Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karayolları’nın Cevabı: Sürücüler Hatalı!

Tuğrul ŞAVKAY

PERŞEMBE günü Hürriyet-İstanbul’daki yazımın başlığı, 'Karayolları’nın Utanmazlığı' idi. Yazıda karın yağdığı ilk günkü İstanbul anlatılıyordu. O gün bazı İstanbullular evlerine sekiz saatte zor ulaşabilmişlerdi. Çünkü trafik alenen kilitlenmişti.

Yazının yayımlanmasının ertesi günü Türkiye Cumhuriyeti Karayolları (TCK) 17. Bölge Müdürü Yalçın Yumrukçallı telefon etti. Bilgi vermek istediklerini söyledi. İşyerlerine davet etti.

* * *

Cuma gününü Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü’nde geçirdim. Beni aldıkları oda epey kalabalıktı. Yumrukçallı, iki bölge yardımcısı Cahit Turhan ve Asım Öztürk ile trafik başmühendisi Hikmet Erkut’u özellikle bu toplantıya çağırdığını söyledi. Danışarak ve toplu karar almanın bir karayolculuk geleneği olduğunu söyledi. Anlaşılan açıklama yapılırken de bu takım ruhu korunuyor.

Bu arada, ilginç bir rastlantı sonucu, iki kere TCK genel müdürlüğü yapmış olan Atalay Coşkunoğlu’da oradaydı. Coşkunoğlu’nu ilk köprünün yapımından tanıyanlar çoktur. Sonra rahmetli Özal, Kınalı otoyolu yapımı sırasında Coşkunoğlu’nu emeklilikten çekip alarak tekrar genel müdürlük koltuğuna oturtmuştu.

* * *

TCK perşembe günkü yazımda kendilerine haksızlık ettiğimi düşünüyor. Bölge müdürü de personelini savunmakta.

Resmi bir açıklama yapmadılar ama söylediklerini not ettim. Özetle şöyle diyorlar:

'Ekiplerimiz yollara zamanında ana arterlerden başlayarak müdahale etti. Hiçbir yolumuz trafiğe kapanmadı.

Ancak yoğun kar yağışı nedeniyle yeterli görüş mesafesi yoktu.

Yolda buzlanma olmamasına rağmen sürücüler tedbirsizce araba kullandı. En önemlisi ise emniyet şeritlerini işgal ettiler.

Ayrıca sürücüler otoyol üzerinde araçlarını bulundukları şeritte terk etti. Bunların zaten tıkalı olan emniyet şeritlerine çekilmesi işlemi de trafik akışını olumsuz olarak büyük ölçüde etkiledi.

Ara yollardan korkuldu ve kullanılmadı. Dolayısıyla bütün yük ana arterlere bindi.'

TCK’nın bir de sevindiği nokta var: Çevre yollarımızda anılan günlerde kar ve buzlanma nedeniyle yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmemesi...

* * *

Bu söylenenler o gün sekiz saate varan kent içi ulaşımını size açıklıyorsa ne ala.

Açıklamaya yeterli bulunmadıysa da benim elimden gelen bu.

Gerisini TCK 17. Bölge Müdürü Yalçın Yumrukçallı’ya soracaksınız.

Karayolları - Büyükşehir Belediyesi Çekişmesi

Perşembe günü 'Karayolları’nın Utanmazlığı' diye yazıp yiğidi öldürdük. Şimdi hakkını verelim...

Karayolcular önce özellikle kent içindeki her yolun sorumluluğunun kendilerinde olmadığını söylüyorlar ki, doğru. Ama kimin elinin kimin cebinde olduğu da pek açık değil.

Mesela bazı yollar birkaç yıl önce bir protokolle Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiş. Karayolcular Belediye’nin bu işe başlangıçta çok hevesli olduğunu söyledi. Belki bu heves hálá devam ediyor. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin bu işin altından kalkamadığını eklemeden edemiyorlar. Eğer yanlış anlamadıysam, 'bu iş maddi manevi onları aştı' demeye getirdiler. Şimdi protokolü iptal ettirerek kontrolü tekrar ellerine almak istiyorlar.

Bence esas olan İstanbullu’ya hizmet. Bunu kim iyi yapabilecekse o üstlensin. Kimse de kurumsal prestij adına hizmete engel olmasın. Aksine birbirine yardımcı olsun. Bir işbirliğine gidilsin...

Emniyet şeritleri

Karayolculara kızıyorum ama, söyledikleri bazı sözler karşısında sus pus kaldığımı da itiraf edeyim.

Sözgelimi şu emniyet şeritlerinin istismarı, ya da sui-istimali. Her iki sözcük de durumu anlatmaya yetiyor. İstismar, 'sömürme' demek. Sui-istimal (ya da Türçe’deki daha yaygın yazılışıyla suistimal) de 'kötü, fena kullanım' anlamına geliyor.

İstanbul’da uyanık sürücüler, kurallara uyan salaklardan olmadıkları için (!) trafik biraz sıkışmaya başlayınca hemen dümen kırıp emniyet şeridine dalıveriyorlar. Maksat beş on metre -bilemediniz yirmi otuz metre- öne geçmek.

Böyle yapınca gidecekleri yere çabuk ulaşacaklarını sanıyorlar. Çok da yanılıyorlar!

Çünkü böylece yarattıkları trafik anarşisi yüzünden herkesle birlikte umduklarının birkaç misli zamanı trafikte yitirmekteler! Yani erken gideceğim derken geç kalıyorlar ve başkalarını da geç bıraktırıyorlar.

Bu alenen bir suç. Ama bizde cezası yok. Cezası olmayınca da meydan -daha doğrusu emniyet şeritleri- vicdansızlara kalıyor.

Geçen haftaki bir durum olduğunda trafiğin kilitlenmesine mutlaka ciddi bir ölçüde katkıda bulunuyorlar!

* * *

Bir de gözümün önünden hiç gitmeyen bir görüntü var.

Bundan birkaç ay önce, Gazhane tarafından Dolmabahçe Stadyumu’na doğru çıkıyorum. Trafik yine kilitlenmiş durumda. Emniyet şeritleri lebaleb dolu.

O sırada gözüm umarsızca siren çalan bir ambulansa takıldı. Ambulans dakikalarca olduğu yere mıhlanmış gibi kaldı. Bir süre sonra ambulanstan genç bir adam indi. Hıçkırarak ağlıyor, etrafa bağırıp çağırıyor ve çaresizlikten yolu tekmeliyordu.

Büyük bir ihtimalle hastasını o trafik keşmekeşi içinde yitirmişti...

X