Karıma hálá aşığım ve onu çok kıskanıyorum

Merhaba Güzin Abla, denk geldikçe köşeni okuyor, cevaplarına bazen katılmasam da, her zaman doğruları söylememenin faydalı olduğuna da inanıyorum.

Ama sevdiğinin hiç kıskanmamasından yakınan kıza cevabını okuyunca, kendi yaşantımı düşündüm ve haddim olmayarak sana katılmadığımı yazmak istedim.

Şu anda 45 yaşındayım. 1982 yılında, aynı okulda okuduğum, kız kardeşimin bir arkadaşına aşık oldum. Ve daha okurken evlendik. Onunla karşılaşmadan önce sosyal kişiliğim nedeniyle birçok kızla çıkmıştım. Bazılarına aşık olduğumu sandım. Ama hiçbir zaman kıskanmadım. Hiçbiriyle çok ileriye gitmedim. Başkalarıyla dolaşmaları da pek umurumda olmadı. Oysa eşimle tanıştıktan sonra, kıskançlığın ve aşkın ne olduğunu anladım.

Herkesin modern, rahat dediği ben, tutucu feodal biri oldum. Eşim de benden pek farklı değildi. Birimizden birimiz, karşı cinsten biriyle konuştuğumuzda, bitmek bilmez kavgalarımız başlardı. Evliliğimizin ilk yıllarında güzel geçen zamanlarımızın yanı sıra kavga etmeden de duramadık. Bazen kıskançlığın verdiği sinirle ona vurduğum da oldu. Gurur duymadığım, evliliğimizin ilk yıllarındaki olaylardı. Eşimin de kıskanınca parmağımı kıracak kadar eli ağırdı. Ama eğik kalan parmağıma benden çok üzüldüğüne eminim.

Hiçbir zaman ne onun, ne de benim boşanmak aklımıza geldi. Geriye dönüp baktığımda, maddi sıkıntılar çeksek de kavga etmediğimizi, ama kıskançlıkla körüklenen kavgalarla bugünlere geldiğimizi görüyorum. Bunca yıllık evliliğimizde eşimin beni aldattığını sanmıyorum, ben de onu hiç aldatmadım. Bana fırsat yaratanlara da çocuklarımı anlattım karımı anlattım, benden uzak durmalarını sağladım.

Hálá eşimi tanıştığımız günlerdeki kadar kıskanıyorum. O 41 yaşında ve hálá çok güzel. Gördüğüm birçok genç kızı ondan güzel bulmuyorum. Güzel olanları ise 40’ına gelince de aynı güzellikte kalacak mı, diye düşünüyorum. Ona kur yapacak erkeğin elimden çekeceği var. O benim, o da bana sahip.

Bu yıl ODTÜ İnşaatı kazanan civan gibi bir oğlumuz, Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlanan dünya güzeli ikiz kızlarımız var. Bunca yıllık evlilikten sonra hala kıskançlıktan kavga çıkarmak eşime güvenmemek gibi geliyor. Seneler kıskaçlığıma gem vurmayı öğretti.

Köşeni okudukça, çocuklarımızın güzelliğine bakıp aşkımızın onlara yansıdığını düşünüyorum. Ne kadar şanslıyım. Çok zengin olmasam da, kimseye de muhtaç değiliz. En önemlisi de hep birlikteyiz. Karımı hep kıskandım, her zaman da kıskanacağım. Ne yapayım elimde değil...

RUMUZ: BLAZER

Sevgili okurum, bu içten duygularını benimle paylaştığın için,teşekkür ederim. Bana katılmıyor olabilirsin ama, istisnalar kaideyi bozmaz. Ben, bir insanı eve kapatacak, sokağa çıkarmayacak şeklindeki, hastalıklı bir kıskançlıktan söz etmiştim. Seninki yoğun bir sevginin ve sevdiğini kimselerle paylaşamama eğiliminin getirdiği bir kıskançlık. Düşüncelerini, duygularını ifade edişini, hele o sırnaşıkları uzaklaştırışını çok beğendim.

Tabii tokat atma faslını hiç beğenmedim ama bunu bile içtenlikle anlatmışsın. Üstelik eşin de bunun bir tür sevgi belirtisi olduğunu kabul etmişse, bana halt etmek düşer. Hem bunu evliliğinin ilk yıllarındaki, gurur duymadığın bir tepki olarak nitelendiriyorsun. Bu yazıyla, eski günleri bir kez daha tatlı tatlı anma fırsatı yakalayacaksınız.

Ben böyle bir sevgiye şapka çıkarırım ancak! Sevginizin hep böyle kalması dileğiyle.

Lütfen uzun yazmayın sevgili okurlarım, başa çıkamıyorum

Canım okurlarım, sizden bir ricam var. Cumartesi ekine öykü olabilecek yazılar dışında, mektuplarınızı lütfen çok uzun yazmayın.

Sayfa sayfa yazılara yer bulamadığım için, kısaltacağım diye canım çıkıyor. Sorunlarınızı bir sayfaya sığdırırsanız, kolaylık olur, daha çabuk cevap verebilirim.


Yanlış bir seçim yanlış bir evlilik

Canım ablam, 18 yaşında, sekiz aydır evli bir genç kadınım. Ama eşimle hala birlikte olamadık. Vaginismus tedavisi olmam gerekiyor ama, tek sorun bu değil. Eşimle hiç anlaşamıyoruz. İlişkiye giremememiz sanki yalnız benim hatammış gibi davransa da, benden boşanmıyor. Oysa psikologlar eşimi de suçladı. Nişanlılık döneminde bana karşı zor kullanmasının etkisi olmuş.

Küçük bir ameliyat geçirdim ama hálá birlikte olamadık. Ailelerimiz anlaşamıyor, biz anlaşamıyoruz ama hálá birlikteyiz, buna bir anlam veremiyorum. Acıma duygusu mu, sevgi mi, nefret mi, yoksa kendime olan saygımı yitirmem mi? Evlenmeden önce hayatım çok güzeldi. Herkes tarafından sevilirdim. Komşular, akrabalar arkadaşlarım hep yanımdaydı, hiç yalnız kalmazdım. Herkesi neşelendirirdim, oysa şimdi?

Okulum bittiğinde onunla tanıştım, başından belliydi olmayacağı. Ama o zaman insan kör oluyor. Annesi o askerdeyken vefat etmiş, babasıyla arası bozulmuş ve insanlardan kaçan biriydi. Bakışları beni etkilemişti. Hemen evlilik istedi, hiç düşünmeden kabul ettim, ama hataymış.

RUMUZ: ATEŞ


Sevgili kızım dediğin gibi bu gibi sorunlarda, uzmanlar her iki tarafı da dinliyor ve tedaviyi birlikte yürütüyorlar. Belli ki eşine karşı içinde olumsuz bir birikim var. Bu nedenle ona yaklaşamıyor olabilirsin. Anlaşılan sen ne kadar insan canlısıysan, eşin de o kadar yalnızlığı seviyor.

Sen ise yalnızlıktan bunalıyorsun, bağdaşamadığınız ortada. Evliliğini bir kez daha gözden geçirmende yarar var. Vaginismus sorunu ancak bundan sonra çözümlenebilir, tabii eğer istiyorsan.
Yazarın Tüm Yazıları