"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Karagöz bugüne bakabilir mi?

SORUYU şöyle yanıtlayabilirim. Elbette bakabilir.

Ancak o metinlerin ardındaki düşünceyi, oyunun amacını iyi algılayabilirsek...

Karagöz’ün gerçek kimliğini, açık sözlü, sözünü sakınmayan karaktere sahip bir tip olduğunu inkâr etmezsek. Onun sözlerinin ardında yatan eleştirileri görmezden gelmezsek...

Daha kısa bir cümleyle, eğer onu kibarlaştırmazsak, bakabilir!

Çoğu Karagöz metinleri bugün bize sahte bir ahlak süzgecinden geçirilerek ulaştırılıyor.

Oysa Karagöz ile Hacivat bize sınıf farkını gösteren iki kişidir.

Biri sözüm ona okumuş yazmış, eski deyimle malumatfuruş Hacivat’la, diğeri yalın, halkın sesi olan Karagöz’dür.

Ne yazık ki birçok Karagöz metinleri müstehcen bulunarak, okurlardan uzak tutulmuştur. Oysa Karagöz’ün dili ve dile getirdiği şeyler halkın dili ve halkın meselesidir... Bu metinler Karagöz’ün ne kadar gerçekçi, ne kadar hayatın içinden çıktığını göstermektedir.

Karagöz metinlerini okuduğunuzda onların bugünün sorunlarını, bugünün insan ilişkilerini dile getiren yeni bir içerikle yazılabileceği fikrini savunabilirsiniz.
Sınıf farkı, sınıf farkının yarattığı kültür ve algılama derecesi en çarpıcı örneğini Karagöz’de bulur.

Aslına bakacak olursak, Karagöz birçok konuda Hacivat’tan cahil değildir. Yalın bir ifadeyle söze getirdiği için cahil görünür. Kaba gelir! Oysa sokağın herhangi bir meseleye karşı eleştirisi de, entelektüel üst sınıf gibi olmayacaktır!

Gerçi bizim edebiyatımızda, “Karagöz’den daha cahil” diye bir söz vardır ama ben bunu Karagöz’e yapılmış bir haksızlık sayarım.

* * *
 
GÖLGE OYUNU’na sansür uygulamak, Karagöz’ün gerçek içeriğini yanlış anlatmak demektir. Haliyle zaman zaman milliyetçilik duygularımızın kabardığı ve Karagöz-Hacivat’ın Yunanlara değil Türklere ait olduğunu dile getirmek o kadar da marifet değil. Asıl marifet Karagöz ve Hacivat’ı tüm özgünlüğüyle, onun kimliğine uygun halde yaşatmak ve yenilerini üretebilmektir. Bana kalırsa Karagöz ile Hacivat, Shakespeare’in Prospero ile Caliban’ına benzetilebilir. Doğu’daki metinlerin Batı’dakilerle karşılaştırılması pekâlâ mümkündür. Bu karşılaştırmalardan nasıl sonuçlar elde edebiliriz? Sevgili dostum Selâhattin Özpalabıyıklar’ın Karagöz oyunları üzerine bir saptamasını yineleyebilirim: “Eğer Brecht, Karagöz’ü seyretseydi dibe vururdu. Öyle bir yabancılaşma unsuru var ki, şaşırıp kalırdı.”

Gerçekten de, Karagöz bugünün Türkiye’si üzerinden birçok konuyu malzeme edinebilecek uygunluğa sahiptir.

Son yıllarda yaşanan sınav tartışmalarından atanmayı bekleyen öğretmenlere, Türkiye’de basının ve yazarların durumundan öğrencilerin yaşadıklarına, hasılı bütün güncel sorunlar Karagöz’ün yazma alanı içine girer. Üstelik tüm eleştirel yapısı ile...

Yalnız mizah yazarları değil, bütün yazarlar Karagöz metinleri yazmalı.

Geleneksel oyunlarımızı iyice inceledikten sonra onların bugün yeniden nasıl gündeme getirileceği konusunda unutkanlığımızdan kurtulmalıyız. Ramazandan ramazana hatırladığımız Karagöz-Hacivat asla sadece çocukları eğlendirmek için var olmamıştırlar. Elbette çocukların da izleyip eğleneceği, öğreneceği oyunlar kaleme alınmalıdır, ama bütün bir gelenek bu dar hendese içine sığdırılmamalıdır.

Ayrıca Karagöz’deki tipler bugün de birçok yerde yaşıyor. Gazetelerin birinci sayfalarına odaklanmayın, üçüncü sayfalardaki haberler ve olaylar, Karagöz’ün hâlâ yaşadığını, ama bizim yaşatamadığımızı daha doğrusu görmezden geldiğimizi gösteriyor.

Hiç kuşkusuz sadece metinleri ile değil, müziğini de dinlemeliyiz.
  
* * *

KARAGÖZ-HACİVAT asla sadece gölge oyunu değildir! Metinleriyle, müzikleriyle bize çok şey söyler.

Müziklerinden ve oyunlarından başka bir yazıda söz edeceğim...

 

X