Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karakter analizi

ARTIK anladım. Kesinlikle eminim ki... Ben Aragones’e üzülüyorum... Ne zaman bir Fenerbahçe maçı izlesem ve Aragones’in yüzünü görsem, üzülmeye başlıyorum, elimde değil. Ve bunun maçın skoru ya da Aragones’in başarısızlığıyla da bir ilgisi yok.

Biri bana "Aragones’e bakıp karakter analizini yap" dese, "her şeyi içine atan, hiç konuşmayan, inatçı ve sert, mutsuz ve huzursuz ve de üzüntülü" derdim...

Birçoğunuz hatırlarsınız... Süpermen filminde kötü adamın yardımcılığını yapan bir karakter vardı. Gözlerini kısarak, yüzünü buruşturarak, gözlerinden Süpermeninki gibi ışınlar çıkarmak isterdi. Bu ışınlarla bir şeyleri hareket ettirmeyi ya da yakmayı denerdi ama bir türlü beceremezdi. İşte o karakterin o andaki yüz ifadesi, 24. dakikadaki Aragones’in yüzünü gördüğümde aklıma geldi. Aragones’in yaşlı ve tecrübeli yüz hatları yenilen golden sonra işte aynen öyleydi.

Aragones’in yaydığı psikoloji

Aragones’
in antremanlardaki ya da restoranlardaki yüz ifadelerini de gördüm. Ve anladım ki bu ifade maç günlerine özel değil. Luis Aragones sürekli bir şeylere üzülmüş ve elinden bir şey gelmiyormuş gibi bir yüz ifadesine sahip. Bu durum da etrafına yaydığı psikoloji açısından pek hoş bir durum değil bence.

Elbette Aragones’in Fenerbahçe’deki başarısızlığını buna bağlamıyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum ki, hangi alanda olursa olsun bir patronun yüz ifadesi ve vücut dili, çalışanları doğrudan etkiler. Kaldı ki futbol, soyunma odasında başlar ve yine orada biter. Aragones’inki gibi sert ve çaresiz bir yüz ifadesi soyunma odasındaki futbolcularına ne katar? Siz düşünün...

F.BAHÇE İZMİT’TE TARİH YAZDI!

YA Fenerbahçe hala geçen yılki gibi iyi bir takım ve hiçbir şey değişmedi, Süper Lig birleşmiş Fenerbahçe’ye şaka yapıyor, ya da birileri bize şaka yapıyor... Öyle bir hale gelindi ki, Fenerbahçe herhangi bir takımı yense bayram ilan edilecek. Sanırsın A Milli Takım’ın 20 yıl önceki hali. "Yenildik ama ezilmedik" denilebilecek kadar aciz bir durum var. Ya da Fenerbahçe bir maç kazansa, "Fenerbahçe İzmit’te Tarih Yazdı!" gibilerinden manşetler atılacak.

Gerçekten inanılır gibi değil. Bir de hal böyleyken yapılması gereken hiçbir şey hala yapılmıyor. Hata nerede ve hastalık teşhisleri yapılmıyor. Sessizlik içersinde bekleniyor. Dünkü maçın skoru hiç kimseyi aldatmamalı. Skor ne olursa olsun bir gerçek var ki, Fenerbahçe geçen yılki Fenerbahçe’nin çok çok altında ve kesinlikle bu takımda bir sorun var.

Bu kadar kaliteli ve pahalı bir oyuncu topluluğunun sahada bu kadar aciz ve isteksiz olmasının, elbette bir nedeni vardır. Bu kadar kötü oynayan bir takımın mutlaka bir yerlerde yapılan hatalar nedeniyle bu durumda olmasının da bir sebebi vardır. Sebep ve sonuç ilişkisi bize bu sezonun Fenerbahçe’sini açıklıyor aslında. Ama önemli olan sebepleri ortadan kaldırabilmek ve sonuca odaklanmaktır.

Sabır gerek

ELBETTE sabırlı olmak gerek... Elbette takıma sahip çıkmak lazım... Ve elbette hep destek, tam destek olunmalı...

Fakat...

Elbette özeleştri de yapılmalı...

Bu beklentiyi ve bu çıtayı yükselten bu yönetim ve bu futbolcular, bu kötü dönemin de üstünden gelecektir.

Taraftar inanmalı ve sabretmeli. Yönetim de bir özeleştiri yapmalıdır.

Fenerbahçe’ye de bu yakışır.

MAÇIN ÜÇ ADAMI: 1-) SEMiH 2-) GÜiZA 3-) ÖNDER
X