Kanserle mücadele ederken işten atıldı

Güncelleme Tarihi:

Kanserle mücadele ederken işten atıldı
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 22, 2008 12:06

EVLİLİĞİNİN ikinci ayında bir tür lenf kanseri olan Hodgkin Lenfoma tanısı konulan, kök hücre nakline karşın, hastalığı 4 kez tekrarlayan 31 yaşındaki Kudret Şimşek, yaşam mücadelesi veriyor. Hastalığıyla boğuşurken, elektrik teknisyeni olarak çalıştığı TEDAŞ'ın taşeron şirketindeki işinden çıkarıldığı için sigorta kapsamından da olan Şimşek, “‘Canlı canlı ölüme mahkum ediliyorum” dedi.

Kudret Şimşek, 2004 yılında yaşamını Serpil Şimşek ile birleştirdi. Balayındayken, kasığında 4.5 santimetre çapındaki bir kitleyi fark eden Kudret Şimşek'in yaşamı o günden itibaren kabusa döndü. Tetkikler sonucunda bir tür lenf kanseri tanısı konulan Kudret Şimşek, İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kemoterapi görmeye başladı. Ancak kemoterapiden sonuç alınamayınca Ege Üniversitesi Hastanesi'nde kendi kök hücresi nakledildi. Şimşek 4 ay hastanede yattı, 2 yıllık rapor verilerek, kontrollere gelme koşuluyla taburcu edildi. Kontrollerde iyileşmediği ve hastalığının nüksettiği saptandı. Bu kez kemoterapinin yanında ışın tedavisi de gördü.

Maddi manevi tüm gücünü yitiren Şimşek, hastalıktan kurtulabilmek için çabalarken, çalıştığı TEDAŞ'ın açma- kapama hizmeti aldığı taşeron şirketindeki işinden 15 Mart 2006'da çıkarıldı. Neye uğradığını şaşıran Şimşek, SSK müfettişlerine giderek durumunu sordu.
Taşeron şirketin süreli iş alıp süresinde işi bitirdiği için işçisini çıkarmasında yasal bir engel bulunmadığını öğrenen Kudret Şimşek, raporlu olmasına karşın bir anda işsiz kaldı. İşten çıkarıldıktan sonra 6 ay sağlık hizmeti alma hakkı kalan Şimşek, ölüm korkusunu daha fazla hissetmeye başladı. Aylarca hastanede yatmak, bakılmak zorunda olduğu için eşi Serpil Şimşek'in sürekli bir işe girememesi, genç çifti iyice zora soktu. Kanseri yenmesi için yüksek morale, iyi bakıma ve beslenmeye ihtiyacı olan Şimşek, “nasıl tedavi olacağım” derdine düştü.
Raporluyken işe girmesi yasak olan, yeniden işe girdiğinde de sağlık hizmeti alabilmesi için 90 gün çalışması gereken Kudret Şimşek, bu kıskacın içinde iyice çaresiz kaldı. Sonunda kendince bir çıkış yolu bulduğunu, ancak bu çıkış yolunun kapanıp yine başa döndüğünü ve yine işsiz kalıp tedavi olamama tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirten Kudret Şimşek şunları söyledi:

“Kanser olmanın ne olduğunu, ancak bu hastalığa yakalananlar ya da çok sevdikleri kanser olanlar iyi anlar. Yaklaşık 4 yıldır hastalığın nüksleriyle hayatım cehenmeme döndü. Hastaneler evim oldu. Bu nükslerden kurtulamıyorum, çünkü kanseri yenebilmem, tedavinin başarılı, ilaçların etkili olabilmesi için moralimin yüksek olması gerek. Ama ne mümkün. Bu hastalığı pekçok kişi yendi ben kurtulamıyorum. Sağlığımı kaybettikten sonra işimi kaybedince sağlık hizmetini alabileceğim sadece 6 ayım kalmıştı. Dışarıdan sigorta primi ödenmesi kabul edilmiyordu. Raporluyken işe girmek yasak. İşe girdikten sonra sağlık hizmeti için 90 gün prim ödeme şartı var. Bu çaresizliğin içinde bile bile kabahat işledim. Haziran 2007'de raporluyken aynı iş kolunda bir firmada çalışmaya başladım. Raporlu olduğumu söylemedim. Çünkü hasta olduğumu söylesem işe alınmazdım. Bu usulsüzlüğe başvurmak zorunda kaldım. Mart 2008'de ‘çalışamaz’ raporumu, ‘çalışıra’ dönüştürdüm. Ama kötü kader yine yakamdan düşmedi. Raporluyken çalıştığım ortaya çıkarken, kotrollerim sırasında hastalığımın yeniden nüks ettiği belirlendi. Takibimi yapan Prof. Dr. Murat Tombuloğlu, ilik nakli olmam gerektiğini söyledi. Uygun vericim olmadığı için nakil şansım da çok zayıf. Yani yaşama bağlanmak için nedenlerim azalırken, ben tedavimi bırakıp sigorta sorunlarıyla boğuşuyorum. Hastayken işten çıkarıldığınızda benim gibi kanser hastasıysanız sonuç korkunç. Ben bile bile usulsüzlük yaptım, ama başka çarem yoktu. Bu usulszlük ortaya çıktığı için raporlu olup çalıştığım dönemdeki tedavilerin faturasını da tahsil edecekler. Malülen emekli olmak için başvurdum ama 100 günüm eksik. Bu eksik başka türlü tamamlanmıyor. Eşim yaklaşık bir yıldır sigortalı çalışıyor, ama hastaneye yattığımda bana bakabilmek için işi bırakmak zorunda kalacak, çünkü başka bakanım yok. Benim ki de böyle bir dram. Derdim kendime acındırmak değil. Benim yaşadıklarımı başkaları da yaşayabilir. Yetkililer benim durumumda olanlar için yasal düzenlemeler yapmalı. En azından devlet, hastayken işten çıkarılan işçinin tedavisini üstlensin, yaptırsın. Şu yaşadıklarımla bana ‘diri diri öl', diyorlar. İntihara sürüklüyorlar.”
Eşi çalıştığı için evinde yalnız kalan Şimşek, “Beni işe alan firmayı da zorda bıraktım. Bir de bunun için üzülüyorum” dedi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Onkoloji Profesörü Murat Tombuloğlu, Şimşek'in durumu hakkında bilgi verdi. Hodgkin Lenfoma'nın tedavi edilebilir kanserler arasında yer aldığını, ancak sürekli tekrarlamasının iyileşme şansını azalttığını belirten Prof. Dr. Tombuloğlu, “Şimşek'in hastalığı da inatçı. Daha önce hücre nakli olmuştu, tekrarladı. Yeniden kemoterapi önerdik. İlik nakli olması gerek. Ancak ailesinden vericisi yok. Eğer ilik nakline karar verirse o da hemen olmayacak. Çünkü Türkiye'deki iki kan bankasına başvurması, yarar göreceğine karar verilirse gerekli taramaların yapılması gerek. Bu tedavilerin de bir an önce yapılması gerek. Hem hastalığın tekrarı hem de tedavilerin gecikmesi iyileşme şansını azaltıyor” dedi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!