Karım yarı Türk, Tommy Hilfiger markasında Türk tadı ve zevki var

Sibel ARNA
18 Kasım 2009 - 00:00Son Güncelleme : 18 Kasım 2009 - 09:12

Kimine göre bir pazarlama dahisi, kimine göre kendini sürekli yenilemeyi bilen bir tasarımcı. Ticarete yatkın bir zekası olduğu bir gerçek.

Ralph Lauren ve Calvin Klein gibi olmak için yola çıktı ve oldu. Bu yıl 24’üncü yılını kutluyor. İlk günden beri Amerikan kültüründen ve yelkencilikten ilham alıyor. 60’dan fazla ülkede tam 1000 mağazası bulunuyor. Ürünlerini 15 yıldır Türkiye’de üretiyor. “Made in Turkey” etiketinden çok memnun olduğunu söylüyor. Tommy Hilfiger’ın (58) Türkiye ile olan bağı geçen yıl perçinlendi. Ünlü tasarımcı bir Türk’le evlendi. Dee diye seslendiği karısının gerçek ismi Deniz Carolina Erbuğ. Babası Türk, annesi İngiliz. Karısıyla birlikte ilk kez İstanbul’a gelen Hilfiger büyülendiğini itiraf ediyor: “Ailemin bir parçası oldunuz. Daha doğrusu ben sizin büyük ailenizin bir üyesi oldum. Türklerin damadı olduğum için gurur ve onur duyuyorum. İstanbul’a daha sık geleceğim, yazın da tatilimi çocuklarımla Bodrum’da geçireceğim.”

*  Asıl adınız Thomas Jacob. Tommy lakabınız. Kim size Tommy derdi?
- Annem. Sonra bütün arkadaşlarım. Markamın adını Tommy Hilfiger koyarken biran tereddüt etmedim.

*  Sizinle ilgili yazılan her yazıda doğuştan ticarete yatkın bir zekanız olduğu söyleniyor. Bir şeyler satıp para kazanmaya başladığınızda kaç yaşındaydınız...
- Beş yaşındaydım. Arkadaşlarıma oyuncaklarımı satıyordum.

*  İlk tasarımınız neydi?
- 11 yaşındayken futbol kaskları ve oyuncak arabalar tasarladım.

*  Bu yıl markanızın 24’üncü yılı. 24 yıl önce bugünlere geleceğinizi düşünür müydünüz?
- Hayır. Amerika’da bazı eyaletlerde popüler olur diye düşünüyordum. Ama bütün dünyanın severek giydiği marka olacağını tahmin etmezdim. Amerika’da yaygınlaşınca dünyaya açılmaya karar verdim.

Logom yelkenden geliyor

*  Tommy Hilfiger’ın logosu Amerikan bayrağına benzerliği ilk günden beri tartışılıyor. Bayrağın renkleri ile bir logo yaratmaktan hiç pişman oldunuz mu?
- Asla. Çünkü ben logomu bayraktan yola çıkarak tasarlamadım. Bu logo benim yelkenciliğe olan merakım sayesinde çıktı. Bayraklı yelken alfabesinde T (Thomas), J (Jacob) ve H (Hilfiger) harflerini simgeleyen bayrakların birleşimi Tommy Hilfiger’ın logosunu yarattı.

*  Amerikan kültürü en önemli ilham kaynağınız değil mi?
- Evet ben Amerikalı bir tasarımcıyım. Ve Amerika’dan ilham alıyorum. Ama marka Tokyo, Dublin, Rio ve İstanbul gibi bir çok dünya şehrinde satıyor. Amacım genç insanlara giyim konusunda alternatif yaratmak. Jeanin üzerine giyebilek ve herkesin zorlanmadan ulaşabileceği şeyler tasarlıyorum.

Söylenenlere aldırmıyorum

*  Bir tasarımcı değil pazarlama dahisi olduğunuz konuşuluyor. Bunu da Time Meydanı’na astığınız 1. R...L, 2. C...K, 3. P....E, 4. T....H. yazılı bilboarddan dolayı söylüyorlar... Haklılar mı?
- Bana pazarlama dahisi demeleri beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü ben ne tasarlarsa tasarlasın iyi bir tasarımcının aynı zamanda iyi bir pazarlamacı olması gerektiğine inanıyorum. Bunu bazen benim iyi bir tasarımcı olduğumu söylemek için yapıyorlar. Ama ben tasarımcı yönümü de, pazarlamacı yönümü de seviyorum.
*  Gerçekten Ralph Lauren, Calvin Klein ve Perry Ellis’gibi mi olmak istediniz?
- Tabii ki. Tekerleği yeniden keşfedemeyeceğimi biliyordum. Pantolon iki bacakladır bu gerçeği kimse değiştiremez. Ben iki bacaklı giysi üzerinde farklılaşıyorum.

