"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Kanser hücrelerime sahip oldu ama ruhuma asla

KANSER hastası biriyle sohbet ederken dikkatli konuşmaya, yanlış bir şey söylememeye çalışırsınız ya, Emrah Çamdereli yanlış söyleyebileceğiniz her şeyi sizden önce söyleyince bir anda rahatlıyorsunuz.

Çünkü o, kanserle, kanser olmayanlardan bile daha rahat başa çıkabilmeyi öğrenmiş. Uzun yıllarını tiyatroya vermiş İzmirli sanatçı Emrah Çamdereli İstanbul’da birçok oyunda yer aldıktan sonra Didim’e yerleşmiş. Burada Didim Halk Tiyatrosu’nu kuran Çamdereli, bir süre sonra kanser olduğunu öğrenmiş. Kanser hastaları için en önemli ilacın moral olduğunu söyleyen oyuncu, tedavi sürecini bir oyuna hazırlanmak olarak kabul etmiş ve ‘Hücrelerime Sahip Olabilirsin Ama Ruhuma Asla’ adlı stand-up gösterisini sergilemeye başlamış. Bir nevi oyununun ön gösterimi olan ve kahkahalarla geçen sohbetimizin tadını röportajıma da yansıtmaya çalıştım.


Ne zamandır Didim’de yaşıyorsunuz? 
3 yıldır Didim’de yaşıyorum. Önceki 10-12 yılım İstanbul’da geçti.

İstanbul’da ne yapıyordunuz?
İzmir’de özel radyolarda çalıştıktan sonra İstanbul’a gittim ve Gösteri Sanatları Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldım. Yalçın Yelence, Mehtap Ar Tiyatrosu, Yalçın Menteş, Selahattin Taşdöğen Umut Tiyatrosu, Volkan Saraçoğlu ile çalıştım. 4 yıl Gırgır dergisinde Emrah’ın Mıntıkası adlı köşemde karikatüristlik yaptım.  

Kendi tiyatronuz da varmış değil mi?
Tiyatromun ismini Hande Kazanova koymuştu. Bilmem Ne Tiyatrosu olarak 1 yıl çalıştık. Çünkü biliyorsunuz Türkiye’de tiyatrolar ölü doğuyor. Sonra memleketime döndüm.

DİDİM’E YERLEŞMEK ASKERLİKTEN GELİP ILIK DUŞ ALMAK GİBİYDİ

Didim’e yerleşmeye nasıl karar verdiniz?
O dönem Yalçın Yelence ve ekibi ile çalışıyordum. 3 ay günde 3-4 saat uykuyla çalışıyorduk. Ama sonra çalıştığımız TV kanalı ile para yüzünden anlaşamadık. Çok sıkılmıştım. Bir kış günü Didim’e geldim. Sessiz, sakin, huzurlu. ‘Az insan var, az insanın olduğu yerde çoğalmak daha kolaydır’ diye düşündüm ve Didim’e yerleşmeye karar verdim. Zaten yazları orada geçiriyordum, kışları da geçirmeye başladım.

O koşuşturmacadan sonra Didim nasıl geldi?
18 aylık askerlikten sonra eve gelip ılık duş almak gibi geldi vallahi. Çok rahatladım.

Peki, siz sanatçısınız, kültür adamısınız. Didim’de sanat hayatı hareketli miydi?
Sıfırdı.. Hatta ben bir şeyler yapmaya başlayınca ‘Çok zor yapamazsın’ dediler. ‘Bir daha söyleyin’ dedim. Çünkü ‘zor’ en sevdiğim kelimedir. Başladık ve şu anda 60 öğrencim var.

SAHNEMİZ OLMADIĞINDAN DÜĞÜN SALONUNDA OYNUYORUZ

Didim’e yerleştikten sonra neler yaptınız?
Didim Halk Tiyatrosu’nu kurdum. İlk başlarda hiç destek almadık ama Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı ile tanışınca her şey değişti. Müthiş bir başkandır ve bize çok destek oluyor. Her yıl oyun çıkarıyoruz, liselere tiyatro dersi çalıştırıyoruz.

Sahneniz var mı?
 Yok, inşallah yakında olacak. Şimdilik düğün salonumuz var. Bir gün önceden kına gecesi yapıyoruz, ertesi gece oyun oynuyoruz.(gülüşmeler)

Süper... Didimliler nasıl tepki gösterdi?
İlk olduğundan başta tam anlaşılamadık. Bir de aileler çocukları, yarış atı gibi gördüklerinden sosyal etkinliklerden çok uzak tutuyor. Ama çocuklarının eğlendiğini ve çok keyif aldığını görenler şimdi kendileri gönderiyor. Sergilediğimiz oyunlardan sonra da bize bakış farklılaştı.

Neler oynadınız şimdiye kadar?
Biz üretim merkeziyiz Didim Halk Tiyatrosu olarak. Geçen sene ‘Bunları Abartmaya Gerek Yok’ adlı oyunu oynadık. ‘Ah Şu Büyükler’, şimdi de Aziz Nesin’in ‘Toros Canavarı’ oyununu çalışıyoruz.

AİLEMDE YOK, BEN DE BULAŞTIRMAMAYA ÇALIŞIYORUM

Rahatsızlığınız ne zaman başladı?
Geçen yıl çıktı ama aslında daha önceden varmış. Anlayamamışız. 3-4 senedir vücudumda kaşıntılar vardı, özellikle bacaklarımda. Bazen bu kaşıntılar yara bile oluyordu ama pek önemsemiyordum. Aslında bunlar da belirtilermiş.

