"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Kara Şövalye ne kadar yükseliyor

Kara Şövalye Yükseliyor, tüm dünyada olduğu gibi Tükiye’de de yaz, sıcak, tatil dinlemeden sinema salonlarının tek koltuk boş kalmamacasına dolmasını sağladı.

Bu hafta sonu izleyen çok oldu, önümüzdeki günlerin biletleri de satıldığına göre bu filmle ilgili notlarımla ilgilenen çok olacaktır.
Buyurun o zaman;
- Filmin en kötüsü Oscar’lı Fransız oyuncu Marion Cotillard. Hele bir sahnesi var ki sanki yönetmen Christopher Nolan o sahneyi Cotillard’ın sinema hayatını bitirmek için özellikle koymuş. Ben söylemeyeyim izleyenler anlamıştır zaten, izleyecekler de anlayacaktır hangi sahneden bahsettiğimi.
- Heath Ledger ile efsane olan Joker’den sonra hiçbir kötü adam Batman hayranlarını kesmiyor. Hele ne kadar kötü olduğu bile tartışmaya açılabilecek Bane hiç olmamış. Bu rolde Tom Hardy’nin ağzını burnunu kapatıp adama da yazık etmişler. Ayrıca Bane’in Batman’dan fazla perdede görünmesine ve sanki ana karaktermiş gibi ortalarda dolanmasına da bozulmadım değil.
- Eleştirerek başladım diye filmi kötü sanmayın. Gayet sağlam epik bir final çekmiş Christopher Nolan. Nefes kesen uçaklı açılış sahnesi zaten ne deli bir film izleyeceğimizin sinyali oluveriyor.
- Nolan, gerçeklik hissini sağlamak için kalabalık sahnelerde CGI yerine 11 bin figüran kullanmış. Gösterdiği bu özen hissediliyor.
- Kedi Kadın’ı Anne Hathaway’in oynayacak olması az patırtı kopartmamıştı. Ama Hathaway’den Kedi Kadın olmuş. Hathaway bu kez zarifliği ve kırılganlığı ile değil üçkağıtçılığı ve çapkın bakışlarıyla ön planda. Ben sevdim.
- Christian Bale büyük oyuncu. The Machinist filmi için 55 kilo kalarak bir deri bir kemik kamera karşısına geçen Bale, Batman için 86 kiloya çıkmış, Rescue Dawn için yine kilo vermiş, 61 kilo olmuş, Batman için tekrar kilo almış, The Fighter için 66 kiloya düşmüştü. Bu son film için yine 80’in üzerine çıkarak bir de güzel vücut yapmış. Bale’in kilo alıp verme disiplinine hayran olmamak elde değil. Oyunculuğuna ve karizmasına zaten diyecek yok. Ana teması “acı” olan bu final bölümünde karakterinin çektiği duygusal ve fiziksel acıları en iyi şekilde izleyiciye geçiriyor.
- Koca bir alkış da Alfred rolündeki Michael Caine’e. Gözyaşı döktüğü sahnede ne büyük oyuncu olduğunu onunla birlikte ağlamak istemenizden anlıyorsunuz.
- Christopher Nolan müziğin gücünü sonuna kadar kullanmış. Notaların arkasında “Müzik benim için iş ya da hobi değil, sabahları uyanmak için tek nedenim” diyen Oscar’lı Hans Zimmer gibi bir müzisyen olunca işi kolay tabii. Aksiyona ve gerilime eşlik eden tempolu müzikler nefes kesiyor.
- Christopher Nolan, Kara Şövalye Yükseliyor filminin büyük bölümünü IMAX tekniği ile çekti. Geniş açılarla gelen muhteşem görüntülerin keyfini çıkarmak için filmi IMAX sinemasında izlemenizi tavsiye ederim. Ankara’da Migros’ta, İstanbul’da ise İstinye Park’ta IMAX var ve 35 mm’den sadece 1 TL daha pahalı. İstinye Cinemaximum IMAX biletlerinin tümünün hafta sonuna kadar satıldığını üzülerek belirteyim. Ama beklemeye değer.

Köprüdeki trafik polisi

Geçen hafta burada “Hayatı, paranızı, bahçenizi, yiyeceğinizi nerede, kiminle paylaşıyorsunuz? Bitki olur, hayvan olur, yardıma muhtaç insan olur. Yazın bana, örneklerimiz çoğalsın” demiştim.
Öyle çok ve güzel cevap geliyor ki.
Zaman içinde hepsini paylaşacağım sizinle.
İlki, Belgin Dölay’dan. Baş kahramanı, adını öğrenebilseydim hemen teşekkür yazardım dediğim bir trafik polisi.
“Perşembe akşamüstü. Saat 17:00 sıraları. İstanbul sıcaktan yanarken köprü trafiği çekilmez bir halde.
Kavacık sapağına pek az kala, sağda, emniyet şeridinde görev yapmakta olan motosikletli bir trafik polisi. Motosikletini park etmiş, şeridi koruyor ve kontrol ediyor. Yolun hemen kenarında bir kedicik. Yavru, altı aylık kadar. Yanında bir plastik bardak su. Karnı şişmiş.
Yaklaştık ve memur beyle konuştuk. Kedicik yola inmiş, çok açmış. Memur bey ona, o kadar işinin arasında döner bulmuş, yedirmiş, su vermiş.
‘O kadar açtı ki, yemekleri yiyince şaşırdı, tuhaf tuhaf dolaşıyor’ dedi.
O memur, herkesin her gün lanet ettiği o trafik karmaşası içinde hem görevini yapıyordu hem de küçücük bir kediyi besleyip koruyordu. O sıkıntılı saatlerin tek yüzümüzü güldüren olayını sizinle paylaşmak istedim.”
Teşekkürler Belgin Hanım, hem size hem de o güzel kalpli trafik polisine.

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI