Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karayalçın, büyükşehir adayı mı?

İsmet SOLAK

Başkent, zemheriye teslim. Siyaset, ekonomi ve bürokrasi soğuktan titriyor. Başkent gripten hapşırınca, Türkiye hastalıktan kırılıyor.

Sütten ağzı yanmış Ankaralılar, yoğurdu üfleyerek yiyor:

‘‘Ülkeyi kimler yönetecek? Kim başkente başkan olacak?’’

Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin başkentini kim yönetecek? Demokrat ve laik kimlikli bir başkan mı? Yoksa? Zaman sel olmuş akıyor. Ve 18 Nisan'a kalmış üç buçuk ay. Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen, Büyükşehir için adaylığını ilk açıklayan siyasetçi oldu. Sonra, eski İmar İskân Bakanı ve TESAV Başkanı Erol Tuncer aday oldu.

Dün de NTV'de Murat Karayalçın'a sordum:

‘‘18 Nisan geldi geliyor, aday mısınız?’’

* * *

Önce genel çerçeveyi çizdi:

‘‘18 Nisan'da Ankara'nın kaybolmuş beş yılını Ankara'ya ve Ankaralılara kazandıracak birisi aday olmalı.’’

- Peki kim? Karayalçın mı? Bir başkası mı?

‘‘Bu ben de olabilirim, bir başkası da. Benim tercihim, milletvekili olarak siyasete devam etmek. Ama koşullar aday olmamı veya başka arkadaşın adaylığını gerektirebilir. Herhangi birimiz aday olabiliriz. Ama, program mutlaka, Ankara'nın bu kaybolmuş 5 yılını geri almak, daha önceki atılım ivmesini hızlandırmak olmalı.’’

- Başkenti laik ve demokrat birinin yönetmesi için neler yapılmalı?

‘‘Temel koşul, laik ve demokrat kimlikli bir yönetim anlayışı. Bugünkü başkan, maalesef Ankara'yı Osmanlı veya Selçuklu başkenti olarak gördüğünü; bu hayali taşıdığını, böyle bir Ankara yaratacağını söylemişti. Oysa Ankara cumhuriyetçi bir kenttir.’’

Ankara, Osmanlı'dan önce de bir cumhuriyet başkenti idi:

‘‘Sadece TC'nin değil, Ahi Cumhuriyeti'nin de başkenti olmuştu. Böyle bir geleneği var. Payitaht değil, başkent. Atatürk asker ve sivil devrimci arkadaşlarıyla İstanbul'un güzelliklerini, Boğaz'ı ve sarayları bırakıp bu yüzden mi Ankara'yı başkent yaptı bilemiyorum. Bir İsviçreli gazetecinin deyimiyle, ‘20 bin nüfuslu bir Asya köyünü' bu yüzden mi tercih etmişti?’’

Ankara, Atatürk ve cumhuriyetin büyük iddiasıydı! Bir anı:

‘‘Alman eski büyükelçisi bir belge göstermişti. Genç bir Alman diplomat, Alman Büyükelçiliği'nin inşasında Atatürk'ü Berlin'e şikâyet ediyor. Diyor ki: ‘Buradaki, bir cumhurbaşkanı mı, bir inşaat ustası mı anlayamadım. Her gün iki defa uğrayıp fayansları bile sayıyor.' Başkenti kurarken bu kadar özene bezene ilgilenmiş. Önce Ankara'nın bu cumhuriyetçi kimliğini teslim etmek lazım. Ankara çok iddialı bir kent.’’

* * *

Anımsıyorum. Çağdaş ve uygar bir başkent için Karayalçın, Atina'yı gözüne kestirmişti. Atina'nın kentsel standartlarını inceleyip, üç buçuk milyar dolarlık bir yatırım paketini hayata geçirmişti.

‘‘ABD'de kentleşme standartlarını ölçen bir enstitü var. Tüm dünyayı ölçüyorlar. Hava kirliliğinden, asfalt yoluna kadar çok sayıda göstergeleri var. Atina'yı bu göstergelerle izliyorduk. Aramızda üç puan fark kalmıştı. Yakalamak üzereydik. Bu beş yıl, aradaki farkı çok açtı. Şimdi hem 5 yılı, hem daha hızlı bir gelişmeyi yakalamak gerekiyor.’’

Şark kafasıyla nereye varıldığı görüldü. Peki çağı kiminle yakalar?

Kozlar CHP'de. Deniz Bey, anketler yaptırmalı. Üç adayı da çağırıp konuşmalı. Doğan Taşdelen mi? Erol Tuncer mi? İkisi de tanınıp seviliyor. Karayalçın mı? Başkentlilerin doyamadığı bir başkandı Karayalçın. Önseçim mi, merkez yoklaması mı? Karar bu üçlünün elinde değil ki! İkisi açıkladı.

CHP, ‘‘Adayımız sensin’’ derse -bence- Karayalçın da göreve hazır!



X
YAZARIN DİĞER YAZILARI