« Hürriyet.com.tr

Kapalıçarşı'yı bir de yeni yüzüyle gezin

Sonbahar yüzünü kışa dönerken, yeniden kentle barıştık. Soğuk kış günlerinde İstanbul'u karış karış gezmeye yetecek kadar zamanımız var. Şehri bir kez daha keşfetmek isteyenler için son dönemde çok değişen tarihi Kapalıçarşı birebir.

Ayda KAYAR
X
Yağmurdan ve gri havadan kaçmak isteyenlere rengarenk, cıvıl cıvıl bir atmosfer sunan Kapalıçarşı'da bedestenleri gezebilir, alışveriş yapabilir, dilerseniz hamamını ziyaret edebilir ve birbiri ardına açılan kafelerde keyif molaları verebilirsiniz.


Yazın sıcak günleri artık geride kaldı. Sahil, park, bahçe, teras derken yine kapalı mekanlarda gün geçirmeye başladık. Keyifli bir haftasonu için ille de İstanbul'dan uzaklara gitmeye gerek yok. Kentin orta yerinde keşfedilecek o kadar çok yer var ki. Bunlardan biri de tarihi Kapalıçarşı.

Kapalıçarşı, son yıllarda hem ürün çeşitliliği, hem yeni açılan kafe ve restoranları, hem de esnafın davranışı açısından çok değişti. Artık esnaf, elinize, kolunuza yapışıp mal satmaya çalışmıyor. Fiyatlar da eskisi gibi çok yüksek değil. Ama yine de siz siz olun, alışveriş yapacaksanız pazarlık da yapın.

Kapalıçarşı'ya Beyazıt otobüs duraklarının arkasındaki Çarşı Kapı'dan girmenizi öneriyoruz. Böylece yolunuza yokuş aşağı devam edebilirsiniz. Girdiğinizde kendinizi art arda sıralanmış kuyumcu dükkanlarının ortasında bulacaksınız. Yani Kalpakçılar Caddesi'nde. Kapının tam karşısında 1954 yangınından sonra yapılmış bir de çeşme var.

BEDESTENLERİ GÖRMEDEN ÇIKMAYIN

Bundan sonrası Orhan Veli'nin dediği gibi ‘‘kapalı kutu’’. Kapalıçarşı'yı anlatmak çok zor. Gözünüz neye kayıyor, keyfiniz nerede çoğalıyorsa oraya doğru yönelin. Ancak çarşı içindeki iki bedesteni ihmal etmeyin. Kubbeleri ve 30 metreyi bulan tavan yüksekliği ile ihtişamlı bir görüntüye sahipler.

Bunlardan biri İç Bedesten de denilen Cevahir Bedesteni. Çarşının tam ortasında. Ağırlıklı olarak gümüşçüler var. Antika saat satan dükkánlar da ilgi çekici. Gümüşçülerde fosilleşmiş reçineden oluşan kehribar taşı gözde. Yüzük ve kolyelerin fiyatları 15-100 milyon lira arasında değişiyor. Gümüş çantalar da popüler. Boyna asılanlardan kolda taşınanlara kadar her çeşidi var. İşçilikleri göz kamaştırıyor. Fiyatları 30-600 milyon lira arasında.

Elmas ve pırlantalarla işli antika saatler de seyirlik. Cep saatleri en çok alıcı bulan antikalardan. Ortalama fiyatı yok. 30 milyona da var, 20 milyara da. Kol saatlerinin fiyatları da aynı.

Kalpakçılar Caddesi'nde, Nur-u Osmaniye çıkışına gelmeden önce soldaki sokak Sandal Bedesteni'ne gidiyor. Yani Dış Bedesten'e. Eskiden halıcıların çoğunlukta olduğu bedesten şimdi tekstil cenneti. Yine birkaç halıcı var ama Uzakdoğu'dan gelen yatak örtüleri ile üzerinde İstanbul ya da Turkey yazan hediyelik tişört ve sweatshirtler daha fazla. Bedestenin içinde bir de Colheti adında kafe bulunuyor.

TÜRKLER DE DANSÖZ KOSTÜMÜ ALIYOR

Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz Kapalıçarşı'da Yağlıkçılar Caddesi'nin Örücü Han'a doğru olan bölümü ‘‘Köylü Pazarı’’ adıyla anılıyor. Burada Türkiye'nin dört bir yanından gelen yerel kumaşları metresi 1-10 milyon lira arasında değişen fiyatlarla bulabilirsiniz. Yerel kumaşların yanı sıra allı-pullu, dore, lame işlemeli kumaşlar da var. Bir de çarşının diğer yerlerinde de rastlayabileceğiniz dansöz elbiseleri. Esnaf, Türk müşterinin azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylüyor. Dansöz kostümlerinin fiyatları 80 milyondan başlayıp, 600-700 milyona kadar varıyor.

Bu arada çarşının en moda ürünü kaşmir şallar, onları her sokakta bulmanız mümkün. Pashmina adıyla satılan şalların bazıları saf kaşmir, bazıları ipek karışık. Fiyatları 10-20 milyon lira arasında.

