Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karakoyunlu kırgın

<B>EPEYCE </B>oldu okuyalı ama anımsadığım kadarıyla <B>‘‘Salkım Hanım'ın Taneleri’’</B> kitabını bitirdiğimde beni rahatsız eden bir şey olmadı.

Roman yakın tarihimizde, savaş koşulları içinde zamanın hükümetinin yanlış bir uygulaması sonucunda yaşanan bir dramı yansıtıyordu.

Yılmaz Karakoyunlu ‘‘Varlık Vergisi’’ konusunu cesaretle ele almış ve işlemişti.

Doğal olarak, yazar romanında kendisini de etkilediği anlaşılan olayın dramatik yanına ağırlık vermişti.

Karakoyunlu o dönemin koşullarını, savaş içindeki zorlukları, Anadolu'nun büyük sıkıntılar içinde kıvranırken karaborsadan büyük kazançlar sağlayan savaş zenginlerinin lüks ve debdebeli yaşamını gerektiği kadar ön plana çıkarmamıştı.

Bana göre bunu yapmakta haklıydı. Çünkü kitap bir araştırma değil, bir romandı.

Yazara konunun dramatik yanı daha çekici gelmişti.

Bu açıdan bakıldığında romanın yadırganacak ve rahatsızlık uyandıracak bir tarafı yoktu ve olmadı da.

Ayrıca Karakoyunlu'nun dili güçlü, anlatımı sürükleyici, işlediği konu ilginçti, o nedenle kitap iyi bir satış grafiği de yakaladı.

Filme çekildikten sonra bir iki yerde ufak tefek tartışmalar çıktı.

Senaryonun saptırıldığı konusunda bazı yazılar yayımlandı gazetelerde.

Ama pek yankı bulmadı.

* * *

Ne zaman ki film TRT'de gösterildi, işte o zaman kıyamet koptu.

Ben filmi görmedim.

Onun için eleştirel bir görüş ortaya koyamıyorum.

Filme ilk tepkiler MHP kanadından ve bazı yazar arkadaşlarımızdan geldi. Özellikle de böyle yanlı bir filmin TRT'de gösterilmesine karşı çıkılıyordu.

Bana göre ‘‘Paşa tartışması’’ bir zırvaydı. Nitekim de o konudaki tepkiler çabuk söndü.

Ama bir iddia vardı ki o etik açıdan önemliydi. Filmin senaryosunu yazan Etyen Mahçupyan bazı temel değişiklikler yapmış, filmdeki Yahudi kökenli kişilikleri Ermeni olarak değiştirmişti.

Filmde böyle bir yola neden başvurulmuştu? Soru Mahçupyan'a soruldu.

Mahçupyan Yahudi kimliklerini cemaatin sinagog ve mezarlarda çekim için izin vermemesi üzerine Ermeni kimliğine dönüştürmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Bu garip gerekçe tartışmaların daha da büyümesine neden oldu.

* * *

Dün Yılmaz Karakoyunlu'yu aradım. Tartışmalardan üzüntü duyduğunu söyledi, hatta bir ara yazın adamlarının ortak çilesinin öfkesiyle şunları söyledi:

‘‘Zaman zaman şu romanı keşke yazmasaydım diyorum. Çünkü tartışmaları anlamakta gerçekten de güçlük çekiyorum. Romandaki dinler felsefesinin inceliklerini kimse anlamak istemiyor.’’

Karakoyunlu'
yu en fazla üzen nokta da kitabı okumayanların konuşup bazı suçlamalarda bulunması.

Senaryodaki kimlik değiştirmeleri soruyorum. Büyütüldüğü kadar önemli bir değişiklik yapılmadığını söylüyor:

‘‘Romanda çok sayıda karakter var. Bunların hepsine filmde yer verilmesi olanaksızdı. Bu nedenle karakterlerde tasarruf yapıldı. Bu arada da Leon karakteri ile Levon karakteri birleştirildi. Vaveyla bunun için kopuyor.’’

Türkiye'de yakın tarihimizi yazan romancı çok az. Karakoyunlu'nun küsmeyip yeni romanlar yazması gerekiyor. Bu çok önemli.

O nedenle gelin artık bu tartışmaya noktayı koyalım.
X