Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karargâh, ‘belge yok’ ısrarını sürdürüyor

PERŞEMBE günü başladığım ‘Islak İmza’ tartışmasına devam edeceğim. <br><br>O yazımda ıslak imza atan makinelerin varlığına dayanarak, sahte belge düzenlenmesine karşı karbon testinin varlığına dikkat çekmiştim.

Makineler üzerinde tartışma sürdüğü için yazım üzerine çok sayıda uzmandan gelen şu görüşü aktarmakta yarar var:

“Karbon testi belli bir süre sonra sonuç vermeyebilir ve uzun sürer. Daha etkili yöntem ve kesin çözüm, kağıt üzerinde parmak izi testi yapmaktır. Parmak izi yıllar geçse de orada kaldığından bu test yapılırsa belgenin orijinaline kimlerin el sürdüğü ortaya çıkar.”

Kuşkuya yer bırakmamak için bunun yapılması çok mantıklı geliyor.

SİVİL MERKEZ KUŞKUSU

Yine aynı yazımda Genelkurmay karargâhı başta TSK’nın havasını da yansıttım. Yorumdan uzak, sadece hayavı aktarmayı sürdüreyim.

Genelkurmay’ın Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu da gösterdi ki karargâhtaki can sıkıcı hava sürüyor, moraller yerine gelmiş değil.

İşe ihbarcı/itirafçı subaydan başlayayım.

“Kimlikle ilgili” bazı bilgiler var; ama şu durum da kafa karıştırıcı:

İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın haberi yayınlandığı günün sabahı Albay Dursun Çiçek’in şubesinde yapılan çalışmada üç ayrı birim görev aldı.

Genelkurmay’da üç ayrı birimin, ayrı ayrı gerçekleştirdiği böylesi bir operasyonu bu kadar ayrıntısıyla bilecek, bu yetkide bir subay sınıfı yok. Bazı ifadeler de bir TSK subayının tarzı olmayacak şekilde kaleme alınmış.

Bir subay varsa dahi onu destekleyen bir sivil merkez de söz konusu gibi.

SESSİZLİĞİN NEDENİ

Genelkurmay’ın ‘Islak İmza’ tartışmasındaki sessizliği de çarpıcı.

Perde arkasına baktığımızda karargâhı da bir kuşkunun, dahası ciddi bir şaşkınlığın sardığını görüyoruz; şöyle ki:

Komuta kademesi, 12 Haziran sabahı haberi alır almaz, hem de bir bütün olarak, belgenin gerçek olup olmadığı yönünde araştırma yapılmasını samimiyetle istedi; ortaya çıkan sonucu da o nedenle kabullenip savunmayı ona göre yaptı.

Komutanların, bilgisayar teknolojisi nedeniyle, yapılan tüm işlemlere vakıf olmaları düşünülemez; onlar, önlerine gelen bilgiye göre hareket ettiler.

Islak imzalı belgenin bulunduğu haberleri üzerine bir şaşkınlık yaşadılar.

Çünkü belgenin olmadığına samimiyetle inanmışlardı, hâlâ da bu inançtalar.

Şaşkınlık ve kuşku da bundan kaynaklanıyor.

Şu yazacaklarımı yorum kabul edebilirsiniz.

Sanıyorum ki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da, Başbakan Tayyip Erdoğan’la buluşmasında olaya bakışını bu noktalardan aktardı.

Öğrendiklerim komuta kademesinin samimiyetini gösteriyor, belki Başbakan da bu samimiyeti gördüğü, hissettiği için hukuk sürecinin sonunu bekliyor; yoksa Pakistan’dan İran’a geçerken söylediklerinin sertliği ortada.

“Kesinlikle böyle bir belge yok” diyen komuta kademesi de kendilerinden gizlenen şeyler, bilgileri dışında yaşanan olaylar var mı yok mu ortaya çıksın diye, hukuk sürecinin sonunu çok merak ediyor, konuşmuyor.

Yine sanırım sürecin en sağlıklı şekilde işlemesi için Başbakan’a da gerekli güvenceler verildi.

Hassas bir süreç olduğu için iki taraf da güvencelere güveniyor.

X