Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kararsız kalmaya kimsenin hakkı yok

Tufan TÜRENÇ

Bu seçimde ‘‘Oy verecek parti yok’’ diyerek sandığa gitmemek sorumsuzlukların en büyüğü olur.

Çünkü kullanılmayacak her oy radikal partilerin işine yarar, onların Meclis'te daha fazla sandalye kazanmalarını sağlar.

Buna ülkesini seven insanların hakkı olamaz.

Bu ülke bizim. Bu güzellikleri bırakıp gidebileceği bir başka yer yok.

Toprağını koklayabileceğimiz, suyunu yudumlayabileceğimiz, havasını soluyabileceğimiz, güneşinde ısınıp mutlu olabileceğimiz bir başka ülke yok yeryüzünde.

Onun için vatandaşlığın en kutsal görevi olan sandığa gidip oy verme sorumluluğunu yerine getirmeliyiz.

Seçim sisteminin kargaşasından kaynaklanan bıktırıcı bir bekleme süresi gerekse bile oylarımızı inatla kullanmalıyız.

Bu, boynumuzun borcu, çocuklarımızın geleceğidir.

Bu seçimde kararsız kalmaya kimsenin hakkı yok.

Herkes vatandaş olmanın sorumluluğuyla gidip oyunu rejime sahip çıkacak partilere verme bilinci içinde olmalıdır.

* * *

Daha açık yazalım.

Ülkesini seven, laik demokratik cumhuriyete inanan her Türk vatandaşı oyunu kullanırken rejimin geleceğini düşünmelidir.

Bu seçimde karşımızda iki blok var.

Birincisi 55'inci hükümeti oluşturan ve Türkiye'yi Refahyol kábusundan çıkaran ANAP-DSP bloku.

İkincisi Refahyol denemesini yapan ve ülkeyi 28 Şubat'a getiren FP-DYP bloku.

Onların dışında her zaman laik demokratik cumhuriyete bekçilik yapan ve rejimin güvencesi olan Atatürk'ün, İnönü'nün partisi CHP var.

ANAP-DSP koalisyonu döneminde pek çok kişiyi kızdıran bir tutum sergilemesine rağmen CHP Türkiye için her zaman gerekli olan bir partidir.

CHP'nin Meclis'te bulunması demokratik laik cumhuriyet için çok önemli bir güvencedir.

Bir de unutmayalım ki CHP rejimin geleceği söz konusu olunca ANAP-DSP blokuna gözünü kırpmadan katılır.

MHP'ye gelince...

Bu parti Türkeş'ten sonra ilk seçim sınavını verecek.

Bugün birinci bloktan çok ikinci bloka daha yakın görülüyor.

Ama hem DYP, hem FP ile bir ittifak arayışına girmeyerek rejimden yana bir tavır sergiledi. MHP'nin bu tavrı umut verici oldu.

Ama seçimden anahtar parti olarak çıkarsa nasıl bir tutum içinde olur o bilinemez.

* * *

Şimdi gelelim işin en can alıcı noktasına.

Karşımızda böyle bir tablo var.

Bu durumda yapacağımız, daha doğrusu yapmamız gereken belli değil mi?

Eğer Türkiye'nin sıkıntıya girmemesini, gergin günler yaşamamasını ve rejimin tehdit altında kalmamasını istiyorsak oyumuzu birinci bloka yani ANAP veya DSP'ye vermeliyiz.

Daha açık bir ifadeyle eğer sandıktan ANAP-DSP iktidarı çıkarsa Türkiye sorunsuz bir 5 yıl geçirebilir.

Ama bunun tersi olur da FP-DYP bloku iktidarı yakalarsa işimiz zorlaşır.

Bir FP-DYP iktidarı Türkiye'yi ciddi şekilde sıkıntıya sokar.

İkinci Refahyol koalisyonu Türkiye'yi yeniden gergin günlere götürür, rejim tartışmaları ile ülke her gün yeni bir tartışmaya sürüklenir.

Böyle bir iktidar bu kez Türkiye'yi nereye taşır onu da kimse bugünden kestiremez.

İşte ‘‘Kararsız olmaya kimsenin hakkı yok’’ derken bunları anlatmaya çalıştık.

Herkes sandığa gitmeli ve bu bilinçle oyunu kullanmalı.

Çünkü her şeyden ve herkesten önemli olan Türkiye'dir.



X