Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kar yağınca fırınlar da tatil olsun

İstanbul Valisi Muammer Güler’i, kar yağışının başladığı gün okulları tatil etmediği için eleştirenler haksızlık ediyorlar.

Güler’in de dediği gibi İstanbul Valisi olarak asıl görevi okulları zırt pırt tatil etmek değil, açık tutmak.

Eskiye doğru bir bakıyorum da; biz de okula gittik, bizim zamanımızda da kar yağıyordu, bizim zamanımızda da şiddetli kar yağışı nedeniyle yollar kapanıyordu. Ama okulların kar yağdı diye tek bir gün kapatıldığını hatırlamıyorum.

Üstelik bizim zamanımızda kışlar çok daha sert geçerdi. İstanbul bu kadar kalabalık olmadığı için bacalardan çıkan dumanlar şehrin göğünü kaplayıp, havayı birkaç derece ısıtmamıştı. Kar yağdı mı, bir semtten komşu semte dahi otomobille geçmek imkansız olurdu. Buna rağmen okullar tatil edilmezdi.

Diyorlar ki, şimdi öğrenciler okullarına servislerle gidiyor. Kar yağınca servisler çalışmıyor, çocuklar yollarda perişan oluyor.

İyi de bu sadece okula servisle giden öğrenciler için geçerli. Yani oturduğu semt dışında bir okulda okuyan öğrenciler için... Peki İstanbul’daki öğrencilerin kaçı okula servisle gidiyor? Oturduğu semt dışındaki bir okula devam eden öğrencilerin oranı nedir?

Öğrencilerin büyük çoğunluğu devlet okullarında okuduğuna ve devlet okullarında da herkes kendi semtine en yakın okulda okumak zorunda olduğuna göre, İstanbul’da oturduğu semt dışında bir okula devam eden öğrencilerin oranı çok düşük olmalı.

İyi de o zaman tüm okullar, az sayıda öğrencinin velisinin keyfi için mi kapatılıyor?

Özel okullarda okuyanların canı çıksın demiyorum. Ben de birçok kişi gibi özel okulda okudum. Etiler’de oturuyor, Nişantaşı’nda İngiliz Lisesi’ne gidiyordum. Etiler’in kurt inen bir köy olmaktan yeni çıktığı yıllardı.

Öyle servis filan da yoktu. Evle otobüs durağı arası 1 km’lik bir yol. Kar yağdı mı, fırtına mırtına dinlemeyip o yolu yürüyeceksin. Otobüs de Osmanbey’e kadar... Osmanbey’den okula yine bir km yürüyüş daha...

Kar yağdı okul kapandı şımarıklığı yok. Kar yağdı mı tek bir fark var, o da sabah yola bir, bir buçuk saat daha erkenden, saat 6’da çıkmak. Ki okula geç kalınmasın.

Şimdi en ufak bir kar yağışında, okullar tatil. Sonra o çocuklar eğitimlerini tamamlayıp iş hayatına atılıyorlar, bir bakıyorsunuz sulu kar yağmış, işe gelmemişler. Okuldan öyle görmüş, öyle öğrenmişler, ne bekleyeceksiniz ki?

Sarıgül’ün hakkı Sarıgül’e

Şişli Belediyesi’nin geçen hafta başlayan uygulamasının ardından "Yasak fos çıktı, Şişli yine duman altı", demiştim.

Hıncal Uluç, yasağın sulandırılmasından yakınan biz az sayıdaki yazarı (ben, Oray Eğin ve Ersan Özer), "sabırsız dostlarım" diyerek eleştirmiş. "Şişli atağı, bu ülkede bir ilk adımdır", diyor, "En uzun yürüyüşler, bir adımla başlar. Şişli bu adımı attı. Bugün sigara içilmeyen masalar boş. Yarın içilenler boş kalacak"...

Neden böyle olacağını da demokrasiyle açıklamış. Yarın insanlar daha çok sigara içilmez yer isteyecekmiş, onlara da daha çok yer ayrılacakmış.

Hıncal Uluç’un birinci eleştirisine katılıyorum. Evet, attığı adımı küçümseyerek ve bu adımı hiç övmeyerek, Mustafa Sarıgül’e gerçekten haksızlık etmiş olabilirim.

Sarıgül’ün bu ilk adımı gerçekten çok önemli ve alkışlanması gereken bir adım. İlk başta çok doğru bir kararla sigaranın kapalı mekanlarda tamamen yasaklanacağını söyleyip, sonra geri adım atmasının yarattığı hayal kırıklığıyla fazla tepki göstermişim.

Öte yandan Hıncal Uluç ikinci eleştirisinde yanılıyor. Sigarayla savaş dünyanın hiçbir yerinde insanların görünürdeki talepleriyle başarıya ulaşmadı. İnsana, insan sağlığına, insan haklarına saldıran hiçbir eylemle demokratik yoldan savaşamazsınız. Çoğunluk öyle istiyor diye, hiçbir insanın sağlığına, temel haklarına zarar veremezsiniz. Çünkü bunun adı demokrasi değil, çoğunluğun despotluğu olur.

Kaldı ki, sigara içenler değil, içmeyenler çoğunlukta. Sigaranın toptan yasaklandığı New York’ta, barların kárının arttığı gözlendi. Ama silah onların elinde olduğu, istedikleri zaman ateşleyebildikleri sürece güç sigara içenlerde olduğundan, sigaradan rahatsız olan çoğunluk bu mekanlardan uzak duruyor.

Sarıgül’ün attığı bu çağdaş adımın başarıya ulaşması, sigara karşıtlığının medyada yıllardır en büyük sözcülerinden biri olan benim de hayalim. Ve işte tam da bu nedenle, sigara yasağında attığı bu ilk adımın kısa zamanda genişletilmesini ve kapalı mekanlarda tamamen yasaklanmasını umuyorum.
X