« Hürriyet.com.tr

Kaş çehre değiştiriyor

Antalya’nın en batıdaki ilçesi geçmişte sırt çantalı, bohem gezginlerin gözdesiydi. Tatilci profilinin değişmesi ve kalite beklentisi Kaş’ı son yıllarda lüks butik oteller, restoranlarla tanıştırdı. Dalıştan, kanoya, dağ bisikletinden paraşüte aktif turizm yaygınlaştı. Bu yaz marinanın açılması ilçeye yeni bir soluk getirdi. Meis’ten geçişler ve yabancı turist azalsa da, yerlerini kalite için parasına kıymaya hazır Türk tatilciler aldı.

Duygu CANİKLİGİL
X

Likya’nın tarihi liman kenti Kaş, şimdilerin popüler tatil beldesi. Tiyatro, opera ve bale sanatçılarının yaz sığınağı, gizli cenneti, artık bir çoğumuzun “sürekli gidilecek, görülecek”’ yerlerinden biri oldu. Dalaman Havaalanı’ndan Kaş’a 2 saatte güzel Akdenizin yenilenmiş otoyollarından varıyorsunuz. Kaş’a 20 kilometre kala, yol kıvrılarak şimdiye kadar sizden sakladığı o cennet koylarını bir bir önünüze çıkartıyor, taa ki  denizin kenarında kapağı açık unutulmuş bir mücevher sandığı gibi Kaş’ı görene kadar, giderek artıyor bu koyların verdiği heyecan.

 

KÜÇÜK MONTE CARLO

 

Kalkan’ın İngilizvari havasını geçip, Kaş’ın o beklenmedik yöreselliğine hayran kalıyorsunuz. Koç Ailesi’nin, yeni açtığı Setur Marina, şaşırtıcı güzelliğiyle sizi ilk karşılayan oluyor. 400 tekne kapasitesi ile, şu anda Akdeniz sahillerindeki en seçkin marinalardan biri olmuş, Kaş Marina. İşletmeler, titizlikle seçilmiş, öylesine özel ve butik ki, burası küçük bir Monte Carlo sanki... Sahil şeridi, henüz göz acıtmayan mimarisiyle cıvıl cıvıl bir Akdeniz kasabasına benziyor. Sıra sıra dizilmiş iskelelerde, ikoncanların yerini Likyacan’lar almış. Kimi toplu, kimi zayıf, bütün kadınların uçuş uçuş, ipekten pamuktan açık renkli elbiseleri, saçlarına sardıkları bantları ile bir şenlik havasında Kaş sokakları... Tam bir festival tadında bu küçük kasaba. Adı konmamış herkesin birlikte kutladığı sakin ve huzurlu bir şenlik var burada. Kediler ise her zamankinden daha miskin daha bir nazlı Kaş’da...


İNGİLİZ GAZETESİ’NİN EN İYİ 10’UNA GİRDİ

 

Kaş, Türkiye’nin dalış meraklıları için sonsuz derya, macera tutkunlarının başlangıç noktası, huzurlu tatil arayanlarınsa sığındığı liman.
2011 yılında İngiliz The Guardian gazetesi, Kaş’ın Küçük Çakıl, Büyük Çakıl ve Kaputaş plajlarını, dünyanın en iyi 10 plajı arasında göstermiş, haksız sayılmaz... Ne Bodrum denizine benziyor burası ne de Çeşme... Deniz, sizi kucağına alıp kaldıran, ipek bir çarşaf gibi.


Kozmik bir denizi var Kaş’ın. Siz farketmeden, size bir hikaye anlatır gibi... Alışveriş saatlerinizi iyi seçmeniz gerekiyor Kaş’ta... Her  dükkan, kendine has bir karakterde. Çarşı öğle sıcağında biraz sakin, akşam üstleri rengarenk kapılar açılıyor. Dükkan sahipleri, ki genellikle sahipleri işletiyor dükkanları, oturup bir kahve içseniz, kâh üniversite yıllarından bir arkadaşınız kâh okuduğunuz bir kitaptan kahramanmış gibi tanıdık geliyor... Eşref saatinde mutlaka Sumru’nun dükkanına, İpek Yolu’na ve Sinem’in elbiselerine bir göz atın.


