Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Kara haberci’ The Economist’e neden herkes inanıyor?

The Economist dergisi her yılın sonuna doğru ‘Kara haberini’ verir. İş ve ekonomi dünyası da her nedense, tahminleri çok isabetsiz olsa bile, bu derginin değerlendirmesini ciddiye alır.

Şimdi yine öyle bir tahmini yayınlandı The Economist’in… Bazı yayınlarda ‘Türkiye için Kara Tahmin’ diye yer aldı.
Dergi, ‘The World in 2010’ adlı yayınında, ‘Türkiye için ‘sosyal patlama uyarısı’ yaptı ve şu cümleye yer verdi:
“Hükümet, IMF ile anlaşarak yabancı yatırımcılar için güven oluşturmazsa, özellikle borç ödeme sıkıntısı tehdit oluşturabilir.’
Bazı ekonomistler bu sorunun yanıtını son yıllarda köşelerinde verdiler. The Economist dergisi, bence, ülke dışındaki yayınlar arasında Türkiye için en kötü tahmini yapan yayın… Buna rağmen her tahmini Türkiye’de geniş yer bulur, bazen panik havasıyla yayınlanır.

Geçmiş tahminlere bakmalı

Oysa, biri çıkıp ‘The World in’ diye başlayan ve gelecek yıla yönelik tahminler yapan The Economist’in tahminlerinin performansını incelese, sorunun yanıtını da bulabilirdi.
Ben uzun yıllardır bu yayın serisini incelerim. Arşivimde ‘The World in’ serisinden epey dergi var. Bazılarını ise bulamadım. Bunlara bakınca, The Economist’in performansı daha iyi anlaşılıyor.
Tabloyu görüyorsunuz… Her şey orada çok açık görülüyor. Çok ciddi ‘küçülme’ tahmin edilen yıllarda, ‘büyüme patlaması’ olmuş. Büyüme tahmininde ise küçülme yaşanmış.
En önemlisi, Türkiye’yi, he zaman daha ‘düşük’ büyüyebilen bir ülke olarak değerlendirmiş. Şimdi yüzde 3 büyümeyle birlikte ‘kara haber’ de vermiş.
Ekonominin parlak bir yıl geçireceğini, risklerin olmadığını söylemiyorum. Ama The Economist’i de ‘büyük bir kahin’ olarak görüp, paniğe kapılmayalım. Eğer bir tahmine inanacaksak, Ekonomist dergisinin yaptıklarına bakalım.

SANAYİ BAKANI’NDAN NE İSTENİR?

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, geçen hafta içinde Capital 500 araştırmasının ödül törenine katıldı. Bir süre sohbet etme şansımız oldu.
Bir etkinlikten gelmiş, başka bir etkinliğe gidecekti. Yoğun bir ajandası var. Bir yandan ülke içinde bir yandan da ülke dışında toplantılara katılıyor. ‘Tüsiad, Tuskon, Müsiad, ihracatçılar… Hiçbirini ayırt etmeden birlikte olmaya çalışıyorum’ diye konuşuyor.
Teknik lisede okumuş, ardından üniversitede iktisat eğitimi almış, mali müşavirlik yapmış. İş dünyasını, kendi deyimiyle, ‘torna tezgahı’ düzeyinden tanımaya başlamış. Sorunlarını bildiğini, onları anladığını ve anlamaya çalıştığına dikkat çekiyor.
Derince Belediye Başkanlığı döneminde de Tüpraş, Petrol Ofisi, Shell, Ford Otosan gibi bölgenin şirketleriyle işbirliği yaptıklarını, bu nedenle iş dünyasının bir anlamda içinde olduğunu söylüyor.

Peki iş adamı ne talep eder?

Bu kadar iş dünyasının içinde olan Sanayi Bakanı’na bu soruyu yöneltiyorum. CEO ya da iş adamları, bir araya geldiklerinde bakandan şu konularda taleplerde bulunuyorlarmış:
1. Doğu’ya gidildiğinde teşvik konusu gündeme geliyor. İşadamları, teşviklerin uzatılmasını, yenilerinin eklenmesini istiyorlar.
2. Batı’ya doğru gelindikçe ‘Enerji maliyeti’ şikayeti öne çıkıyor. İhracatta zorlandıklarını belirten işadamları, enerji maliyetlerinin geri çekilmesinde ısrar ediyorlar.
3. Başından beri enerjideki TRT payı şikayet konusuydu. Yüzde 4’lik payın yüzde 2’si indirildi. Ancak, kalanın da kaldırılması talep ediliyor.
4. İstihdam üzerindeki vergilerin kaldırılması Doğu ve Batı’da da gündeme getiriliyor.
5. Çok sayıda işadamı ‘Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’nun kaldırılmasını rica ediyor.
6. Kalan talepler, ‘Finansman ve girdi muafiyeti’ konularında odaklanıyor. Herkes ‘azaltın’ talebini yeniliyor.
Sanayi Bakanı, ‘Dinliyor, yapılabilirliğine bakıyoruz. Ama her hepsinin bütçede  bir yeri var. Her talebi karşılayamıyoruz’ diye yanıt veriyor.

X