"Yorgo Kırbaki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yorgo Kırbaki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yorgo Kırbaki

Karamanlis skandallar yüzünden dertli

Eğer yine bir ‘aksilik’ çıkmazsa, kasım sonlarında yaklaşık 50 yıl sonra Ankara’yı ziyaret etmesi beklenen ilk Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis bugünlerde hayli dertli.

Kabinesindeki bazı üyelerin, lideri olduğu Yeni Demokrasi Partisi’nde bazı milletvekillerinin ve önemli devlet kuruluşlarının başına getirdiği bazı yetkililerin adlarının karıştığı skandallar peş peşe patlayınca, Karamanlis’in keyfi iyice bozuldu.

Bu skandallar yüzünden komşuda hükümet ile medya arasında büyük bir kavga yaşanıyor. Ayrıca belli başlı medya kuruluşları arasında da bıçaklar çekildi.

Önce skandallar: Karamanlis hükümetinin bir bakan yardımcısı Adam Reguzas, milletvekili Petros Manduvalos, Yunan SSK’sı Genel Müdür Yardımcısı Nikos Gerasimu ve Çalışma Bakan Yardımcısı Gerasimos Yakumatos’un direkt ya da dolaylı olarak karıştıkları yolsuzluk, rüşvet iddiaları var.

Suçlananların ilki olan Adam Reguzas, önceki yazılarımızda da belirtmiştik, 900’lü hatlarla 115 bin kişiyi dolandıran bir işadamının yakın dostu olduğu ortaya çıkınca istifaya zorlanmıştı.

İkincisi, sahibi olduğu avukatlık bürosunda bir çalışma arkadaşının beş yıl önce rüşvet almasıyla ünlü bir savcının hesabına 20 bin euro yatırdığı kanıtlanınca, ‘İlk kabine değişikliğinde bakan olacaktım. Parti içindeki rakiplerim tuzak turdu’ deyip, kameraların önünde Yeni Demokrasi Partisi milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Üçüncüsü, geçmişte bir uyuşturucu kaçakçısının davasında ‘Tanırım... namuslu bir adamdır’ diyerek savunma şahitliği yapmış. Durum ortaya çıkınca da bakan tarafından yine kameraların önünde ama bu kez canlı yayında Yunan SSK’sı Genel Müdür Yardımcılığı’ndan kovuldu. Dördüncüsü ise bakanlıkta kendisine yakın bir adamının, teşvik primi almak isteyen bir kadından beş bin euro rüşveti kabul etmesiyle suçlanıyor. Çalışma Bakan Yardımcısı Yakumatos rüşvet olayını biraz geç ihbar etti. Gecikmenin nedeni, suç kanıtı çekin bir çikolata kutusu içinde olması ve bu nedenle hemen fark edilmemesi!..

BU SKANDALLAR ELBET BİRİNE YARAR

Bu iddialar, istifalar ve kovmalar, önce şüpheli çıkan, sonra nasıl olduysa ortalıktan kaybolan ve hatta akıbeti için savcılık emri ile önsoruşturmanın yapıldığı kuş gribi şüpheli ‘hindi skandalı’ yüzünden fiyakası bozulan Karamanlis için büyük baş ağrısı.

Ne de olsa bir buçuk yıl önce seçimleri ‘Yolsuzluklara, yozlaşmaya son! Şeffaf yönetim...’ sloganlarıyla kazanmıştı. Şimdi sorarlar adama elbette... .

Söz konusu skandalların üçünü Alpha TV’de perşembe ve pazar günleri gece yarısına yakın başlayan ve ne kadar süreceğini bir tek Allah’ın bildiği programlarıyla ünlü araştırmacı gazeteci Makis Triantafilopulos, birini de To Vima gazetesi ortaya çıkardı.

Yunanistan’da medyanın ağır topları merkez-sol çizgidedir. Yani merkez-sağcı Karamanlis’e muhalif. Yunan hükümeti şimdilerde Türkiye’de bilinen bir yönteme başvurmak niyetinde: Medyaya tazminat davaları açacaklar. Hükümet Sözcüsü eski gazeteci Teodoros Rusopulos bu niyetlerini ‘TV’lerde tele-mahkemeler kurulup yetkililere çamur atılıyor’ diyerek çağrıştırdı.

Bu arada, bazı medya kuruşları ve özellikle gazeteler skandal iddialarında televizyonların gerisinde kalınca hükümetin tele-mahkemelere yaklaşımına destek verdiler. İşin doğrusu, bu desteğin arkasında reklam pastası ve tiraj kaybı yatıyor.

