Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karamanlis bu tarihi fırsatı kaçırmamalı

Yunan Başbakanının, Kıbrıs konusunda tarihi bir karar vermesi gerekiyor. Ya küçük düşünecek ve iç politika uğruna Kıbrıs referandumunda tarafsız kalacak veya kollarını sıvayıp Rumları EVET oyu vermeye teşvik edecek.

Yunan Başbakanı Karamanlis, ülkesinin geleceğini büyük oranda etkileyecek olan bir kararla karşı karşıya.

Referandum sadece Kıbrıs’ın geleceğini etkilemeyecek. Çözüme kavuşmuş olan bir Kıbrıs, Ege’ye barış getirecektir. Türkiye ile ilişkilerin düzlüğe çıkmasını sağlayacaktır. Yunan ekonomisinin güçlenmesi ve ülkenin rahata erişmesine yol açacaktır.

Referandumlardan HAYIR çıkması , Kıbrıs’ın çıban başı olarak devam etmesi, Ada’da gerginlik, Ege’de kavganın sürmesi ve Türk-Yunan ilişkilerinin önünün kapanması anlamına gelecektir.

Rum bölgesinden gelen işaretler, özellikle de Papadopulos’un son konuşması, Güney’den HAYIR oyu çıkması olasılığını arttırıyor.

Kim ne derse desin, birkaç bin oy farkıyla sonuçlanacak bir referandum, toplu halde 80 milyonu geçen Türkiye ve Yunanistanın geleceğini etkileyememelidir. Birkaçbin oy farkı sonucunda Ege’de gerginlik yaşanmamalı, yeniden milyonlarca dolarlık harcama yapılmamalıdır.

Ne Kıbrıs Rumlarının, ne de Kıbrıs Türklerinin buna hakları vardır.

Güney’deki riskli gidişi engellememesi, abartılı milliyetçilik çığlıklarına göğüs germesi gereken kişi de, Yunan Başbakanı Karamanlis’tir.

Başbakanın iki seçeneği vardır.

1. Seyirci kalır ve Kıbrıs’taki gelişmelere müdahele etmez veya sözde açıklamalarla işi geçiştirir.

Bu olasılıkta da Rum yönetiminden HAYIR oyu çıkması durumunda doğacak olumsuzlukların sorumluluğunu da üstlenir. Yani Kıbrıs’ta ve Ege’de tekrar gerilimli yıllara dönülmesinin riskini de alır.

2. Aktif şekilde kampanyaya katılır ve EVET oyu verilemesini ister.

Böyle bir tutum, onu büyütür, tarihe geçmesini sağlar. İç politikanın cılız sınırlarının ötesine uzanmış olur.

Karamanlis’ten beklenen, ikinci seçeneği seçmesi ve dostu Tayyip Erdoğan ile birlikte yeni bir politikacılık örneği vermesidir.

Yunan Başbakanı, tarihi bir sürecin en önemli dönemecinde bulunuyor. Tayyip Erdoğan ile birlikte hepimize ders verebilecekleri bir noktadalar.

Kendi kendilerini ya büyütecekler veya bizi hayal kırıklığına uğratacaklar.

Seçim onlara ait.

* * *

KIBRIS RUMLARI SİMİTİSİ DİNLEMELİ

Ben Rumların eninde sonunda mantıklarıyla hareket edeceklerine ve şeytana uymayacaklarına inanıyorum. Annan planına öfke duysalar dahi, referandumda HAYIR dedikleri taktirde öylesine önemli kayıplara uğrayacaklar ki, sonunda kendileri daha zararlı çıkacaklar.

