Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Karanlığın hızı...

    Hürriyet Haber
    13 Şubat 2006 - 16:19Son Güncelleme : 13 Şubat 2006 - 17:51

    ‘Sapkın’ peygamber Mani’ye atfedilen bir sözdür: ‘Yaratılış, insanoğluna emanet edildi. Karanlıkları ortadan kaldırmak onun görevi...

    Katlinin üstünden 733 sene geçti Mani’nin ama aydınlıkların başı, hâlâ, karanlıklarla belada.

    Jacques Attali’nin söylediği gibi, insanlık tarihi düz bir çizgi halinde ilerlemiyor. İnsanlık, tarihin - bugün olduğu gibi - belli bir anında, eş zamanlı olarak, hem ileri, hem geri gidebiliyor.

    Amerika Birleşik Devletleri mesela. Şu kadar milyon senede, insan türünün ulaştığı en ileri noktada bulunan toplum. Tıpta, bilimde, uzay teknolojisinde, iletişimde... bizim gibi geri kalmış toplumlardan birkaç yüzyıl ileride. Ama, aynı toplum, benim ‘YENİ GERİCİLER’ dediğim, neo-con evanjelik protestan yobazların elinde oyuncak olabiliyor. Amerikan şirketleri, bir yandan AİDS’e çare arar, Pluton’a uzak aracı gönderirken, bir yandan da Bush’un kampanyasını destekleyebiliyor... (Bu ‘yeni gericiler’ üzerine bir ara iki kelime yazmalıyım.)

    Yani aynı insanlar, hem aydınlığa, hem karanlığa hizmet edebiliyor.

    Türkiye’de, sosyal-demokrat etiketi taşıyan, üstelik bu coğrafyada kimseye nasip olmamış bir devrimci hareketin (Atatürk’ün) entelektüel ve manevi mirasında hak iddia eden bir siyasi hareket... bir yandan da statükocu hatta ‘gerici’ olabiliyor.

    Buna karşılık, Türkiye’deki reformculuk-yenilikçilik bayrağını, fıtraten ‘gerici’ bir siyasi kadro yükseltebiliyor. Ancak bunlar da demokrasiyi, batılılaşma hareketini ve insan hakları rüzgârını... Türk toplumunu Ortaçağ karanlığına geri götürmek için bir araç, bir bahane olarak görüyorlar.

    Tarihin her çağında olduğu gibi, Aydınlık ile Karanlık arasındaki savaş devam ediyor. Aydınlık aydınlattıkça, Karanlık üstüne türban örtmeye çalışıyor.

    *

    Meraklısıysanız bilirsiniz, bilim-kurgu kitaplarının temalarından biri de ‘öteki’ dir. Yani uzaylı, yani E.T. bazen o kadar farklıdır ki, anlamak mümkün değildir, aynı dili konuşmaz, aynı kavramlarla düşünmez...

    Bilim-kurgu yazarı Elizabeth Moon’un iyi bildiği bir konu bu ‘öteki’. Hem romanlarda sık işlenmiş ‘uzaylı’ teması yüzünden, hem de - asıl - hiçbir şekilde iletişime giremediği, kendi dünyasında mahkûm yaşayan... otistik çocuğu yüzünden!

    Moon, bir ecza firmasında çalışan Lou adlı bir otistik genci anlatıyor kitabında. Hastalığı yüzünden yahut sayesinde, elementleri kompleks yapılar haline getirmede büyük başarı göstermesine rağmen Lou işten çıkarılıyor... Trajik bir hikaye.

    Elizabeth Moon, bildiği bu konuda, otistik ile ‘normal’ insan arasındaki farkı, muhteşem bir metaforla anlatıyor: Lou’nun ‘Karanlık hızı’ adını verdiği bir takıntısı vardır. Karanlığın yayılma hızına takmıştır kafayı. ‘Yani şey demek istiyorum, karanlığın hızı, en az ışığın hızı kadar önemli bir konudur...

    Nereden kulağımda kalmış şu cümle, bilemiyorum:

    “Nûr karanlıkları aydınlattı, lâkin karanlıklar onu kabul etmedi...”

    Karanlık’la Aydınlık’ın bu savaşı ve karanlığın hızı, biz Türkler’i herkesten çok ilgilendiriyor...

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı