« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Kariyerim başlamadan bitecek

Trabzonspor'un savunma oyuncusu Giray Kaçar, üç kez milli takıma çağrıldığını ancak oynama fırsatı buladığından yakınarak, “26 yaşına geldim ve artık bir yerden başlamam gerekiyor. Yoksa milli takım kariyerim başlamadan bitmek üzere” dedi.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Giray Kaçar, Futbol Federasyonu'nun aylık dergisi Tam Saha'nın şubat sayısına verdiği röportajda, bugüne kadar ikisi Hacettepe'de, birisi de Trabzonspor'da olmak üzere üç kez milli takım kadrosuna davet edildiğini, ancak hiç oynama fırsatı bulamadığını belirterek, “Bir kere Milli takım benim için çok özel. Milli maçları televizyon karşısında izlerken bile yerimde duramam. O kadar heyecanlanıyorum. Hedefim Milli Takım'a gittiğim zaman oynayabilmek. 26 yaşına geldim ve artık bir yerden başlamam gerekiyor. Yoksa Milli takım kariyerim başlamadan bitmek üzere. Kendime güveniyorum ve oynadığım zaman kimseyi yanıltmayacağımı biliyorum. Gelecek daveti hasretle bekliyorum” dedi.

Giray, 8 yıldır profesyonel olarak futbol oynadığını, bugüne kadar ne bir kişiyle kavga ettiğini ne de bir rakibini sakatladığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Sadece bu sezon Emenike ile talihsiz bir pozisyonumuz var ama onda da ben yere düştüğümde ayağı altımda kaldı. Allah'tan önemli bir sakatlık olmadı. Sadece maçlarda değil, antrenmanlarda bile arkadaşlarıma karşı ne sert bir hareketim ne de kötü bir sözüm vardır. Bu benim özellikle önem verdiğim bir konu. Bakın, oyuncu arkadaşlarımızla maçlarda, kamplarda veya başka bir yerde sürekli bir araya geliyoruz ve ben hepsinin yüzüne gönül rahatlığıyla bakabiliyorum. Stoper denildiği zaman, sert, agresif hatta biraz da kabadayı oyuncu tipleri akıllara geliyor. Ama ben sadece futbolumu oynama bakıyorum. Bazen sert müdahaleler de yapıyorum ama rakibime karşı asla kasıtlı bir harekette bulunmamaya özen gösteriyorum. Faul yaptığımda da yüzde 99 özür dilemişimdir.”

“ŞAMPİYONLUK GÖRMEK İSTİYORUM”

Tüm futbolcuların bu işten ekmek yediğini dile getiren Giray, “Ben oyun sırasında bir faule maruz kalıp yere düştüğümde annemin, ablamın neler hissettiğini, maçtan sonra beni nasıl aradığını çok iyi biliyorum. Aynı şey rakip oyuncu için de geçerli. Onların da anneleri ya da bir aileleri var. Bunu düşünerek daha sakin ve temkinli oynuyorum” ifadesini kullandı.

Sezon sonunda bitecek olan sözleşmesini 3 yıl daha uzattığını anlatan Giray, “Bu üç yılda mutlaka bir şampiyonluk görmek istiyorum. Trabzonspor'un şampiyonluk için çok beklediğini düşünüyorum ve yaşanacak şampiyonluğa katkıda bulunmak istiyorum. Bunun yanında Milli takımda oynamak ve eğer bir transfer yapacaksam da yurt dışına gitmek istiyorum” diye konuştu.

Giray, ligde en beğendiği oyuncunun Selçuk İnan olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Selçuk İnan'ı çok beğeniyorum. Bu sezon savunmanın önünde oynuyor ve onun ne kadar yararlı bir oyuncu olduğunu daha iyi gözlemliyorum. Savunma oyuncuları, orta sahadaki arkadaşlarının kendisini göstermesini, boşa çıkıp top almasını, aldığı topu olumlu kullanmasını, rakip ataktayken de topu kesmesini ister. Selçuk bunların hepsini yapıyor. Hem savunma hem de hücum anlamında çok etkili bir oyuncu. Ben Selçuk'u Türkiye için çok ekstra bir oyuncu olarak görüyorum. Ona gerçekten hayranım. Herkes yabancı oyuncuları konuşuyor ama biraz da yerli oyuncularımıza bakmamız ve onların değerini bilmemiz gerekiyor. Bir de gerçek kapasitesini ortaya koyduğu zaman Yattara çok özel bir oyuncu. Dilerim ikinci yarıda o da takıma büyük katkıda bulunur.”

İKİ ANI

Giray Kaçar, röportajda Trabzon'da yaşadığı iki anıyı şöyle anlattı: “Bir keresinde alışveriş merkezinde otururken yanımıza bir teyze geldi ve 'Sizin yüzünüzden yemeğim yandı' dedi. 'Niye teyze, biz senin yemeğine ne yaptık?' diye sordum. 'Mutfakta ocağın üzerinde yemeğim vardı ama ben içeri geçmiş maçı seyrediyordum. 'Takım gol atana kadar mutfağa gitmeyeceğim' dedim ve sizin yüzünüzden yemeğim yandı' cevabını verdi.
Bir keresinde de çok duygulandığım bir olay yaşadım. Cuma namazına gittiğimizde caminin avlusunda bir cenazeyle karşılaştık. Tabutun başında da 16-17 yaşlarında çok üzgün bir çocuk duruyordu. Namazdan çıktığımızda çocukla göz göze geldim. Beni tanıdı ve gülümsemeye başladı. Karşılıklı selamlaştık. Ağlamak üzere olan bir insanı gülümseten şey Trabzonspor'a duyduğu sevgiydi. O anı hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor.”

Bunları da Beğenebilirsiniz