Ne zaman doktora gittiniz?
Çok yorulmaya başladım. Çalışmalardan sonra müthiş bir halsizlik çöküyordu. Sonradan bel kısmıma yürüyemeyecek kadar şiddetli ağrılar başlayınca doktora gittim. Lenf kanserine yakalandığım ve 2. evrenin ortasında olduğum anlaşıldı. Tedavi başladı

Ailenizde kanser var mıydı?
Hayır, kimsede yoktu. Ben de şimdi onlara bulaştırmamaya çalışıyorum. (gülüşmeler)

İLACI MORAL DİYEREK KOLLARI SIVADIM

Tedaviniz nasıl başladı?
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Muhit Özcan’a yönlendirdiler. Ege Üniversitesi’nde Prof. Murat Tombuloğlu ile 6 aylık tedavim başladı. 6 ay tiyatro oyunu çalışmak gibi kabul ettim. Tabii sonunda sahneden alkışlarla ayrılmak şartıyla..

Peki, depresyon yaşamadınız mı?
Hiç yaşamadım. Çevremdekileri topladım, gözyaşlarını sildim. Yüzlerine tebessüm bıraktım. ‘Biz bunu atlatacağız’ dedim. Hatta Prof.  Özcan’ın sekreteri bana, ‘Siz nasıl  insansınız, buraya her gelenin morali çok bozuk olur’ dedi.

Oyun fikri bundan sonra mı oluştu?
Evet. Bu hastalığın ilacı moral. Oysa hastalar müthiş moralsiz.Dedim ki ‘Emrah, bu işe  el at’. Bunun üzerine “Hücrelerime Sahip Olabilirsin Ama Ruhuma Asla”  çıktı ortaya.

SANA GELECEKTİK AMA AMCAM AĞIR, ONA GİDECEĞİZ”

Neler anlatıyorsunuz oyunda?
Biz  Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız. Herkes sağolsun, malzeme verdi. Başkaları kızıyor ama herkes iyi niyetli. Mesela Didim’de bir abimiz telefon açtı; ‘Emrahçığım, sana e gelemiyoruz çünkü bizim amca bağırsak kanseri oldu, durumu a ağır, ona gidiyoruz’ dedi. Şimdi bu kanserliye söylenmez , ama niyet kötü değil...

E, siz ne dediniz?
- ‘Tamam abi, ben de ağırlaşınca bekliyorum ziyaretime dedim. Aradan 10 gün geçti tekrar aradı ‘Amca öldü, sana geliyoruz’ dedi.. ‘Başımın üstünde yeriniz var’ dedim artık, ne diyeyim...


İLK KEZ BİR HASTA DİĞER HASTALAR İÇİN OYUN YAPIYOR

Ailenizden nasıl malzeme çıkarabildiniz?
Mesela yengem geldi. Çok güzel yemek yapar, ‘İstediğin bir yemek var mı’ diye sordu. Ben de, ‘Ne istersen yap yenge’ dedim. Menü şöyle geldi; çorba, pilav, helva yani tam cenaze menüsü... Dedim ki, ‘Bu sülale bana bir şey mi anlatmaya çalışıyor...’ E, onu bırakın annem, ‘Emrah oğlum, günde 5 dakika Kur’an okuyalım. Öbür dünyayı da düşünmek lazım’ dedi. ‘Anne’ dedim, ‘Sus kışkırtma şimdi...’

Peki size ‘Ya bunun şakası olur mu’ diyen oldu mu?
Hayır. Zaten cevabım hazır. Bence şakanın tam sırası.. Bu dünyada bir ilk. İlk defa bir kanser hastası diğer kanser hastalarına da moral olsun oyun yapıyor.

SÖKE, KUŞADASI VE İZMİR’DE OYNAYACAĞIM

İlk ne zaman oynadınız oyunu?
Aslında ben de bunun bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Şu ana kadar oyunu iki kere oynadım, ikisi de çok keyifli geçti. Doktor da çok yorulmamam için dikkat etmemi istedi. Tedavim bir ay önce bittiğinden bu ay başlıyorum. Söke, Kuşadası ve İzmir’de oynayacağım.

Peki seyirciler nasıl tepki veriyor? Sizin kanser hastası olduğunuzu biliyorlar mı?
Gösterinin başında hakkımda çıkan gazete kupürleri ve haberleri veriyoruz. Bilmeyen de öğreniyor. Aslında ben belki fazla duygulananlar olur diye korkmuştum ama öyle olmadı. Herkes çok gülüyor ve eğleniyor. Ama final farklı bitiyor diyebilirim.

Herhangi bir kanser vakfıyla bağlantınız var mı?
Aslında biz bu oyunu vakıf yararına da oynamak istiyoruz. Ama maalesef vakıflara ulaşmamız kolay olmuyor. Onlara yazıyoruz, mail atıyoruz, geri dönen olmuyor.

‘SİGARAYI HAYATTA BIRAKAMAM’ DİYORDUM, MALUM KORKUYLA PAT DİYE BIRAKTIM

Kanserden sonra hayatınızda neler değişti? Mesela sigara içiyor muydunuz?
Evet günde 1,5 paket içiyordum, ‘Hayatta bırakamam’ diyordum ama oyunda dediğim gibi ne akupunktur, ne nikotin bantı, kibar söylemle ‘popo korkusu’yla tak diye bıraktım. Artık beslenmeme, uyku düzenime çok dikkat ediyorum. Sağlık olmadan hayatta hiçbir şeyin önemli olmadığını anladım.

Tavsiyeleriniz oluyor mu etrafınıza?
‘En ufak bir rahatsızlığınızda doktora gidin’ diyorum. Çünkü kanser çok sinsi bir hastalık. Ufak bir noktada başlıyor, sonra hemen yayılıyor. Bir de işi bilen doktora gitmek önemli. Ben başta bu yüzden çok zaman kaybettim. Yanlış teşhisler kondu.

 

 

X