"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Kartal kanadındaki ay yıldız ve haç

<B>BU </B>yazıyı HADEP'liler mutlaka okumalı... Bulgaristan'ın Türk kökenli vatandaşlarının ağırlıklı olduğu <B>‘‘Hak ve Özgürlükler Partisi’’</B>nin genel merkezindeyiz.

Parti merkezi Bulgaristan'da henüz komünist dönemin izlerini atamamış öteki parti merkezlerinden çok farklı.

Yeni renove edilmiş modern bir bina.

Dekorasyonu, modern bir şirketinkini andırıyor.

ULUYAN BOZKURT

Partinin Genel Başkanı Ahmet Doğan ve bazı milletvekilleriyle sohbet ettiğimiz salonun duvarında çok ilginç üç tablo var.

Fikir Ahmet Doğan'dan gelmiş, tabloları bir Bulgar ressam yapmış.

Yan yana duran tabloların birincisinde şaha kalkmış bir at var. Onun hemen üstünde ise Türk efsanesini temsil eden bir figür bulunuyor.

Uluyan bir bozkurt.

Bu tablonun altında ‘‘Libertas’’ yani ‘‘Hürriyet’’ kelimesi yer alıyor.

Ortadaki tabloda ise ‘‘Hak ve Özgürlükler Partisi’’nin yeni zihniyetini anlatan en güzel figürler var.

Tablonun ortasında, kanatlarını açmış büyük bir kartal figürü bulunuyor.

SARIKLI VE SARIKSIZ PAŞA

Bu, Bulgaristan'ı temsil ediyor.

İki kanadından birinde büyük bir ‘‘haç’’, ötekinde ise aynı büyüklükte bir ‘‘ay yıldız’’ figürü yer alıyor.

Altında da ‘‘Responsabilitas’’ kelimesi yazılmış.

Anlamı ‘‘Sorumluluk’’...

Üçüncü tabloda ise sarıklı bir Türk ile eski giysili bir Bulgar askeri bulunuyor.

Onun altında da ‘‘Toleranzia’’ yani ‘‘Hoşgörü’’ kelimesi okunuyor.

Ahmet Doğan'a, bu haç ve ay yıldız ‘‘Türk ve Bulgar'ı mı ifade ediyor?’’ diye soruyorum.

‘‘Bu çok aktüel bir sembol. 11 Eylül'den sonra daha da aktüel hale geldi. Bu Doğu ile Batı'nın beraberliğini simgeliyor’’ diyor.

AVRUPA MODELİ DOĞUYOR

Sofya'da iki gün boyunca ‘‘Hak ve Özgürlükler Partisi’’nin yönetici ve milletvekilleriyle sohbet ettim.

Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu parti, Bulgaristan'ın Avrupa Birliği'ne girişinde en kuvvetli kozlarından biri olacak.

Çünkü hem Türk tarafı, hem Bulgar tarafı Avrupa'da şu ana kadar görülmeyen bir modeli gerçekleştiriyor.

İNTİHARDAN ELÇİLİĞE

Beni en çok etkileyen şey şu oldu.

Hükümet içinde bir koalisyon var. Ama bu koalisyon öyle zoraki bir beraberlik havasında değil.

Türk kökenli milletvekillerinin ve bakanlarının Bulgar kökenlilerle ilişkileri son derece doğal ve arkadaşça.

Hak ve Özgürlükler Partisi, Bulgaristan'da anahtar parti haline gelmiş.

Yani Almanya'da Yeşiller ve Hür Demokrat Parti'nin gördüğü işlevi görüyor.

Ama en güzeli bunu son derece büyük bir sorumluluk bilinci ile yapıyor.

Bizi gezdiren Çavuşev, Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı'nın görevlisi.

Babası, 1989 yılındaki isim değiştirme baskılarına dayanamayıp kendini asmış.

