"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Kanat Atkaya: Murphys'de en saf dans duyguları var

Kanat ATKAYA

GÖZÜM sürekli duvardaki levhaya takılıyor: ‘‘Ooooo ayakkabılarınızı yeni mi aldınız?.. Hayır Havai Lostra Salonu'ndan geliyorum...’’

Havai Lostra Salonu kendimi iyi hissettiğim yerler listesi yapacak olsam kafadan ilk 10'a girer. Hacı Abdullah'ın biraz daha aşağısında, böyle şahane bir ortam.

Sağlam faça gerektiğinde sinekkaydı tıraş ve ütülü gömleğin yanında bir de güzel parlatılmış ayakkabı yapmak şarttır. Yoksa bütün ortam yalan olur.

Havai Lostra Salonu böyle güzel bir yer. Dört beş arkadaş hem kendi aralarında muhabbet ediyorlar hem de ayakkabı boyuyorlar. Aslına bakarsanız boya da hikaye, ben muhabbetlerine bayılıyorum.

Geçmiş günlerden bir gün, radyoda Orhan Gencebay yakalanmış, zaman normalden daha yavaş akıyor. Boyacı arkadaşlardan biri vokal yapma ihtiyacı duydu. Gereksizdi yani. Böyle düşünen tek ben değilmişim. Anında bir fırça uçtu: ‘‘Kes de ustayı dinleyelim...’’ Yerinde müdahaleydi.

Merhaba Attila Bey

Neyse konumuz başka aslında ama nedense bütün bunlar aklıma Havai'de geldi... Nasıl olacak bilmiyorum ama Havai'den Elmadağ'a geçiyoruz.

Konumuz Divan Oteli. Bu otelle ilgili iki adet takıntım vardır. Birincisi, Elmadağ tarafından Divan Cafe'nin önüne yaklaştığım vakit, direkt içeri bakarım.

Attila İlhan'ın paso oraya takıldığını biliyorum ya. O'na bakıyorum. Herhalde bu durumu meşhur insan görme isteği şeklinde açıklayabiliriz sadece. Yoksa ne ben kendisini tanırım, ne de o beni. Hani gördüğüm vakit de, ‘‘Merhaba Attila Bey’’ diyecek halim yok.

İkincisi Divan'da döner yemek. Fırsatını yakaladın mı kaçırmayacaksın. Çok güzel oluyor.

Bunun dışında Divan Otel'le hayatta pek bir işim olmadı. Ta ki geçtiğimiz cuma gecesine kadar.

Şimdi anlatacağım ortamı dikkatle takip edin. Divan Oteli'ne giriliyor. Direkt yürünüyor. Aşağı kata iniliyor ve Murphy's Dance Bar'a giriliyor.

Hafif göbekli beyler

Murphy's, bu dünyanın başka gerçekleriyle karşılaştırılamayacak bir yer. Böyle dememizin sebebi şu. Buraya insanlar dans etmeye ve eğlenmeye geliyor. Diyeceksiniz ki bu sebeple gidilen başka yerler de var. Ama burası biraz değil, bayağı farklı. Buraya insanlar en saf dans duygularıyla geliyor. Biraz saçma geliyor farkındayım ama 'saf'tan başka tarif edecek bir sıfat bulamadım.

Murphy's, yabancı diyarlarda ‘‘Over 50’’ tabir edilen, orta yaş ve üstü gruba hitap eden, dansın yanı sıra sosyalleşmek isteyen insanların buluştukları barlara benziyor.

Diş Hekimi Reha Sezgin dj'lik yapıyor. Benim gittiğim gece sadece 1960'lı yıllar çalıyordu. Gelsin Engelbert Humperdinck, gitsin Beach Boys...

Saçları henüz yapılmış hanımlar, hafif göbekli beyler filan pistte nasıl güzel dans ediyorlar anlatamam. Bu arada gençler de var tabii ama genel nüfusa oranları biraz düşük.

Televole yok, silikon yok

Bir de dans hocaları var. hani böyle dans yarışmalarında yüzlerinde tek bir ifade olur ve çok güzel dans ederler ya. İşte onlar gibiler. Mesela bir tanesi, böyle ince kolyeli, saçları güzelcene taranmış temiz yüzlü bir genç kızla bütün gece o kadar şahane dans etti ki; herkes onları seyretti. Ben dans konusunda kazma olduğumdan benim hayranlığım hafiften kıskançlığa kaydı tabii ki.

DJ Sezgin, bir ara yanımıza geldi ve küçük bir brifing verdi. Eylemleri sadece burayla kısıtlı değilmiş. Kitlesel eylemler de gerçekleştiriyor, para topluyor ve köy okullarına yardımda filan da bulunuyorlarmış. Ne harika.

Neyse, ortamı anlatmaya devam edelim. Geniş bir pist, bir DJ kabini, uzun bir bar ve pistin etrafında masalar var. Duvarlarda televizyon ekranlarından sürekli dans yarışmalarında kaydedilmiş görüntüler veriliyor. DJ, parça aralarında ‘‘sevgi ve dostluk mesajları’’ veriyor. Hızlı parçalarda pist daha fazla doluyor. Ama esas figürler daha orta ritmli parçalarda yapılıyor.

Murphy's'de, televole insanları yok, silikon yok, dejenerasyon yok. Bu şaşırtıcı barda, anne ve babalarımızın eğlendiği gibi eğleniyor insanlar. Herkes hoş, herkes nazik, herkes iyi. Sanırsın Adile Naşit'li, Münir Özkul'lu, Itır Esen'li, Tarık Akan'lı, Şener Şen'li bir Türk filmi çekiliyor.

İnanılmaz ama gerçek.

X