Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kara yazar

<B>ORHAN Pamuk’</B>u yazar olarak beğenmem. Sıkıcı, tekdüze bulurum. Daha başlayıp da bitirdiğim kitabı olmamıştır. Zaten uzunca bir süredir de kitaplarını almıyorum.

Yine de yazar olarak ‘bir değer’ taşıdığına inanıyorum. Benim beğenmiyor veya okumuyor olmam, Pamuk’un yazarlığına zarar vermez. Ancak Orhan Pamuk’u bir entelektüel olma, aydın olma iddiasındaki bir kişi olarak kabul etmem. Hatırlayacaksınız, bir süre önce bu köşede Pamuk’un ABD’deki söyleşileri sırasında yaptığı bir konuşmadan söz etmiştim. Türkiye’yi karalayan, suçlayan bir konuşmadan. Pamuk hemen kendini savunmuş, ‘entel lobi’ ayaklanmış ve benim ‘yalan yazdığımı’ haykırmışlardı. Ancak önceki gün Hürriyet’te yayımlanan bir röportaj ‘kimin yalancı’ olduğunu netlikle ortaya koydu. ‘Korkudan’ Türkiye’ye gelemediğini söyleyen Pamuk, ‘Türkler 1 milyon Ermeni’yi ve 30 bin Kürt’ü öldürdü’ diyor.

Bir kısım fanatik Ermeni ve PKK’lı dışında kimsenin söylemediği, temkinli konuştuğu bir konuda romancı Pamuk, ‘Ben biliyorum, bu iş böyle’ edasında konuşuyor.

Bir aydın elbette ‘doğruların arayışı’ içinde olacaktır.

Elbette farklı düşünecektir. Ama ‘karalama’ adına kesinleşmemiş tarihi gerçekleri veya yakın dönemde yaşanmış ve bilinen gerçekleri saptırma hakkı, ‘gerçek’ aydınların kendilerine hak gördüğü bir durum değildir.

Ermeni meselesini tartışmak istemek, bu konudaki belgelere ulaşıp bunları yazmak başkadır, işkembeden, bazı lobilere yaranmak, Nobel jürisine göz kırpmak, üç beş kitap daha fazla satıp bir iki ödül daha alabilmek uğruna ‘bilmeden’ karalamak başkadır.

Entelektüel olarak bence Pamuk’un tavrı ‘aydınca’ değil, ‘düşmanca’dır.

Kendini önemsetmek için söyledikleri de ‘yalandır’.

Pamuk, ‘Ben AB’den yanayım. Ben Kıbrıs’ta çözümden yanayım. Bu yüzden Türkiye’de milliyetçiler beni karalıyorlar ve bana düşmanlar’
diyecek kadar ‘zavallıdır’.

AB konusunda benden daha AB’ci, Kıbrıs konusunda benden daha çözümcü değildir. Ama bunları isteyen Pamuk gibi birisi olunca, bu konuda zaten hassas olanların, karşı olması son derece normaldir. Bence bu adam ‘düşman olmaya bile değmeyecek’ kadar çaresizdir. Onu en iyi anlatan da ‘Kara Kitap’ isimli romanıdır.

İçinin karalığını, başlığına koyduğu kitap...

Orhan Pamuk’a bir an önce Nobel’i verseler de, Türkiye de rahatlasa.

TOKİ tamiratta

BİNGÖL’de depremzedelere kısa süre önce verilen konutlar dökülürken, Türkiye’nin Aceh’te 4 ayda deprem konutu yapma sözü vermesini eleştirmiştim. TOKİ Başkanvekili arayarak durumu aktardı.

Bingöl’de ortaya çıkan durumdan sonra ekipler hemen Bingöl’e gitmişler ve kimi inşaat, kimi de kullanıcı hatasından kaynaklanan sorunların giderilmesi için çalışmalara başlamışlar. Bana verilen bilgiye göre, 15 gün içinde eksikler giderilecekmiş.

İhale iptal

GEÇEN hafta SSK’nın yine adrese teslim bir ihale organize ettiğini yazmıştım. SSK’dan da ‘beylik’ bir yanıt gelmişti. Ancak bana ulaşan bilgilere göre, SSK benim yazıma konu olan ihaleyi iptal etmiş. Şartname yeniden hazırlanacak ve ihaleye ondan sonra çıkılacakmış.

Birilerinin yıllardır dönen tekerine çomak soktuğum için kendimi tebrik ediyorum.

Fındık yükselirse elimizde kalır

FINDIK fiyatları yükseliyor. Üretici memnun. Bu kadar büyük bir hata olabilir mi? Kendi bindiğimiz dalı kestiğimizi nasıl görmeyiz. Türkiye, dünyanın en büyük fındık üreticisi. Bu nedenle fındığın fiyatı üzerinde oynuyor. Hükümetler de üreticiye yaranmak için buna göz yumuyorlar. Sonuçta fındık, ‘ekonomik değerinin üzerinde’ bir fiyata yükseliyor.

Bunun sonucu ne olacak biliyor musunuz? Söyleyeyim: Her yıl elimizde kalan yüz binlerce ton fındığı ya yakacak, ya Karadeniz’e dökeceğiz. Çünkü fındık fiyatları arttıkça, fındık tüketen Avrupalı gıda üreticileri bu üründen kaçacaklar. Ki zaten başladılar bile. Bademi ve yerfıstığını giderek daha çok kullanır oldular. Hatta içinde fındık olmayan; ama fındık esanslı ürünler üretmeye başladılar.

Maliyetleri düşürmek için kabuğu ile hamurlaştırılmış fındık kullanıyorlar ve giderek tüketicinin damak zevkinden fındığı çıkarmaya çalışıyorlar. Fındık fiyatları ‘makul’ ölçülerin üzerine çıkmaya devam ettikçe fındık tüketimi azalacak ve ciddi bir ihraç malı elimizde kalmaya başlayacak.

Fındık fiyatıyla oynayanlar, bunun farkına bir an önce varmalılar.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Asıl tehlikeli olanın, yapmaya çalışıyormuş gibi görünüp yıkanlar olduğunu anladığımız zaman.
X