Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kandahar’ı göremeden dönmek

TÜRKİYE Müteahhitler Birliği’nin yeni yıl balosunda karşılaştığım GAMA’nın sahibi Erol Üçer, Sibirya’da Yenigün İnşaat’ın tamamladığı AVKM’nin açılış törenine katılmama atıfla, “Müteahhitlik sektörümüz; artık -45 derecede de, artı 45’te de iş yapabiliyor. -45’ten artı 45’e uçtuğum günler çok oldu” dedi.

Biz de Ekaterinburg’da iki gün, -45 olmasa da -35’i iliklerimize kadar hissettik; sonra da 24 saatliğine Afganistan’da, Kandahar’ın sıcağını yaşamaya gittik.

Müteahhitlik sektörünün ulaştığı noktayı görmek için güzel; ama bu çağda insanlığın ulaştığı nokta bakımından üzücü, düşündürücü bir gezi oldu.


Yenigün İnşaat’ın sahibi Mithat Yenigün, “Kandahar’ın en yüksek binasını görmeye gidiyoruz” dediğinde, yüzünde imalı bir gülümseme belirdi.

SAVAŞ UÇAĞININ BÜYÜĞÜ ORADA AMA

O gülümsemenin nedenini Kandahar NATO Üssü’ne inerken anladık.


Solumuzdaki kontrol kulesini gösteren Yenigün, “İşte o bina” dedi.


Afganistan hava sahasına girdikten sonra, aşağıda çağdaş dünyayı temsil edecek tek bir büyük kent veya küçük bir yerleşme görmek mümkün değil. 1.5 milyon insanın yaşadığı Kandahar’da dahi en yüksek bina 27.8 metrelik kontrol kulesiyse, Afganistan’ı anlatmak için başka söze gerek kalır mı?


Kandahar’ı göremedik; çünkü üsten burnunu çıkarman dahi riskli.


Milliyet’ten Serpil Yılmaz’la birlikte, “Şehre gitmek istiyoruz” dediğimizde aldığımız yanıt, “Güvenliğiniz için garanti veremeyiz. Serpil Hanım’ın burka, sizin de yerel kıyafet giymeniz şart. Buna rağmen yabancılar hemen fark ediliyor. Saldırı olabiliyor. O nedenle gitmenizi tavsiye etmiyoruz” oldu.

Biz de iki, üç katlı binalardan oluşan Kandahar’ı havadan görmekle yetindik.


Oysa aynı kentteki hava üssü en gelişmiş savaş uçaklarıyla doluydu; devasa askeri kargo uçaklarından, bir köşede çeşitli ülkelerden çelik yelekli askerler inerken, diğer köşede en son model mühimmat indiriliyordu.


Üste, her binanın çatısı da, duvarı da beton içinde iki kat çelikle örülü.


Sıkı kuralların geçerli olduğu üste, alışık değilseniz uyumak çok zor; çünkü korkunç gürültüleriyle sabaha kadar bir savaş uçağı iniyor, diğeri kalkıyor.

Halen sayısı 260 olan, gelecek yıl 400’e çıkacağı bilgisi verilen bu uçaklar inip kalktıkça, “Hangi hesapla buradalar?” diye sormadan edemiyorsunuz.

BAYRAĞI DALGALANDIRMAK

Bu oranın bir yüzü, toz içindeki sokaklarından geçerken Mithat Yenigün’ün yaşadığı heyecanın büyüklüğünü görmemek ise bir başka yüzü.


Dünyada, tek piste en çok uçuş yapılan havaalanı Kandahar’daki NATO üssü.


Başta bu pist; birçok kargo, yolcu, idari binası; altyapı yatırımı; kanallar, çevre çiti Yenigün İnşaat tarafından yapılmış, yapılıyor.


Kandahar’ın en geniş binası da üste; iki katlı, 7 bin metrekarelik mekâna sahip bu bina modern bir hastane; onun müteahhidi de Yenigün. Hastane denetçisi İngiliz mühendis ile üs komutanının “iş kalitesi” övgüsüyle, Yenigün’ün bu sözleri Türkiye hanesine yazmasına tanıklık hoştu.


Savaştan uzak, üssün her tarafında kaportalarına Türk bayrağı işlenmiş 200 iş aracıyla binek otoyu görünce de yüklenilen işlerin çokluğu fark ediliyordu.

Psikolojik ve fiziki şartları böyle bir ortamda ve üsle sınırlı bir dünyada günlerini geçiren 365 Türk mühendisle işçisinin en büyük tesellisinin “Ülkemi kalite ile temsil ediyorum” olması da çok anlamlı bir durum.

X