Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karne, saat, gemicik ve saire!

TAYYİP Erdoğan miting meydanlarında elindeki bir belgeyi ahaliye gösteriyor:

"Muhterem vatandaşım, CHP demek kıtlık demektir, yokluk ve karne devri demektir. Bunlar ekmeği bile karneye bağladılar. Vatandaşı aç bıraktılar..."

Allah Allah, demek ki CHP ekmeği bile karneye bağlamış. Herhalde yeni bir şeydir. Acaba ne zaman olmuş? Başbakan bunları söylediğine göre elbette bir bildiği vardır! Sonra elindeki belgeyi mikrofondan açıklayıp herkesi meraktan kurtarıyor:

"Bakınız, 1944 yılında bir vatandaşımızın nüfus cüzdanı. İşte damgalar, mühürler. Ekmeği karneye bağladıklarının ispatı."

Bir başbakan bu kadar "bilgisiz" olabilir mi? Sözünü ettiği 1944 yılında İkinci Dünya Savaşı olanca hızıyla devam ediyordu. Türkiye dört bir yanından savaşla kuşatılmış durumdaydı. En zor günleri yaşıyorduk. Sadece ekmek değil, her şey karneye bağlıydı.

Dahası, bütün Avrupa’da durum böyleydi. İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Bulgaristan, Yunanistan, İtalya.. Her yerde savaş nedeniyle yokluk ve kıtlık vardı. Bütün gıda maddeleri, özellikle ekmek karneyle veriliyordu. Yani karaborsayı önlemek için herkese kısıtlı bir miktar.

Tayyip Bey tarih bilmiyor. Türkiye’nin yakın geçmişini ise hiç bilmiyor. Okumamış, öğrenmemiş. Eğer bilseydi bu komik, anlamsız lafları söylemez, CHP’yi vurmak için 1944 yılından, 63 yıl öncesinden örnek vermeye kalkışmazdı. Hayret, karşımızda savaş döneminden bile medet uman biri var!

* * *

Fakat para işlerini, satış yapmayı çok iyi biliyor. Kolundaki on binlerce dolar değerindeki saati Baykal’a miting kürsülerinden satmaya çalışıyor:

"Ver 15 bin dolar sana satayım. Yok yok, 10 bin dolara da fit oldum. Ver parayı, al saati."

Bu sözler, bu ifadeler, bu yapmacık tavırlar bir başbakana yakışıyor mu?

Yakın zamana kadar yandaş işadamlarından burslu okuyan oğlu, şimdi birkaç milyon dolar bastırıp gemi satın aldı.

Erdoğan oğlunu savunmak için çıktığı ekranlarda bunun gemi değil, "gemicik" olduğunu söyledi! Böylece Türkçemize yeni bir sözcük daha kazandırmış oldu: Gemicik!

Öyle ya, gemi var gemicik var.
Başkası alırsa gemi, beyefendinin oğlu alırsa gemicik! Başkalarında olursa para, bunlarda olursa paracık! Başkaları alırsa villa, bunlar Türkiye’nin dört bir yanında alınca villacık! Başkaları yapınca yolsuzluk, bunların adamları yapınca yolsuzlukcuk!

Yerseniz!

* * *

Bunlara destek veren gazeteler her gün yaklaşık 1 milyon 500 bin adet satılıyor. Ama nasıl? En az bir milyon gazete evlere, işyerlerine, devlet dairelerine bedava dağıtılıyor. Bu olayda trilyonlar dönüyor.

Nereden geliyor bu değirmenin suyu?
AKP iktidarı, yandaş basının üzerine bu konuda niçin gitmedi ve gitmiyor?

* * *

CHP
ve MHP gümbür gümbür geliyor. Her iki partinin de açık, net beyanları var:

"Dokunulmazlıkları kaldıracağız. AKP döneminin hesabını soracağız."

Devlet Bahçeli
daha da ileri gitti ve "Sormazsam namerdim" dedi.

Seçim sonrasında ister iktidarda olsunlar, ister muhalefette, bu hesabın sorulması şart oldu. Eğer sormazlarsa, iki elimiz bu kez onların yakasında olacaktır. O takdirde biz onlardan hesap sorarız...

Çünkü 22 Temmuz sonrasının en güncel konusu, bu iktidarın gerek devlet dairelerinde ve gerekse belediyeler ve belediye şirketlerinde yaptığı yolsuzluk ve usulsüzlükler, devletin-milletin parasının, malının mülkünün eşe dosta, yandaşlara, yabancılara peşkeş çekilmesi olacak.

Başbakan da bu gerçeği gördü ve korkuyor. Dün Isparta’da "Tek başımıza iktidar olamazsak siyasetten çekileceğim" diye boşuna konuşmadı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI