Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kars’ta doğdum Mars’ta ölmek istiyorum

    BİRCE BORA/ LONDRA
    03 Eylül 2013 - 01:34Son Güncelleme : 03 Eylül 2013 - 13:59

    "Mars One" projesiyle Mars’a geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmak için gönüllü olan 11 Türk arasında tek kadın olan akademisyen Güler Ergun, Londra’da Hürriyet’e konuştu.

    HOLLANDALI “Mars One” şirketinin 2023 yılında Mars’a kurmayı planladığı kolonide yaşayacak dört astronotun belirlenmesi için seçmeler Nisan ayında başladı. Dünya’ya veda edip Mars’a yerleşmek için başvuruda bulunan on binlerce kişiden biri de Imperial College London Matematik Departmanı’ndan Türk bilim insanı Güler Ergun.

    Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitimi aldıktan sonra yüksek lisans projesini İsviçre’deki CERN’de yapan Güler Ergun’la neden uzay yolculuğuna çıkmak istediğini ve bu projenin insanlığa neler kazandıracağını konuştuk.

    “Mars One” görevi için gönüllü olma kararını nasıl verdiniz?
    Ben bir bilim insanıyım. Hayatımın amacı merak etmek, sorgulamak ve öğrenmek. Bilgisayar programcılığı, nerobiyoloji, teorik fizik, matematik... Bütün bu alanlarda yaptığım bilimsel çalışmalar beni tek bir soruya yönlendirdi “Biz kimiz ve evrendeki yerimiz ne?” Bu büyük soruyu cevaplamanın en iyi yollarından biri de elbette “Mars One” gibi bir projeyle başka bir gezegene doğru yola çıkmak... Benim doğum yerim Kars. Mars ve Kars… Hayatıma Kars’ta başladım, Mars’ta bitirmek istiyorum. Daha iki yaşındayken bir radyoyu içindeki insanları görebilmek için parçalarına ayırmış, insanları bulamayınca da tekrar bir araya getirmiştim. Hâlâ hayata bakışım aynı. Çevremi anlamak, merakımı gidermek için yaşıyorum. Evrenin her geçen gün büyüdüğünü, genişlediğini biliyoruz. Ancak evren genişlerken insanlığın bilgi birikimi de artıyor. Bence böyle hayaller, projelerle evreni ve kendimizi anlamaya her gün bir adım daha yaklaşıyoruz.

    Mars’ta bir koloni kurulması sizin için neden bu kadar önemli?
    Mars’ta kurulacak bir koloni sayesinde elde edilecek yeni bilgilerin değeri ölçülemez ancak her şeyden önce radyoaktif bir gezegen olan Mars’ta kurulacak bir koloni ya da en azından bunun için yapılacak çalışmalar dünyanın değerini anlamamızı sağlayacak. İnsanlık, dünya liderleri başka bir gezegende bir hayat kurmanın ne denli zor olduğunu anlayacak ve Dünya’yı nükleer savaşlarla mahvedersek geleceğin neye benzeyeceğini görecek. Ayrıca Mars’ta kurulacak bir koloni bilime özgürlük getirecek. Bugün bilim insanları bazı deneylerde gezegene zarar verecekleri korkusuyla çekimser davranıyor. CERN’deki parçacık hızlandırıcı bir nükleer felaket olasılığı nedeniyle yerin altına gömülü olarak kurulmuş durumda. Ancak bu bilimsel deneyler Mars’taki kolonilere taşındığında insanlık çok daha özgürce davranabilecek. Nükleer bir felaket tehlikesi olmadan ya da doğayı mahvetme kaygısı yaşanmadan bilim çok daha hızlı bir şekilde ilerleyebilecek.

