Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kanunsuzluğa özgürlük...

<B>TBMM </B>Adalet Komisyonu'nun aldığı tehlikeli bir kararın farkına, bir dostun uyarısıyla vardık:

Meğer bugünkü hükümet döneminde, yani Aralık 1999'da çıkarılan bir yasanın yürürlükten kaldırdığı meşhur ‘‘Memurin Muhakematı Hakkında Kanun-u Muvakkat’’ı hortlatmayı isteyenler bayağı yol almışlar da haberimiz yokmuş.

O meşhur daha doğrusu meş'um (uğursuz) Kanun-u Muvakkat, ‘‘İttihat ve Terakki’’ sayesinde sadrazam olan Mahmut Şevket Paşa'nın göreve gelmesinden 10 gün sonra yayınlanıp yürürlüğe konmuştu. Maksat herhalde, Balkan Savaşı yüzünden zayıf düşen devlet makinesinin daha etkin hale getirmekti.

Lakin memur eline geçen yetkiyi, hele bu yetki ona suç işleme özgürlüğü de veriyorsa bırakır mı?

Nitekim bu yasanın kılına uzun yıllar kimse dokunamadı.

Taa ki şimdiki hükümet işbaşına gelip de ‘‘hukukun üstünlüğünü’’ sağlamak amacıyla yani ‘‘suç işleyenin adalet önünde hesap vermesi’’ için bundan tam iki yıl önce, 4484 sayılı yasayı Meclis'ten geçirinceye kadar.

Bu sayede, eski yasanın ‘‘memur hakkında savcılıkça soruşturma açılması için yetkili merciden izin alınması’’ sistemini koruyan ama ‘‘bir kamu görevlisi hakkında savcılığa suç ihbarı yapıldığı zaman, savcının ivedilikle, toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan kanıtları tespit etmesini’’ zorunlu kılan yasa yürürlüğe girdi.

Girdi ama... Bizim bürokrasinin, önündeki kanuna ancak mecbur kalırsa uymaya alışkın kafası derhal itiraz etti:

Yasa bu haliyle yürürlükte kalırsa, memur iş yapamazmış.

Yani ‘‘Biz ancak yasaları çiğneme yetkisi tanırsanız iş yaparız’’ (çoğu yine de yapmaz ya) demeye getirdiler.

Nitekim Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı döneminde hemen bir yasa tasarısı hazırlandı ve yeni yasanın işlemez hale getirilmesi istendi.

Bu yeni tasarıya göre savcı, kendisine gelen ihbarın ciddiye alınacak bir ağırlığı olup olmadığına değil, altında açık isim, iş yahut ikametgáh adresi ve imza var mı yok mu ona bakacak, bunlar yoksa örneğin büyük bir yolsuzluk da ihbar edilse, aldırmayacaktı.

Dahası... İşleme koyacağı bir ihbar aldığı zaman da kanıt toplamaya katiyen teşebbüs bile etmeyecek, sadece eline gelen bilgiyi izin vermeye yetkili merciye gönderecekti. Yani Cumhuriyet Savcısı artık savcılık değil, genel evrak kayıt memuru görevi yapacaktı.

Ve tabii bu sayede kanıtların ortadan kaldırılması sağlanacaktı.

İşte bu tasarı, geçen yasama yılının ekonomik kriz karambolünde Meclis'ten geçti. Neyse ki Cumhurbaşkanı atlamadı. Yasayı ‘‘tekrar görüşülmek üzere’’ Meclis'e gönderdi.

Şimdi ne duyuyoruz biliyor musunuz?

TBMM Adalet Komisyonu, hukuksuzluğu teşvik etmeyi amaçlayan bu tasarıyı kılına dokunmadan, yani aynen kabul edip Genel Kurul'a göndermiş.

Çok merak ediyoruz... Bu vahim tasarı tekrar ve aynen kabul edilerek yürürlüğe girerse ‘‘hukukun üstünlüğü’’ ilkesi hangi kabristana gömülecek?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI