi, Avrupa Birliği yandaşı, manda cephesi.’

25 GAZETECİ

Altında Türkiye’nin önde gelen 25 civarında gazetecisinin ismi yazılı.

İkinci káğıt üzerindeki liste ise Avrupa Birliği yandaşı dernek ve kuruluşlara ait.

Listeyi bana getiren dostum, ‘Haberin olsun, etrafta böyle bir liste dolaşıyor. Ankara’da hazırlandığı söyleniyor’ diyor.

Ankara’da herhangi bir kişi veya kurumun böylesine pespaye işlerle uğraşabileceğine ihtimal vermediğim için üzerinde bile durmadım.

Çekmeceme attım, unuttum gitti.

Ama yine de şu düşünce aklıma takılmadı değil.

Demek ki orada burada bazı kişiler, böyle karanlık çeteleler tutuyor, bazı insanların adını şu veya bu hanelere yazıyorlar.

‘İkinci Cumhuriyetçi’, ‘AB yandaşı’...

Veya ‘Mandacı’.

Mesleğimizin adı sanı büyük harflerle yazılan bazılarının, kendisi gibi düşünmeyen her kurum veya insan için ‘mütareke basını’ yazmakta hiçbir sakınca görmediğini düşünürsek, bazı meczupların da böyle karanlık listeler hazırlamalarına hiç şaşmamak lazım.

Bu ülkede ‘vatan hainliği’ kelimesi çıfıtçı çarşısına düşmüştür.

İstediğin kadar al, istediğin kadar insanın sırtına, göğsüne, orasına burasına yapıştır gitsin. Nasılsa bedava, nasılsa hiçbir cezası yok.

İKİ ÇADIR

Vicdanın, üzerine hiçbir etiket yapıştırılamayacak kadar taş kesmişse, başkalarına istediğin iftirayı atmakta serbestsin.

Dün gece yarısı İsviçre’deki görüşmelerin sonunu izlerken hep bunları düşündüm.

Biz, PKK ile mücadelede hep ön saflardaydık.

Sağcısı, solcusu, dincisi, ülkücüsü; her türlü terör örgütüyle, mafya çetesiyle mücadele ederken hep taarruz hattındaydık.

Devletimiz İran’la cebelleşirken, Suriye’ye kafa tutarken, Kardak’ta meydan okurken hep onunla aynı siperdeydik.

Erbakan’ın sakallı şovlarına, çöl çadırındaki vodvillere karşı hep biz dimdik yürüdük.

Ülkemizin parlamentosu demokratikleşme yolundaki reformları oylarken bütün gücümüzle destek verdik.

Geriye baktığımız zaman, devletimize ödenecek beş kuruş borcumuzun bulunmadığını görüp her gün derin bir oh çektik.

Ne maddi ne de manevi bir kuruş borç...

O yüzden içimiz rahat, başımız dik.

O yüzden bilmem hangi karanlık köşede, hangi sinsi kuytuda hazırlanmış böyle listelere gülüp geçiyoruz.

CESUR İNSANLAR

Yirmi yıla yaklaşan yazarlık hayatımda hep şunu söyledim:

Bu ülkenin cesur insanlara ihtiyacı vardır.

Gerektiğinde eline silahı alıp vuruşacak, gerektiğinde böyle karanlık listelere meydan okuyacak cesur insanlara.

O insanlar gerektiğinde dağlarda bölücüye karşı savaşacak.

Gerektiğinde ülkeyi geliştirecek ekonomik reformları yapacak, gerektiğinde ülkenin önünü açacak anlaşmalara imza atacak.

Veya elinden sadece desteklemek geliyorsa, bütün bunları destekleyecek.

Ama karşı fikirde olanları da ‘vatan haini’ ilan etmeyecek, onlar hakkında karanlık çeteleleler tutmayacak.

Yani belden aşağı vurmayacak.

Karanlık ‘çete(le)cilerin’ ricat ettikleri mağaralardan göremedikleri şey işte budur.

ONLARI SAKLIYORUM

Türkiye güzel bir geleceğe doğru gidiyor.

Ülkenin doğusu ile batısı barışıyor. Ekonomisi düzlüğe çıkıyor.

Kıbrıs sorunu çözülüyor, Avrupa Birliği artık orta yaştaki insanlarımızın bile hayat menziline giriyor.

Artık Türkiye deyince akıllara işkence, insan hakkı ihlali, iç savaş, dibe vurmuş ekonomi gelmiyor.

Sıradan, sudan sebepler yüzünden ettiğimiz kavgalar mazide kalıyor.

Türkiye gümbür gümbür geliyor.

O yüzden bu uğursuz listeleri saklıyorum.

Neden mi?

Bir gün torunuma şeref ve iftihar listesi olarak sunmak için...
X