"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Karda göbek açmak

En sevdiğim şey, iki kolunu yatağa zımbalayıp, gıdısını, omuzlarını kollarının altını ve göbeğini öpmek.

Kafamı bedenine gömmek.

Onu resmen yemek!

İnanılmaz gülüyor.

Güya direniyor, durduğu yerde durmuyor, sağa sola hareket ediyor, çırpınıyor, kıkırdıyor ama biliyorum, mest oluyor.

Kedimden söz ediyorum.

Babam da çocukken bana yapardı.

Ben de, ‘‘Lütfen yapmaaa. Kurtarın beni. İmdaaat!’’ derdim, ama hep, bir daha ne zaman beni sıkıştıracak diye beklerdim.

İnsanlar da kediler gibi iflah olmaz bir şekilde sevilmek istiyor.

* * *

Kedim, bana göbeğini açıyor.

Teslimiyet işareti, güven işareti, masumiyet işareti!

Ki ben, babamın beni sabahları yatağına alıp sıkıştırdığı zamanlardan bu yana epey büyüdüm, her zaman insanlara göbeğimi açamıyorum.

Haliyle, kedimin bu halini gurura bulanmış bir hayranlıkla izliyorum.

Sabahları yumuk yumuk yeni uyanmış gözlerle, ben nasıl yıllar yılı annemin kalkışını fırsat bilip, babamın yatağına taşındıysam, şimdi de kedimin benim yatağıma gelmesini bekliyorum.

Kar zamanları daha çok geliyor. Kar zamanları kedim bana daha çok göbek açıyor. Kar zamanları bana daha çok güveniyor. Çünkü evdeyim, çünkü sürekli onun yanındayım, biliyor.

* * *

Sabah sefaları yetmiyor, gün içinde de, iki seksen parkelerin üzerine sırt üstü yatıp, onu koklamamı ‘‘Issıracağım şimdi seni’’ dememi bekliyor, bu aralar her zamankinden daha fazla şefkat ve oyun istiyor.

Anlayacağınız kar en çok kedime yarıyor!

Bazen, yine onun bedenine gömüldüğümde farkediyorum ki, ‘‘kedi kedi’’ kokuyor. Nedense bu da hoşuma gidiyor. Kafamı onun tenine gömdüğümde hep pudra kokmasını istemiyorum, varsın zaman zaman kendisi gibi de koksun.

Hep aftershave kokan bir adam ister misiniz?

Benimse o adam, istemem.

Sürekli yanımda traşlı dolaşmasını bile istemem.

Bazen ekşimiş kokular, hafif çıkmış, yanak acıtan sakallar hoşuma gidiyor.

Teslimiyet işareti, güven işareti, masumiyet işareti!

* * *

Yine kedimi sıkıştırırken, bozacı geçiyor.

‘‘Bozaaaaa’’ diye bağırıyor.

O, benim bugüne kadar sesini duyup, kendisini tanımadığım adam.

Kar bu işe de yarıyor, ben İsmail Bey'in cismini görüyorum.

Bozasını sırtında taşıyan kocaman bir adam.

Kar İsmail Bey'e de yarıyor!

Bu koca elli adam, işini müthiş bir ciddiyet ve cüssesiyle tezat bir incelikte yapıyor.

Hiç beklemediğim bir anda bana ikram olsun diye sarı leblebiler ve tarçın, yani boza aksesuarı ikram ediyor.

Böylelikle kar ortasında o boza benim gözümde teslimiyetin, güvenin, masumiyetin işaretine dönüşüyor.

* * *

Sadece bir kış bozasının değil, kar zamanının da kendine özgü aksesuarları var.

Ve şimdi ben, ayaklarımın dibinde kedim, onlarla haşır neşirim.

Ancak Kuzey Kutbu'nda giyilecek pantolonları, altında ezileceğim kadar ağır kazakları, saçma sapan atkıları, bereleri, eldivenleri tuhaf gözlükleri müthiş bir ciddiyetle gardrobun en dipinden çıkarıp, yatağın üzerine diziyorum.

Kar bitmeden hepsini giyeceğim!

Bu arada eldivenin teki kedimin ağzında salona doğru yola çıkıyor.

Aldırmıyorum, ben kar kıyafetlerimi düzmeye devam ediyorum.

Belli mi olur belki sokağa çıkarım. Çığ filan düşebilir üzerime! Ben kendimi kardan korumalıyım! Sokaktaki herkes gibi kendime ambiyans yapmalıyım! Kar zamanları, normal günlerde gazete almaya bile üşenen insanların (onlardan biri ben oluyorum) lahana gibi sıkı sıkı giyinip, kar aksesuarlarıyla, en salak şey için yollara düşmelerine bayılıyorum.

Hepimiz insanız ve hoşumuza gidiyor.

Çünkü kar bizi çocuklaştırıyor.

* * *

Bu yazıyı niye yazdım bilmiyorum.

Ortalıktaki saçma sapan kar tartışmaları yüzünden olsa gerek.

Biliyor musunuz, beni hiç ilgilendirmiyor. Masumlaşabileceğim, kendimi biraz olsun bırakabileceğim bir zaman dilimi yakalamışım dibine kadar keyfini çıkarıyorum. Lütfen okullar açılmasın! Daha hiç kullanmadığım kırmızı bir kar gözlüğü buldum. Biraz rüküş ama onu takıp sokağa çıkmak istiyorum...
X