Bir Türk’ten ilham alıyorum

*  Bir tasarım ritüeliniz var mı? Nelerden ilham alırsınız?
- Bir sonraki sezonu düşünürüm. Renkleri, kumaşları. Bazen bir insandan, bazen bir filmden, bazen Grace Kelly gibi Amerikan ikonlarından ilham alırım. Bazen vintage ve antik elbise satan dükkanlara giderim. Bazen eski kitap ve fotoğraflardan ilham alırım. Bazen kendi giysi dolabımı açar, yeniden tasarlamak üzere birkaç kıyafet seçerim. Kadın koleksiyonu için eşime danışırım. Ne giymek istersin diye sorarım. Dee benim ilham perim. Aynı zamanda da modelim ve akıl hocam. Mankenlikten emekli oldu, şimdi bir tek benim için mankenlik yapıyor. Müşterilerimizi çok düşünüyor. Fiyatların çok pahalı olmaması konusunda beni uyarıyor. Bedenler konusunda da aynı şekilde. Her bedende kadın Tommy Hilfiger giymeli diyor. Ve tabi çocuk kıyafetleri konusunda da en iyi tavsiyeleri o veriyor. Özetle, şöyle yazabilirsiniz: Tommy Hilfiger markası bir Türk’den ilham alıyor. Türk tadı, Türk zevki dünyanın her yerine yayılıyor. Çünkü karım Dee, yarı Türk.

Dee’yi görünce Türk kızlarının hepsi güzel olmalı diye düşündüm

*  Bir tanışma hikayeniz var mı?
Dee: St. Trope’de tanıştık. 2005’in temmuz ayıydı. Ben oğullarımla sahildeydim. Tommy’de yoga yapıyordu. Yoga eğitmeni aracılığıyla tanıştık. Ertesi gün bizi teknesine davet etti. Birbirimize ısındık ve çok iyi arkadaş olduk. Ben düpedüz aşık olmuştum ama Dee’nin ilk hisleri arkadaşlık seviyesindeydi.

*  Türk asıllı olduğunu öğrendiğinizde ne düşündünüz?
Tommy: Bir kaç gün sonra söyledi, çok şaşırdım. Daha önce bir Türk kızı ile tanışmamıştım. Hepsi bu kadar güzel olmalı diye düşündüm.

*  Gerçek isminiz Deniz değil mi?
- Evet. Deniz Carolina Erbuğ. Bakın yanımda Türk nüfus cüzdanım da var. Bu fotoğraf beş yaşındayken çekilmiş. Benim babam İstanbul’da doğmuş. Sekiz çocuklu bir ailenin en küçüğü. Chicago’ya tıp okumak için gitmiş, doktor olup orada kalmış. Annem ingiliz. Ben Amerika’da büyüdüm.

*  Türkçe biliyor musunuz?
- Hiç bilmiyorum. Babam beni Amerikalı gibi yetiştirmek istedi. Ben de ikinci bir dil daha konuşmaya hiç heves etmedim. Keşke sizinle bu röportajı Türkçe yapıyor olabilseydik.

*  Kendinizi ne kadar Türk hissediyorsunuz. Türk olmanıza has davranışlarınız var mı mesela?
- Yüzde elli Türküm. Ruh halim tıpkı Türkler gibi değişkenlik gösterir. Eskiden sigara içerdim. Bu benim Türk tarafım diyordum. Bir de herkes çok sıcak kanlı olduğumu söyler.

200 kişilik tasarım ekibi aslında az bile

*   Giyinmek bir eğlencedir... Bu sizin en meşhur sözlerinizden biri.. Giyinmeyi eğlence olarak göremeyenlere ne önerirsiniz?
- Sevdikleri rengi bulsunlar. Ve o rengi giyimlerinde sıkça kullansınlar. O zaman eğleneceklerdir.

*  Kendinizi ne kadar ciddiye alıyorsunuz? Markanız kadar kendinizi de tasarlıyor musunuz?
- Kesinlikle evet. Kendimi herşeyimle tasarlıyorum.

Oturduğum mobilyadan, giydiğim gömleğe, taktığım saate kadar ince ince hesaplıyorum.

*  100 kişilik bir tasarım ekibiniz var... Çok kalabalık değil mi?

- Aslında 200 kişi. Ve inanın az bile. Biz küresel bir markayız. Dünya üzerinde 1000’den fazla markamız var. Düğmeten fermuara, kumaştan paketlere kadar hepsini biz tasarlıyoruz. Benim fikirlerimi uygulayacak insanlara ihtiyacım var.

Bizi tercih etsin diye ünlülere para ödemeyiz

*  En çok nerede tasarım yaparsınız?
- Her yerde olabilirim. Bazen restoranda yemek yerken peçete üzerine çizerim, bazen sokakta yürürken aklıma gelen bir fikri cep telofonumdan asistanıma e-mail atarım.

*  Tommy Hilfiger markasının ünlülerle arası nasıl?
- Çok iyi. Bizi tercih etsinler diye kimseye para ödemeyiz. Bazen hediye ediyoruz. Ama Britney Spears, İman, Leonardo Di Caprio, Will Smith, Cameron Diaz, Hillary Swank, Diana Kruger gibi bir çok ünlü kendi paralarıyla da Tommy Hilfiger alıyor.

Türklerin damadı olduğum için gurur duyuyorum

*  İstanbul ve Türkiye hakkında neler söyleyeceksiniz? 
  İki kıta fikri son derece büyüleyici. Türklerin çok çalışkan olduklarını biliyorum. Hayatı olumlu bakıyorsunuz, dost canlısısınız, müthiş bir mizah duygunuz var ve yemekleriniz enfes. Şimdi de ailemin bir parçası oldunuz. Türklerin damadı olduğum için gurur ve onur duyuyorum. İstanbul’a daha sık geleceğim.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı