"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kansere giden yol DNA’dan geçiyor

Gün geçmiyor ki tanıdık bir ismin ya da yakın bir dostun kansere yakalandığını öğrenip üzülmeyelim. Gün geçmiyor ki kanser sözcüğünü anmayalım, bir sohbette kullanmayalım, bir vesileyle kanserden bahsetmeyelim! Peki nedir kanser? Nasıl oluşur? Neden, nelerden kaynaklanır? Hangi hatalar kansere davetiye çıkarır? “Kanserojen”ler kanseri nasıl tetikliyor? İşte bu soruların yanıtları...

Her şey, sağlıklı  bölünüp çoğalan ve ömrünü sağlıklı bir şekilde tamamlayan sağlam bir hücreyle ilişkili. Hücrelerimizin çoğalmaları kadar belirli bir süre sonra ölmeleri de genetik kontrol sistemleriyle izlenir. Hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için hücrelerimizin “doğma, büyüme ve ölme” süreçlerinin aksamadan sürmesi ve bu süreci takip eden kontrol sistemlerimizin düzenli çalışması, hücrelerimizin bu kontrol sistemlerine itaat etmeleri gerekir.

KONTROLÜ GENLER YAPIYOR

DNA’larımızdaki genlerimizden bazıları hücre çoğalmasını uyarırken, diğerleriyse çoğalmayı dizginlemekle görevlidir. Herhangi bir nedenle hücre üremesinin belirli bir noktadan sonra dizginlenememesi, sonsuz ve sınırsız ve de kontrolsüz bölünebilen bir hücrenin meydana gelmesi yani bir hücrenin kendine tanınan doğal ömür dolmasına rağmen bölünerek çoğalmaya devam etmesi, bir kanser hücresinin oluşmasının ilk adımıdır. Bu yönüyle kanser hücresi demek, kontrolsüz çoğalan “anarşist” ve de “kontrol tanımaz” yani bağımsızlığını ilan etmiş farklı bir hücre demektir.

KANSEROJENLER GENLERİ TAHRİP EDİYOR

Genlerimizdeki kontrol sistemlerini bozabilen pek çok faktör var. Bunlar bazen radyasyon, hava kirliliği, yiyeceklerdeki kimyasallar, bazen de solunan hava, içilen suyla vücudumuza giren yabancı maddelerdir. Bunlara “kanserojenler” diyoruz. Kanserojenlerin temel hedefleri hücrenin DNA yapısıdır. Kanserojen maddelerle yapısı bozulan genler, hücre ölmesini dizginleyen veya uyaran sistemleri denetleyen genler olabiliyor.

Özetle kanserojenler DNA’ya bağlanıp onun genetik yapılarını bozmaktadır. Genlerin kanserojenlere öyle kolayca teslim olduğunu da sanmayın! Bu süreçleri engelleyen pek çok koruyucu ve onarıcı enzimler var hücrelerimizde. Bunlar kanserojenler ile meydana gelen hasarın çoğunu daha işin başında ortadan kaldırır.

Ne var ki kanserojen oranı yoğunlaşır ya da kanserojenin etkisi tekrarlayıp durursa genetik hasar kritik düzeylere varabilir.

Hücre bölünürken DNA’daki hasar nedeniyle hatalı ve farklı -atipik- hücreler üretmeye başlar. Bu atipik kanser hücreleri bir kez ortaya çıktı mı artık iş zordur, kontrol sistemleri iflas etmiş demektir. Bu anormal hücreler genetik kontrolden çıktıkları için durmaksızın çoğalır. Etraf dokulara saldırır, kanla, lenflerle bütün vücuda yayılır.

Eğer kanserden korunmak istiyorsanız, bu işi öncelikle “kanserojenlerden korunmak” olarak düşünün. Kanserojenler nelerdir öğrenin ve bunlardan uzak durmaya çalışın.

Doğum kontrol hapları kilo aldırır mı?

Kilo alma korkusu, kadınların haplardan daha az etkili doğum kontrol yöntemlerini seçmelerindeki en önemli sebeplerden biridir. Yeni yapılan bir araştırmada, doğum kontrol haplarıyla ilgili 44 ayrı çalışmadan çıkarılan sonuçlara göre hapların kilo aldırdığına dair bir kanıt ortaya konulamamıştır.

Kadınların yaşları ilerledikçe kilo alma eğilimlerinin arttığı bir gerçek, bununla birlikte bu artışta hapların etkili olduğu çok şüphelidir. Ayrıca kilo alma tespit edilirse bile bunun sağlığa zararlı olabilecek bir artış olmadığı da düşünülmektedir.

Halen birçok hekim kilo aldırabileceği konusunda hastalarını doğum kontrol haplarına karşı uyarmaktadır. Bu araştırmada ise hapların kilo aldırdığını kanıtlayan bir durum gösterilememiştir. Kilo almadaki asıl sorunun gereğinden fazla yemek olduğu ise kanıtlanmış bir gerçektir.

Dr. Erhan CANKAT

Hipertansiyon ve sigara öldürüyor!

Eğer hipertansiyonlu biriyseniz ve aynı zamanda sigara da kullanıyorsanız, sağlık riskinizin arttığını bilmeniz gerekiyor.
Araştırmalara göre, sigara kullanan hipertansiyonların kalp krizinden ölme riskleri üç kat, inmeden ölme riskleri iki kat artıyor.
Ayrıca hipertansiyonlularda alkol kullanımı da çok riskli. Alkol, hipertansiyonun ayarlanmasını güçleştiriyor. Hipertansiyon ilaçlarının yan etkileri artıyor. Depresyon krizlerinin çoğu fazla miktarda alkol alındıktan sonra ortaya çıkıyor.

Dr. Evren ALTINEL

NOT

Sorunun kökeni DNA’dadır

Hücrelerinizin eksiksiz, hasarsız ve problemsiz bölünüp çoğalabilmeleri için DNA’nın içinde bulunan genlerdeki bilgi parçalarının doğru ve tam olarak kopyalanması gerekiyor. Kopyalama işleminde meydana gelen bir hata, yeni farklı vücudun doğal kontrol mekanizmalarını hiçe sayan başına buyruk, anarşist, yapısı bozuk bir hücre meydana getiriyor.

Kopyalama işleminin bozulması ya bu işlemde kullanılan bazı maddelerin eksikliğinden (örneğin folik asit eksikliği) ya da kanserojen maddenin gende yaptığı ciddi hasardan ve genetik şifredeki bozulmadan kaynaklanıyor.

Eğer kopyalama ciddi boyutta bozulursa çoğu zaman bu durumda hücrenin fonksiyonları da bozuluyor ve yeni ve bozuk hücre ölüyor. Bu durumda ciddi bir sorun ortaya çıkmıyor. Ama bazen yanlış kopyalanan yeni ve farklı hücre çılgınca bölünmeye başlıyor. İşte bu noktada hücre artık kanser hücresine dönüşmüş demektir.

 

X