Yunanistan’ın eski Başbakanı Simitis’in Yunan meclisinde yaptığı konuşmayı dinledilerse, bu tehlikeleri çok açık biçimde görebilirler. Simitis şu sekiz nokta üzerinde durmuştu:

- Rum yönetimi bundan böyle BM Güvenlik Konseyinin kararlarına dayanıp destek isteyemeyecektir.
- Güvenlik Konseyinin kararlarına atıfta bulunamayacaktır.
- Yunanistan, Türkiye’nin AB üyeliğine Kıbrıs koşulunu bir daha koyamayacak ve Rumların hakkını arayamayacaktır.
- AB, KKTC’ ye uygulanan ambargoyu sürdüremeyecektir.
- Uluslararası kamu oyu KKTC’ yi tanımaya başlayacaktır.
- Kıbrıs bölüneceği için gerginlik biraz daha artacaktır.
- AB, Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının olumsuz tutumuna tepki verecektir.
- Ada’nın taksimi resmileşeceği için, Rumlar Kuzey’deki evlerini ve mallarını tümüyle unutmak durumunda kalacaklar.

Yunan Başbakanı son derece doğru ve cesur bir yaklaşımla ortaya çıktı. Politika yapmadan Rumları açıkça uyardı.

Rumlar bu gerçekleri görebilirlerse, referandumda EVET oyu kullanırlar. Heyecanlara kapılıp HAYIR denmesi durumunda hepimiz kaybedeceğiz. Zira vazo bir defa kırıldıktan sonra bir daha yapıştırılamayacak.

SERDAR DENKTAŞ, BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DÜŞÜNMELİ

Referandum yaklaştıkça artık herkes tutumunu kesinleştirmek zorunda.

Rauf Denktaş açıkça, HAYIR oyu vereceğini açıkladı ve kampanyasını da sürdürüyor. Başbakan M. Ali Talat‘da EVET diyor ve kampanyasını genişletiyor. Türk tarafında tutumunu tam anlamıyla açıklamayan tek kişi olarak Serdar Denktaş kaldı. Serdar Denktaş’ın konumu önemli. Zira hem Başbakan yardımcısı, hem de dışişleri bakanı. Gelişmeleri seyredemez, tarafsız kalamaz.

Serdar Denktaş’ın durumunu anlayışla karşılıyoruz.

Bir yanda Babası var, öte yanda da gelecekteki siyasi yaşamı.

İkisinden birini seçme durumunda.

Ya babasını kırmayacak ve HAYIR kampanyasına katılacak veya geleceğini hesaplayarak EVET diyecektir.

Serdar Denktaş’ın bugüne kadarki genel yaklaşımı EVET demesini gerektiriyor. Kopenhag öncesinden başlayarak sürekli şekilde anlaşmadan yana bir tutum almış, işleri zorlaştırmak yerine uzlaşmayı seçmiştir. Daha da önemlisi New York anlaşmasını imzalamıştır.

Şimdi kalkıp “isteklerimizi yeterince karşılayamadık“ diyerek, farklı bir tutum saptaması, tüm güvenirliğini eritir. Oysa gençtir ve geleceği olan bir politikacıdır.

Kıbrıs’ta artık tüm dengeler değişmiştir. Eskiye dönüş imkansızdır. Referandumlardan HAYIR çıksa dahi, hayat farklı olacaktır. Yeni isimler, yeni kadrolar ve yeni vizyonlar gerekmektedir. Serdar Denktaş’ların dönemi başlamaktadır. Kıbrıs’lıların ihtiyacı Serdar Denktaş tipinde dünyaya açık politikacılardır.

Tabii ki karar Serdar Denktaş’a aittir.

DENKTAŞ VE PAPADOPULOS’ U ÇOK İYİ ANLIYORUM

Kıbrıs’ın iki lideri Denktaş ve Papadopulos aynı çizgide buluştular.

Her ikisinin de gözleri yaşardı.

Her ikisi de, yıllar boyunca karşılıklı mücadele etmiş iki kişi.

Papadopulos Enosis için yıllarca savaştı. Makarios’un özel kalem müdürlüğünden başlayıp, bugüne kadar amacı hep 1974 öncesine dönmek ve eski düzeni kurabilmekti.

Annan planı bu düşlerini yok etti.