    “Mars One” projesinin gerçekten başarıya ulaşabileceğine inanıyor musunuz?
    Bu projenin on yıl sonra hayata geçirilmesi planlanıyor. Bugünkü bilimsel ilerleme hızında on yılda çok şey başarılabilir. Daha şimdiden Mars’ta dolaşan bir robotumuz var ve geçtiğimiz günlerde bir test tüpünde yapay minik bir beyin yaratmayı başardık. Bu yakın bir gelecekte düşünebilen, kendi kararlarını alabilen gerçekten ‘’akıllı’’ robotlar üretebileceğimiz ve bunları Mars’a yollayabileceğimiz anlamına geliyor. Bunu başarabilirsek bu robotlar insanlardan önce Mars’a gider ve koloninin temelini atar. Temel yaşam şartları sağlandıktan sonra gezegene ayak basan bilim insanları da görevi akıllı robotlardan devralabilir ve koloniyi geliştirmeye devam eder. Bence bu gerçekleştirilmesi mümkün bir proje sadece insanlığın bu rüyaya inanması gerekiyor. Bilim kurgunun bilimin gerçeğine dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Ben iyimserim, dediğim gibi önemli olan inanmak.

    “EV DEKORASYONLARINA BAYILIYORUM MARS’TA İŞE YARAYABİLİR”

    Proje gerçekleşirse tüm dünyadan sadece dört kişi bu tarihi yolculuğa çıkacak. Bu dört kişiden biri olmak için gerekli özelliklere sahip olduğunuza inanıyor musunuz?
    Ben Mars’ta elektronik, matematik, bilgisayar programcılığı bilgilerimle yararlı olabileceğimi düşünüyorum. Ayrıca bu yolculuğun sosyal bilimler alanında da önemli araştırmalara imkân sağlayacağını düşünüyorum. Sonuçta farklı alt yapılardan, farklı ülkelerden dört kişi tamamen yalnız başlarına tarihi bir yolculuğa çıkacak. Bu konuda yararlı veriler toplayabileceğimi ve önemli analizler yapabileceğimi düşünüyorum. Bir de ben ev dekorasyonuna bayılırım! Mars kolonisini yaşanacak bir yer haline getirme konusunda bu özelliğimin çok işe yarayacağını düşünüyorum.

    Dönüşü olmayan bir göreve çıkma, Dünya’yı geride bırakma fikri sizi korkutmuyor mu?
    Bu gezegeni çok seviyorum ancak onu ardımda bırakmaktan da korkmuyorum. Mars’a yapılacak dönüşü olmayan bir yolculuk kulağa bir intihar göreviymiş gibi geliyor biliyorum. Bir kez o kapsülün içine girip Mars’a doğru yola çıktınız mı bu işin dönüşü yok! Ama en kötü ne olabilir ki? Bazı şeyler ters gider ve yolda ölürsem... Yıldız tozuna dönüşürüm. Bu ölmek için çok güzel bir yol! Ve eğer olur da başarılı olursak insanlığa çok önemli bir katkı sağlayıp tarihe geçeriz. Projenin insan ırkına ve bana katacağı şeyler o kadar çok ki, riskleri önemsemiyorum ve korkmuyorum. Ve sonuçta tek bir insanın hayatının değeri nedir ki… Hayatınızın bir amacı olmalı. Bir uçağa binmek de aynı derecede riskli olabilir. Tamam, belki risk aynı oranda büyük değil, ancak Mars yolculuğunun sonunda elde edeceğiniz ödül de o denli büyük. Bu her şeyi kabul edilir hale getiriyor.

    Yine de Dünya’dan özleyeceğiniz şeyler olacaktır...
    Elbette. Ben tam bir doğa aşığıyım. Mars’a gidersem çiçekleri, ağaçları genel olarak yeşili özleyeceğim. Dürüst olmak gerekirse Mars görevi için başvurumu yaptıktan sonra bir an için kendimi bu küçük mavi gezegene uzaktan bakarken hayal ettim ve eğer gidersem onu çok özleyeceğimi düşündüm. Bu hissi çok iyi biliyorum çünkü son 20 senedir İngiltere’de yaşıyorum ve Türkiye’ye buradan baktığımda aynı özlemi ve burukluğu hissediyorum. Dünyayı geride bırakmanın da buna benzer bir his olacağına inanıyorum. Bir de seçilirsem annemi çok özleyeceğim. Ama şöyle bir gerçek var ki ben Londra’dayım annemse Türkiye’de ve biz zaten genelde telefonla iletişim kuruyoruz. Mars’tayken değişen tek şey annemle konuşurken sesin iletilmesinin yaklaşık yedi dakika alacak olması.

