"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Karşıyaka sadece bir spor kulübü değildir

Karşıyaka belki de Türkiye’nin en önemli sivil toplum örgütlerinden biridir. O yüzden bu camia sportif olduğu kadar sosyolojik bir olgudur. Hatırlatmak istedim.

 

Ayçe Dikmen’in pazar röportajını okumuşsunuzdur.
Ayçe’nin konuğu NBA oyuncusu Hidayet Türkoğlu’ydu.
Türkoğlu, basketboldaki gururumuz, Türk basketbolunu dünyanın en önemli ligi olan NBA’de ilk temsil edenlerden biriydi.
Bir sözü benim çok ilgimi çekti.
Hidayet diyor ki...
“Karşıyaka seyircisi müthişti, hayrandık. Karşıyaka en zorlu deplasmanlardan biriydi.”
Ve devam ediyor:
“Karşıyaka zorlu bir rakipti. Seyircisi müthişti, en iyi taraftarlardan biriydi Türkiye’de. Çok organize bir seyircisi vardı, takımlarını müthiş motive ederlerdi. Çok çekinirdik. Tabii seyirci bu coşkusunun karşısında iyi bir takım görmek istiyor. Ekonomik durum, yapılacak yatırımlar basketbolu etkiliyor. İzmir’de de bu anlamda gelişmeler olmalı, yatırımlar yapılmalı. Yoksa basketbol geri gider. Umarım buna çözüm bulunur ve İzmir basketbolu eski coşkulu günlerine döner...”

Hidayet Türkoğlu’nun bu sözleri beni, Karşıyaka’nın hem lig, hem Cumhurbaşkanlığı kupasını kazandığı o günlere götürdü.
Müthiş bir jenerasyon yakalanmıştı, Amerikalı transferler de takıma uyum sağlamıştı. Daha da önemlisi; Karşıyaka kendi çocuklarıyla, gençleriyle kurgulanmış bir takımla zafere ulaşmıştı.
O rüzgar yıllarca etkisini gösterdi, o kısa başarı bile Karşıyaka’nın basketbol altyapısının hep güçlü olmasını sağladı.
O efsane takım birkaç yıl içinde Türkiye’nin diğer kulüplerine dağıldı ama yeşil kırmızı sevgisi ve formasıyla perçinlenen başarıları asla bir daha gösteremediler.

Ben olsam...
Yani Karşıyaka’yı yönetenler yerinde olsam...
Karşıyaka’yı yönetecek adaylar arasında olsam...
Hidayet Türkoğlu’nun bu sözleri üzerine çok düşünürdüm.
Önce ne yaptığıma bir bakardım, geçmişteki başarısızlıklar üzerine odaklanacağıma, geçmişin hesaplaşması içinde yorulacağıma...
Bu örnekleri hatırlardım.
Hidayet gibi profesyonellerin bile çekindiği bir deplasman takımı, yeni bir jenerasyon nasıl yakalayacağıma kafa yorardım.
Çünkü basket dışında da futbolda da, yelkende de, voleybolda da bu başarılar yakalanmıştı.
Bu ruh zaten Karşıyaka’nın içinde vardı.
Bana göre yöneticilik işte bu koşullarda ortaya çıkıyor. Ya da ben öyle birilerini görmeyi arzu ediyorum.

Her yeni yönetime şans verilmesi gerektiğine inandım bugüne kadar... Her başkanın nasıl yoğurt yiyeceğine bakmak gerektiğine inandım.
O yüzden Karşıyaka’daki gelişmeleri izlemeye çalıştım.
Herkes gibi...
Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim.
Karşıyaka’da bir şeyler ters gidiyor. Bunu sadece yönetime bağlamıyorum. Bunun içinde taraftar da var, camiayı ayakta tutan önemli kurumlar da, sivil toplum örgütleri de...
Ama bir şeyler var.
Her yerden bir rüzgar esiyor, öylesine esiyor ki... Bir uğultu var.
Oysa Karşıyaka genel kurulunu daha yeni yapmış, yeni bir ekibi işin başına geçirmiş. Buna rağmen bu uğultu azalmıyor, aksine daha da artıyor.
Niye bu noktaya gelindi, neden bunca iletişim kazası yapıldı bilemiyorum.
Ama bildiğim şu ki...
Karşıyaka camiasının Türkiye’nin en önemli, en büyük ve en geleneği olan camialardan biri olmasıdır. Karşıyakalılar için elbette zirveye oynamak, şampiyonluklar kazanmak önemlidir. Ama daha da önemlisi, Karşıyaka’nın sadece bir kulüp olmadığıdır.
Karşıyaka, belki de Türkiye’nin en önemli sivil toplum örgütlerinden biridir.
O yüzden bu camia sportif olduğu kadar sosyolojik de bir olgudur.
Hatırlatmak ve istedim.

X