Ahmet Doğan, partinin Teşkilat Başkanı Kasım Dal ve öteki milletvekillerinin çoğu, o yıllarda 4-5 yıl happislerde yatmışlar.

Ama hiçbirinde en küçük bir intikamcılık duygusu, ‘‘rövanşizm’’ arzusu yok.

Yepyeni duygularla, yepyeni bir parti inşa etmişler.

PARTİLİ VALİ

Bazı Bulgarlar Ahmet Doğan'ı Bulgaristan'ın en yapıcı ve iyi politikacısı olarak görüyorlar.

‘‘Hak ve Özgürlükler Partisi’’ yeni dönemde çok sorumlu ve psikolojileri kollayıcı bir politika izliyor.

Mesela Sofya valiliği kendilerine verilmiş.

Oraya kendileri bir vali tayin etmişler. Ama bu göreve, Türk asıllı bir kişiyi değil, partiye yakın bir Bulgar'ı tayin etmişler.

Yeni cumhurbaşkanı da Türklerin oylarıyla seçildi.

Seçildiği akşam basın toplantısında gazeteciler kendisine sormuşlar:

‘‘Bulgaristan'ın artık bir Türk büyükelçisi de olabilecek mi?’’

Cumhurbaşkanının cevabı şu olmuş:

‘‘Elbette olacak. Bunda geç bile kaldık...’’

Biraz önce sözünü ettiğim Çavuşev de bugünlerde büyükelçiliğinin onayını bekliyor.

Onun gönlünde Ankara'ya büyükelçi olmak var. Ama parti bu gibi konularda çok hızlı gitmek istemiyor.

O nedenle başka bir ülkeye büyükelçi gitmesi görüşü daha ağırlık kazanmış.

KRAL'A SORULAN SORU

Bulgaristan kendi içindeki vatandaşlarıyla uyumlu biçimde ve bu yüzyıla yakışan bir şekilde yaşamayı öğreniyor.

Başbakan Simeon, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun açılışı için New York'a gittiğinde, çok sayıda yabancı ülke temsilcisi kendisine bu işi nasıl başardıklarını sormuş.

Sormakta haklılar.

Bundan daha 10-12 yıl önce bir etnik grubun tamamen silinmesine yönelik bir politika izleyen bu ülke, şimdi aynı insanlarla çok güzel bir ‘‘birlikte yaşama’’ modeli geliştiriyor.

Bu nasıl gerçekleşiyor diye sorarsanız, cevabı ‘‘Hak ve Özgürlükler Partisi’’nin duvarlarındaki o üç kelimede saklı:

‘‘Hürriyet, sorumluluk ve hoşgörü...’’

BİRİLERİ DAHA OKUMALI

Bana göre bugün Bulgaristan'ın en büyük gücü, işte bu ‘‘anayasal vatandaşlık’’ gerçeğinde yatıyor.

Bu yazının başında, ‘‘HADEP'liler bu yazıyı mutlaka okumalı’’ demiştim.

Sonunu da şu cümleyle bağlamak istiyorum.

‘‘Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün yetkilileri ve siyasileri de bu yazıyı mutlaka okumalı.’’


Business’in Bulgarcası



BULGAR yetkililerle tercüman aracılığıyla konuşurken, konuşmalarında sık sık ‘‘business’’ (iş) kelimesinin geçtiği dikkatimi çekiyor.

Neden diye merak ettim.

Meğer komünizmden yeni çıkmış Bulgaristan'ın dilinde ‘‘business’’ kelimesini karşılayacak bir kelime yokmuş.

O nedenle İngilizcesini kullanıyorlarmış.

Dikkatimi çeken bir başka ekonomik kavram daha vardı.

İngilizce ‘‘market’’, yani ‘‘pazar’’ kelimesinin de karşılığı yok. Ama onun yerine İngilizce değil, Türkçe bir kavramı kullanmayı tercih ediyorlar.

Bildiğimiz ‘‘pazar’’ kelimesini.
X