Papadopulos’un yaşamını dayandırdığı rüyası bitti. Bu insandan başka bir tepki bekleyebilir miydik? Bir yerde haklı olarak isyan ediyor. Makarios’tan bugüne kadar gelmiş Devletini kaybediyor. Onun yerine, Ada’dan sürmek istediği Türklerin ortak olacakları yeni bir devlet doğuyor. Bu yetmiyormuş gibi, bir de refahlarını Türklerle paylaşacaklar.

Bundan dolayı, Papadopulos referanduma HAYIR diyor.

Rauf Denktaş da hemen hemen aynı durumda.

O da tüm hayatı boyunca, önce ada’daki Türk varlığını korumak, ardından da bağımsız bir KKTC yaratmak için mücadele etti. Kıbrıs Türklerinin kendi başlarına ayakta kalamayacaklarına, Türkiye’nin kanatları altında yaşamadıkları taktirde Rumlar tarafından yutulacağına inandı.

Annan planına tepkisi de işte bundan kaynaklanıyor.

Denktaş ve Papadopulos geçmişlerinden kopamadılar. O korkunç olayların etkisinden hiçbir zaman kurtulamadılar. Dünya’ daki değişimi, kendi toplumlarındaki değişimi göremediler.

Bu yönden baktığınızda, Annan planına neden HAYIR dediklerini anlamak kolay.

Ancak dünya dönüyor, Avrupa Birliği gerçeği karşımızda kapı gibi duruyor. Eğer geçmişte yaşamak istiyorsak, tüm kazanımlardan vazgeçme cesaretimiz varsa, bu trenin kaçmasına da aldırmıyorsak, Denktaş ve Papadopulos gibi HAYIR verelim.

Farklı bir yaşam istiyorsak, o zaman EVET diyelim.

JANDARMADAN MEMNUNİYET VEREN AÇIKLAMA...

Perşembe günü yayınlanan yazımda (Jandarmadan kaynaklandığı ileri sürülen ve elden ele dolaşan 25 kişilik hain gazeteci tanımlamasının aksine) şeklinde bir bölüm vardı.

Jandarma Genel Komutanlığı Genel Sekreteri aradı ve “M.Ali Bey bütün karargahı saatlerdir didik didik arıyoruz, sözünü ettiğiniz gibi hain gazeteci nitelemesi yapan veya konu eden ne bir yazı, ne de bir emre rastladık” dedi.

Bana kibarca nereden çıkardınız bu konuyu diye sordular.

Bende, bu konunun bir süredir çeşitli kesimlerde çok konuşulduğunu, bir süre önce Hürriyet Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök, ardından da Radikal Genel Yayın Müdürü İsmet Berkan’ın köşelerinde yazdıklarını anlattım.

Genel Sekreter, varsa bile bunun Jandarma ile hiçbir ilişkisi olmadığını kesinlikle belirtti.

Çok memnun oldum.

Önce, Jandarma’nın böylesine ayıp dolu bir yaklaşım içinde rol almamasından, ardından da gösterdikleri duyarlıktan...

İletişim kurulunca insanlar birbirlerini daha iyi anlıyorlar.

RIDVAN AKAR’A HAKKETTİĞİ ÖDÜL

Rıdvan Akar Televizyon yaşamına 32.GÜN’de başladı ve giderek geliştirdi. Şimdi BİR TV’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyor. Hem 32.GÜN’ü (CNN TÜRK’te her Perşembe 23:05), hem de +- 7’yi (CNN TÜRK’te her Pazar 20:10) üretiyor. Medya’da haftada iki program gerçekleştiren bir başkası yok. Rıdvan Akar geçen hafta Polis Akademilerin’den “Haber Değerlendirme “ ödülünü aldı. Son derece doğru ve hakettiği yere ulaşan bir ödül.

+- ekibi (yönetmen Murat Kahraman, yönetmen yardımcısı Esin Tatlav, kameramanlar İlkay Erkoç-Gökhan Aras-Ahmet Göktepe, arşiv Orhan Kara) emeklerinin bu şekilde ödüllendirilmesinden ne kadar memnun oldular tahmin edemezsiniz. O gün BİR TV’nin günüydü. Nimet Demir anneleri olarak tüm ekibiyle gurur duydu.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X