Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kararda perhiz ile lahana turşusu yan yana

ANAYASA mahkemesinin AKP’yi kapatma davasıyla ilgili kararda gerekçelerde yansıyan zihniyet ile yorumların ardındaki anlayış arasındaki zıtlık şaşırtıcı.

AKP’nin "odak" olarak yorumlanması, siyasilerin yaptıkları açıklamalara dayandırılıyor.

Bu ifadelerin demokrasi ile nasıl çeliştiği belirtilirken de en geniş anlamda demokratik çerçeve çiziliyor.

İfade özgürlüğünden söz edemiyorsak, demokratik çerçeveyi nasıl çizeceğiz işte burada toplumsal bir uzlaşmaya hala ulaşamadığımız ortaya çıkıyor.

Önce bir noktada anlaşalım.

Bir insanın düşüncelerini ifade etmesi suç sayılabilir mi?

Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ni lütfen inceleyin. Düşünceyi açıklama, yayma hakkı ile ilgili 19. maddesini dikkatlice okuyun.

"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklama hürriyetine hakkı vardır. Bu, fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malûmat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."

AKP’yi savunmak aklımdan geçmez. Ne zaman kiminle uzlaşacağı belli olmayan çok yüzlü bir siyaset anlayışının temsilcisi olarak görüyor ve Meclis’te sahip olduğu çoğunluğu bir dayatma aracı olarak kullanmasından hiç hoşlanmıyorum. Kısaca benim demokrasi anlayışıma uygun bir parti değil.

Ama bu partinin odak olduğu kararın, esasta ifadelere dayandırılmasını ikna edici bulmuyorum.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Kızlarım başlarını örttükleri için Türkiye’de okuyamadılar" ya da "Laiklik din gibi olursa, laik olan Müslüman olamaz" gibi açıklamaları bir partinin şeriat odağı olma gerekçesi olarak gösterilmesine yetmez. Düşünceler açıklanacak ki tartışılsın ve kararda altı çizilen "demokratik siyasi irade" ortaya çıkabilsin.

HERKES KENDİNE DEMOKRAT

İfade özgürlüğünü sindirememek o kadar yaygın ki bu ülkede, Erdoğan da kendi hoşuna gitmeyen her açıklama, iddia, düşünce, hatta karikatüre karşı hırçınlaşmıyor mu? Gazetecileri, yazarları, karikatüristleri hatta muhalefet liderlerini para cezalarıyla susturmak istemiyor mu?

Hoşuna gitmeyenleri susturmak isterken o da hukuku silah olarak kullanmıyor mu?

Adalet, siyaset böyle de başka kurumlar farklı mı?

Genelkurmay başkanının hoşlanmadığı sorular karşısında topluma doğru yerde dur emri vermesi ifade özgürlüğü anlayışının değil beynimize, derimize bile işlemediğini göstermiyor mu?

HALKA GÜVEN SIFIR

İfade özgürlüğü tedirgin ediyor çünkü kimse halka güvenmiyor.

O anlamaz, kanar, peşinden gider, kullanılır. Öyleyse onun neyi nasıl anlayacağına biz karar verelim. Tehlikeleri önleyelim.

Oysa halk her şeyi görüyor, anlıyor ve notunu veriyor.

Bir çift sözüm de AKP’nin kadın hakları konusunda attığı adımları, partinin kapatılmaması için gerekçe gösterenlere.

Tayyip Erdoğan’ın "marjinal kadınlar" diyerek küçümsemeye çalıştığı feminist, demokratik, laik kadın örgütlerinin mücadeleleri olmasaydı, kadın hakları konusunda AKP zihniyeti ile adım atılabilir miydi?

Siz halka güvenin. Demokrasiye güvenin. Siyasi sorunlara demokratik çözümü şiar edinin. Hukuk ancak o ortamda gerçekten üstün olur.

Bu karardan sonra Türkiye’nin gerçekten demokratik bir atmosferde hazırlanacak olan, uzlaşmalara dayalı çağdaş bir anayasaya ne kadar ihtiyacı olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

X