    Başka bir gezegende yalnız olmanın yarattığı psikolojik baskı ile nasıl baş edeceğinizi düşünüyorsunuz?
    Mars’a gidersem kesinlikle kendimi insanlıktan, toplumdan kopmuş, izole olmuş hissedeceğimi düşünmüyorum. Hatta tam tersi Mars’ta yaptığım her şeyin burada Dünya’da bir etkisi olacak. Bu da kendimi hâlâ toplumun bir parçası gibi hissetmemi sağlayacak. Yani hâlâ bir anlamda yaptığım araştırmalar, yayınladığım makalelerle ben dünyada, insanlıkla birlikte olacağım. Ben hayatta önemli olan tek şeyin bilgi ve hayaller olduğuna inanırım. Sadece bu tip şeylere değer veren bir insan olarak da bilim aşkıyla dünyayı geride bırakıp Mars macerasına atılmak benim için çok kolay. Ben insanlığın bilgi birikimine bir katkı sağladığım, bilime yakın olduğum sürece kendimi insanlığın bir parçası olarak hissederim zaten. Eğer insan ırkının gelişmesine şu ya da bu şekilde bir katkı sağlayabilirsem bu benim için yeterli olur. Ayrıca bu yolculuğun araştırmalarımda çok daha verimli olmamı sağlayacağına da inanıyorum. Ben bazen hapse girsem, gündelik hayatın dikkat dağıtan detayları ortadan kalksa daha verimli çalışırım diye düşünürüm. Mars yolculuğu bu anlamda aradığım fırsat olacak.

    Eğer seçilirseniz ekipte sizinle birlikte nasıl insanların yer almasını istersiniz?
    Ekipte herkesin çok yönlü olması gerekiyor. Dört kişilik ekibin tamamı her işten anlamalı. Sonuçta böyle bir görevde bir aşçı götürüp sen yemeklerden sorumlusun demek gibi bir lüksümüz yok. Seçilecek herkesin benim gibi bilimin birçok dalında bilgi sahibi, bilimsel düşünceyi benimsemiş ve bütün görevlerde rol oynayabilecek çok yönlü kişiler olması gerekiyor. Ve bir kez Mars’a doğru yola çıkıldığında bütün ırklar, dinler, etnik kökenler ve milliyetler geride bırakılmalı ve oraya sadece insan olarak gidilmeli. Bence cinsiyetler arasındaki dengenin sağlanması için iki erkek iki bayan gitmeli ve seçilen kişiler 30 ya da 40’lı yaşlarında olmalı. Çünkü bu yaş grubu hem görevin ağırlığını anlayabilecek kadar olgun hem de Mars’a gider gitmez yaşlanıp ölmeyecek kadar gençler.

    İngiliz vatandaşısınız ve son 20 yıldır burada yaşıyorsunuz. Neden başvurunuzu Türk kimliğinizle yaptınız?
    Evet, benim İngiliz vatandaşlığım da var ancak başvurumu bir Türk olarak yapmak istedim çünkü Mars görevine aday olmuş başka bir Türk kadını yoktu. Bu tip projeler cinsiyet eşitliği için çok önemli. Çünkü bilimsel düşünce cinsiyetsizdir. Bilim geliştikçe eşitlik gelir. Kadınların bu alanda kendi yeteneklerini göstermeye başlamaları gerek. Türkiye’den benim adaylığıma destek vermelerini istiyorum. Destek vermeyenler de gönüllü olmayı düşünmeli. Belki ben seçilmesem de onlar seçilir. Mars’a gidecek ilk dört kişiden sonra bu proje sona ermeyecek, her yıl dört kişi daha gönderilecek, yani herkesin bu tarihi deneyimin bir parçası olma şansı var!

    Etiketler: mars , Mars One , Güler Ergun
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı