Kasa önünde oluşan sıraların çözümünü de Japonlar buldu

Yılbaşı alışverişi sırasında en büyük ıstırabı kasa önünde beklerken çektim. Kapısından girdiğim an hafakan basacağını bile bile Cevahir’e gittiğim halde üstelik.

Yılbaşı öncesi her yer kalabalık, Cevahir de kalabalık. Ama devasa bir yer olduğundan içinde ne kadar insan olursa olsun kalabalığı fark etmiyorsunuz. Ben de sırf bu yüzden gittim oraya. Hakikaten de koridorlarda dolaşırken hiç kalabalık yoktu. Derken mağazaların içine girdim...

Bir de ne göreyim. Koridorda rastlamadığım o kalabalık, kasaların önünde sıraya girmiş. Başladım kasa önünde sıra olmayan mağaza aramaya. Boş kasa bulsam eczaneye girip oradan alacağım hediyeleri.

İnsanın kasa önünde bekleme süresi ne kadar çaresiz olduğuyla, bir de satın almaya çalıştığı şeyi ne kadar istediğiyle orantılı. Şahsen ben üç dakikadan sonra sinir buhranı geçiriyorum. Dördüncü dakikada elimdekileri olduğu yere bırakıp, mağazadan çıkmışlığım var. On dakika beklemem için raflardan birinde Benicio Del Toro’yu filan bulup almaya karar vermiş olmam lazım. Yok yok, böyle bir durumda sanırım 15-20 dakika da bekleyebilirim.

Kasa sırasının en uzun olduğu yerler (indirim zamanı Mango’yu saymazsak) sanırım süpermarketler. Bu durumla başetmek için önlemler alıyor, sistemler geliştiriyorlar. Örneğin ekspres kasalar. Ödemenizi buralarda yapmak için en fazla beş parça ürün almış olmanız gerekiyor. Ama bazen ekspres kasaların önünde, normal kasalardan daha uzun sıralar oluşuyor.

Bir de teknolojinin yardımıyla geliştirilen yöntemler var. Örneğin Migros’un pilot uygulamasını yaptığı akıllı alışveriş arabaları. Sepete attığınız ürünleri kasaya gitmeden, alışveriş arabasına okutuyorsunuz. Kasa sadece toplama bakıyor. Bu da hız kazandırıyor. Ancak maalesef yaygın olarak kullanılmıyor bu yöntem.

Şimdi Japonlar (tabii ki onlar) yeni bir sistem geliştirmişler. Tokyo’daki FamilyMart adlı ucuzluk mağazası, sadece bir ay için yeni bir etiketleme yöntemi kullanmaya başlamış. 500 çeşit ürünün üzerine bu etiketlerden yapıştırmışlar. Bir de elektronik para kullanmak gerekiyor işe yaraması için. Müşteri elindeki alışveriş sepetini bankonun üzerine koyduğu an, sistem bir saniyede sepet içindeki tüm barkodları okuyabiliyor. Kasaya ulaşıp, ödemeyi yapıp, poşetleri doldurup çıkmak 10 saniyeden uzun sürmüyormuş. Bu arada deney, Japon Ticaret Bakanlığı’nın desteklediği bir projenin parçasıymış. Perakendeciliğin geleceğini araştırıyorlarmış. Bakar mısınız Japonlara. Kasa önünde oluşan sıraları devlet politikası haline getirmişler.

ARZU NESNESİ

Hiçbir yerde kalmamış

Bu haftanın arzu nesnesini ben değil, Türk halkı seçmiş bulunuyor, hiçbir yerde kalmamış, tükenmiş zira. Apple iPod Nano’dan bahsediyorum. Şu anda TeknoSa, ideefixe.com, deppo.com, hepsiburda.com, weblebi.com nereye bakarsanız bakın bulamıyorsunuz. Dün deppo.com’u aradım, "Sonuncuyu az önce sattık" dediler. Yılbaşı öncesinde bin civarında getirmişler, hepsi tükenmiş. Yenileri de ancak bayramdan sonra gelecekmiş.

Apple iPod Nano, bin şarkı veya 25 bin fotoğraf saklama kapasitesine sahip ama kurşun kalemden daha ince ve diğer mp3 çalarların yarısı büyüklüğünde. Ağırlığı 42 gram. 2 ve 4 GB’lık iki modeli var. Siyah ve beyaz olmak üzere iki rengini bulabilirsiniz ama kılıflarının pembe, mor, mavi ve yeşil gibi gözalıcı alternatifleri var. Pil ömrü de 14 saatmiş. Deppo.com’da 2 GB’liği 380, 4 GB’liği 476 liraydı.
Yazarın Tüm Yazıları