Bir de cam kandiller var. Boy boy, renk renk. Evleriniz için canlı bir yenilik olabilir. Ya da sevdiklerinize güzel bir hediye.

ÇARŞININ HAMAMI DA VAR

Kapalıçarşı'nın her yanı insanı şaşırtacak ayrıntılarla dolu. İçinde Çarıkağa adında bir cami, çeşmeler ve Örücüler Hamamı var. Örücüler Hamamı'nın kadın ve erkek kısımları 8.00-22.00 saatleri arasında açık. Örücüler Kapısı'nın hemen yanında.

Unutmadan söyleyelim, Kapalıçarşı'da başınızı yukarı kaldırdığınızda, nerede olduğunuzu ve çevrenizdeki sokakların sizi nereye götüreceğini anlatan tabelalar da göreceksiniz. Ama tavsiyemiz, esnafa sorun. En doğru ve kısa tarif onlarda. Çarşıyı gezerken Halıcılar Caddesi üzerinde 44 yıldır hizmet veren ve birçok edebiyatçının mola verdiği Şark Kahvesi'ni atlamayın. Verin 750 bin lira ve tam kıvamında demlenmiş çayı yudumlayıp, eski İstanbul hayallerine dalın.

Çarşıdan çıkmak için yine Beyazıt tarafını kullanıp, otobüs ya da hızlı tramvayla istediğiniz yöne gidebilirsiniz. Ama eğer İstanbul'un bu büyülü yüzüne kapıldıysanız Mahmutpaşa Kapısı'nı tercih edin. Neredeyse tüm ülkenin adını bildiği Mahmutpaşa Yokuşu'nda nişan elbiselerinden geceliklere, ayakkabıcılara kadar çeşit çeşit ürün var. Yokuşu indikten sonra sağa sapıp, kalabalığı takip ederseniz bir Mısır Çarşısı gezisi de yapabilirsiniz. Yalnız sakın unutmayın, Kapalıçarşı pazar günleri kapalı.

Günde 430 bin kişiyle küçük bir şehir

Eskiden Çarşı-yı Kebir denilen Kapalıçarşı'nın çekirdeğini şimdi İç Bedesten-Cevahir Bedesteni olarak bilinen bedesten oluşturuyor. Burası bazı tarihçilere göre Bizans'tan kalma. Çoğunluk ise onun Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırıldığını savunuyor. Daha sonra kimi kaynaklara göre II. Mehmed, kimi kaynaklara göre de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Sandal Bedesteni yaptırıldı. İki bedestenin çevresini dolduran yol ve dükkánlar Kapalıçarşı'yı oluşturdu. İlki 1515'te olmak üzere birçok yangın geçiren çarşı, 1766 ve 1894 depremlerinden de etkilendi. Yapı son olarak 1943 ve 1954 yangınlarında hasar gördü.

Toplam 30.7 hektar alana yayılan Kapalçarşı'nın içinden girilen 13 tane han bulunuyor. Toplam 61 yol bulunan çarşıda, dükkán ve yolların üzeri tonoz ve kubbelerle kaplı. Tonozlara açılan pencerelerden günışığı alan çarşı 30 bin çalışanı ve sayıları günde 400 bine varan ziyaretçiyi ağırlıyor. Kapalıçarşı'da dükkán sayısı 3 bin 300. Yaklaşık 10 tane kafe ve 30 kadar restoran veya kebapçı bulunuyor.

Devekuşu pizzası bile var

Dedik ya çarşıda yok yok. Devekuşu döneri bile var. Yağlıkçılar Caddesi üzerinden varabileceğiniz Cebeci Han'ın altındaki Döner Y Cafe devekuşu ürünleri ile son günlerin en ilgi çeken kafelerinden biri. Döner 4.5, devekuşu iskenderi 5.5 milyon liraya satılıyor. Döneri pide içinde isterseniz 2.5 milyon ödüyorsunuz. Katkısız devekuşu etiyle yapılan kıymalı pide ise 3,5 milyon lira. İsterseniz devekuşu pizzası da var. Bir tanesiyle 12 kişiyi doyuran devekuşu yumurtasından omlet istiyorsanız önceden sipariş vermeniz gerekli.

Sultan Cafe de çarşıda yeni açılan cafelerden biri. Soğuk sandviç, krep ve salata çeşitlerini 4-7 milyon lira arasında değişen fiyatlarla yiyebilirsiniz. 15 çeşit kahve var. Sultan Cafe, Halıcılar Caddesi 44-46 numarada.

TELEFON NUMARALARI

Kapalıçarşı Esnafları Derneği:

(212) 522 31 73

Sultan Cafe: (212) 527 01 45

Döner Y Cafe: (212) 520 43 80

Kaynak: Ayda KAYAR

GezginGezgin
Cennetten düşen bir damla: Ohrid
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın en ucuz tatil yerleri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
En çok gidilmek istenen ülke belli oldu!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Hasankeyf'te 11 bin 500 yıllık yerleşim yeri bulundu
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sosyal medyada en popüler 7 yurt dışı tatil noktası
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Tepeden bakıldığında plaj gibi görünen havuz