Curcuna kime yarıyor diye sorarsanız; muhalefet lideri olarak, dışişleri bakanı olduğu dönemdeki performansının gerisinde kalan, hani fazla bir tat vermeyen Yorgos Papandreu’ya diyeceğiz. Ha bir de akşamları tavernalardaki sohbetlerde ‘Yahu şu memleket nasıl kurtulur’ edebiyatına bayılan Yunanlılara.

Türk düşmanı siyasetçinin kötü kaderi

Andonis Samaras 1951 yılında doğdu; daha 26 yaşındayken milletvekili seçildi, 38 yaşındayken ekonomi, 39 yaşındayken de dışişleri bakanı oldu. Yunanistan’ın iki büyük siyasi partisinden birisi olan ve bugün iktidardaki Yeni Demokrasi’nin gelecekteki lideri gözüyle bakıldı.

Bize göre, böyle bir ‘lider’ tarafından yönetilmediği için Yunanistan’ın verilmiş sadakası varmış.

Samaras, dışişleri bakanı olduğunda Türk-Yunan ilişkilerine zarar verecek ne varsa yaptı.

Sözgelimi Batı Trakya’da fanatik Yunanlıların örgütlenmesinde önemli rol oynadı. PKK’ya sempatisi ve yaklaşımı hakkında da çeşitli iddialar ortaya atıldı. Diğer dış politika icraatı, Miloseviç hayranlığı ve Makedonya Cumhuriyeti ile ilişkilerde aşırı milliyetçi siyasetten ibaretti.

1990-93 döneminin başbakanı Konstantinos Miçotakis’in, söylediği kadarıyla dışişleri bakanının ‘marifetlerinden’ pek haberi yoktu. Parlamentoda birkaç sandalye fazlasıyla iktidarda olan Miçotakis’in derdi başbakanlık koltuğunu sağlama almaktı.

Ancak Miçotakis 1992’de genç dışişleri bakanının icraatından ciddi şekilde rahatsız olmaya başladı. Makedonya Cumhuriyeti ile ilgili olarak siyasi parti liderlerinin buluştuğu bir toplantıda, görüşlerini belirtmesi için davet edilen Samaras’a ‘Tamam evladım çıkabilirsin’ dedi. Birkaç dakika sonra Yunan televizyonlarından dışişleri bakanının görevden alındığı anons ediliyordu. Samaras o sırada yolda olduğundan, kovulduğunu milyonlarca Yunanlıdan sonra öğrendi.

O ŞİMDİ AVRUPA PARLAMENTERİ

Başbakan Miçotakis, dışişleri bakanlığına getirdiği Mihalis Papakonstantinu ile başta Türk-Yunan ilişkileri olmak üzere Yunan dış politikasını sürüklendiği uçurumdan kurtarmaya çalışırken, başbakanlık için onca hayal kuran ihtiraslı Samaras intikam için yanıp tutuşuyordu. Kolları sıvadı, işe koyuldu. İddialara göre, Miçotakis hükümetinden memnun olmayan bazı işadamlarından aldığı maddi destekle Siyasi Bahar partisini kurdu. Kendisine yakın birkaç milletvekilini ayarladı.

Miçotakis 1993’te parlamentodaki çoğunluğunu yitirince istifa etti ve Yunanistan’da erken seçime gidildi. Banka hortumlama skandalı, o dönemdeki adıyla ‘Banker Koskotas Skandalı’ için sevk edildiği Yüce Divan’da beraat eden, bu arada kendisinden 35 yaş küçük sevgilisi Dimitra Liani ile evlenen sosyalist Pasok partisinin lideri Andreas Papandreu seçimleri kazanırken, Samaras topladığı tepki oyları sayesinde parlamentoya girmeyi başardı.

Tepki oyları Samaras’ı parlamentoda sadece üç yıl tutabildi. Siyasi Bahar Partisi 1996 seçimlerinde barajı aşamadı. Samaras bir süre partiyi yaşatmaya çalıştı. Olmadı. Kabuğuna çekildi. Bir süre sessiz kaldı. Sonra ‘baba evine’ yani Yeni Demokrasi partisine dönüş yolları aradı. Her gayretinde, karşısında kendisine ‘hain’ demekten çekinmeyen Miçotakis’i buldu.

Partinin lideri Kostas Karamanlis 2004 seçimlerindeki tüm sağ güçleri birleştirmek çabasında Samaras’ın dönmesini kabul etti. Andonis Samaras bugün Avrupa parlamenteri.

Yunanistan’ın eski dışişleri bakanını hatırlamamız ve uzunca bahsetmemize, geçen hafta Elefteros Tipos gazetesinde Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin başlaması ile ilgili uzun bir yazısı vesile oldu.