GEÇMİŞ, BUGÜN BİR ARADA

 

Milattan önce 5000 yıllarından kalma tarihi eserler günlük yaşamla öyle bütünleşmiş ki, tarih hiç eskimemiş Kaş’da. Likya
yürüyüş yolu, İskender’in ayak izleri, Kleopatra, Homeros derken kendinizi bir anda dünyanın ilk olduğu söylenen Patara Demokrasi Meclisi kalıntıları arasında buluveriyorsunuz. Efsaneye göre, kanatlı at ve Pegasus bu kıyılarda bulunmuş... Bildiğiniz tüm hikayeler sanki buralarda  doğmuş... Öyle ki, Noel Baba adıyla bildiğimiz Aziz Nikola gerçekten buralarda yaşamış... Görülmesi gereken yerlerin başında Patara, Xhantos, Kekova, Saklı Kent ve Gömbe Yaylası var. Kaş’a bir defa gelenin, mutlaka tekrar geleceği söylenir. Her defasında, daha önce hiç farketmediğiniz güzellikleri görüyorsunuz. İlk defaymış gibi aynı heyecanla bakıyorsunuz bu küçük sahil kasabasına. İlginç, şaşırtıcı ama bizden hiç de uzak olmayan efsunlu bir hal var sokaklarında. Tanıdık, bildik ama hiç girilmemiş denizleri var. Limon ağaçları, yasemin kokuları arasında, “huzur”  havasında küçük bir kasaba... Kaş’ta tatil aktivitesi denince ilk akla gelenler dalış, paraşüt, cross, bisiklet, yoga, atv, tırmanma, gezi, yüzme, yelken... Seçenekler öyle fazla ki, bir kısmını sonraki Kaş tatilinize ayırmanız gerekecek. Ve siz de bir Kaş tutkunu olacaksınız.


HER BEĞENİYE, BÜTÇEYE UYGUN KONAKLAMA


Kaş’ta yerleşim birkaç yamaca yayılmış. Rum ve Türk mimarisi bir arada. Sahil şeridindeki pansiyonlar, elinizi uzatsanız dokunacakmışcasına
yakın denize. Konaklama için seçenek çok. Örneğin Anı Pansiyon, gecelik 90 TL oda fiyatıyla uzun yıllardır  gençlerin tercihi. Küçük ama
şirin, konforu sizin bir tatilden beklediğiniz önceliklere göre değişebilir. İlle de, rahat, modern, özel tasarım gibi kaliteler arıyorsanız,  Kaş’ın girişindeki Saylam Suites tam da bu tatta. Panoramik Kaş ve Meis manzaralı, şehre 5 dakika yürüyüş mesafesinde olan bu lüks süitler modern bir anlayışla, otantik özellikleri yansıtacak şekilde hazırlanmış. Süit fiyatları 150 TL’den başlıyor. Ya da, Çukurbağ Adası’ndaki Paradise Garden’s gecelik 600 Euro oda fiyatlarıyla Monte Carlo standartlarında. Her odanın kendine özel havuzu, usta aşçıların ala carte mönüsü ile çok da uzağa gitmeden yaşayabileceğiniz olağan üstü bir tatil seçeneği. Güneşin batışını denizin üzerinde bir iskelede akşam yemeği sırasında Nar Beach’da izleyebilir, tadına doyulmaz  mini karidesleri 20 dakikalık bir deniz yolculuğu ile Meis Adası’nda tadabilir, müziği ve sohbeti ile Likya gecelerini Kaş Echo Bar’da yaşayabilirsiniz.

 

 


 

Kaynak: Duygu CANİKLİGİL

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Hem büyüleyici hem de ucuz sekiz ülke
Hafta sonu Hafta sonu
Hafta sonunun olmazsa olmazı: Adalar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sibirya'da her geçen gün büyüyen gizemli krater!
Yeme&İçmeYeme&İçme
Bayramlık Alaçatı tavsiyeleri