Huylu huyundan vazgeçmez misali, Samaras aşağı yukarı şu öneride bulunuyordu: ‘Yunanistan, Türkiye’nin AB’ye yaklaşmasına yardım etsin.’ Buraya kadar iyi ama durun, devamı var: ‘Türkiye’nin AB’ye yaklaştıkça yapmak zorunda kalacağı değişiklikler nedeniyle devlet yapısı zayıflayacak.’ Hmm... çıkaracak ağzındaki baklayı!.. Ve işte devam ediyor: ‘Türk devleti zayıfladı mı da, o zaman Yunanistan Türkiye’nin AB’den uzaklaştırılmasına gayret etsin.’

İyi ki Samaras’dan farklı düşünenler var. Bu yazıdan birkaç gün sonra To Vima gazetesinin ‘Pandora’ adlı köşesi Samaras ile dalga geçercesine ‘Eee Andonis, söyle bari İstanbul’u da ne zaman alacağız? Atina Başpiskoposu Hristodulos’un ömrü -köşenin görüşü ile, bu adamın da işi gücü Türkiye’yi ve Türkleri kötülemek- İzmir’in mukaddes toprağını öpmeye yetecek mi?’ diyor ve ekliyordu:

‘Kader iyi mi kötü mü etti? Bir dönem bu ülkeyi yönetme şansı doğan Samaras’a kader kötü bir oyun mu oynadı? Yoksa Samaras’ın bu ülkeyi yönetmesine izin vermeyen kadere mi şükredelim?’

Bayramda Atina’ya gideceklere tavsiyeler

Niyetimiz aslında hani biraz ‘nostaljik’ takılıp, ‘biz öyle bilirdik’ diyerek İstanbul’da yaşadığımız yıllardaki ramazanları ve şeker bayramlarını anlatmaktı.

Rum, yani Hıristiyan olmamıza rağmen komşularımızın ellerinde şeker kutuları bizi ziyarete gelip bayramlaşmalarımızı anlatmaktı... Büyüklerimizin bayramlarda bize daha fazla harçlık verdiğini, sokağa da Noel ya da Paskalya yortularında giydiğimiz bayramlıklarla çıktığımızı anlatmaktı...

Ama Suyun Öte Yanından ekibi Atina’nın bayramda Türklerle dolacağını öğrenince vazgeçtik. Bu nedenle de bazı tavsiyelerde bulunmayı tercih ettik.

İstediğinizde taksi bulmanız zor. Eğer takside başka müşteri varsa hiç oralı olmayın ve taksiciye gideceğiniz yeri söyleyin. Eğer yolunun üzerindeyse siz de binebilirsiniz. Tam dolmuş değil. Çünkü inerken, bindiğiniz andan itibaren taksimetrede yazmaya başlayan ücreti ödeyeceksiniz. Taksiye iki, bazen üç ayrı müşteri alınması yasak. Uyan kim?

Atina’nın herhangi bir kafe ya da restoranından ücretsiz su isteyebilir ve tuvaletlerini kullanabilirsiniz.

Şehir turlarına merkezdeki Sintagma Meydanı’ndan başlayın. Toplu ulaşımın en yoğun olduğu yer burası.

Yemeklere aman dikkat. İsim benzerlikleri sizi aldatmasın. Zeytinyağlılardan ve etli yemeklerinden kaçınmanızı, balık ve deniz ürünlerini tercih etmenizi öneririz. Damak zevkinize uygun tatlı bulmanız da zor. Dondurma favorimiz.

Öğle yemeği pek makbul değildir. Restoranların, tavernaların çoğu akşamları açılır. Yemek saati ise 22.00’den sonra.

Alışverişe de dikkat. Giyim eşyası alacaksanız, yerli malı ürünler Türkiye’den pahalı. Buna karşı yabancı markalar daha ucuz. Ama siz siz olun, etikete mutlaka bakın. Ünlü bir markanın etiketinde ‘Made in Turkey’ yazabilir.

Süpermarketler 08.00-20.00 veya 21.00; dükkanlar pazartesi, çarşamba ve cumartesi 09.00-15.00 arası; salı, perşembe ve cuma günleri de 09.00-13.30 ile 17.30-21.00 saatleri arasında açık. Pazar günleri turistik eşya satan yerler dışında her yer kapalı.

Cuma ya da cumartesi gecesi rebetiko ve sirtaki için gece hayatına dalacaksınız mutlaka önceden rezervasyon yaptırın. Müzikhollerde kişi başına 40-50 euro ödeyeceksiniz.

Bayramınız mübarek olsun.

DÜZELTME

Yazarımızın 22 Ekim tarihli yazısının girişinde yer alan ‘Türkiye’de her zaman Yunanlı futbolcular olmuştur...’ şeklinde başlayan cümledeki Yunanlı futbolcuların doğrusu Rum futbolculardır. Editoryal hatadan dolayı okurlarımızdan özür dileriz.
X