Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kanat ATKAYA: Kabakulak

    Kanat ATKAYA
    02 Nisan 2004 - 00:56Son Güncelleme : 02 Nisan 2004 - 00:56

    KINGS OF LEON
    Youth & Young Manhood
    (DMC/RCA)


    KINGS of Leon'u 1970'lerde dinleyip, müzik haritasında bir yere koymaya kalkışsak, Rolling Stones'la Allman Brothers arasını uygun görebilirdik. Bugün için aynı -gerekliliği tartışılır- işlemi uygulamayı düşünüyorsak, hürmet beslediğimiz müzik dergilerinin mümtaz eleştirmenleri The Strokes ile The White Stripes'ın arasının uygun olacağını söylüyorlar. Gezgin bir rahip olan babalarıyla Amerika'da dalgalanıp da durularak büyüyen üç kardeş, bir kuzenlerini ekibe yancı yaparak kurmuş Kings of Leon'u. Ziyadesiyle 1970'lerden gelen bir sound söz konusu. Kötü bir şey mi bu? Hayır, hatta bayıldığımız bir hadise. ‘‘Red Morning Light’’ güzel, ‘‘Happy Alone’’u de sevdim, illa şarkı tavsiye et derseniz, ‘‘California Waiting’’i de koyarım listeye. Kings of Leon'un sound'uyla, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir adada savaşın sürdüğünü sanarak bekleyip duran Japon askerinin öyküsüyle bir paralellik kuracağım zorlarsam ama sizi yormak istemiyorum. Yeni bir şey dinlemek niyetiyle oturup eskilerden, taaa 1970'lerden gelen bir sound'a takılmak kendi içinde yeterince enteresan. Rock dinliyorsanız kaçırmayın derim, başka bir şey demek de istemem mesela.


    JOSS STONE
    The Soul Sessions
    (KENT/EMI)


    JOSS Stone, 16 yaşında olduğunu öğrendiğimiz vakit ‘‘Ne mutlu yetiştiren anaya babaya’’ şeklinde, aslında gayet saçma olduğunu bildiğimiz bir tepki verdik. Joss (küçük olunca ismiyle hitap ediyoruz gördüğünüz üzere) 10 adet klasik soul parçasını, müzik aleminin büyük isimleriyle birlikte kaydetmiş. Büyük isim derken, bilinmeyen, bilinmeye lüzum görmeyen ‘‘Bilineceğiz de n'olacak, Justin Timberlake bilinsin, biz böyle iyiyiz’’ diyen babalardan söz ediyorum. Gayet temiz bir albüm. Norah Jones'un ‘‘Basit güzeldir, hatırlatırım size ey müzikseverler’’ şeklinde özetlenebilecek manifesto kıvamındaki albümünün ardından bu tarz çalışmaların geleceğini biliyorduk. Gelsin zaten, fena bir şey değil. Yani en azından Modern Talking'in ardından Bad Boys Blue'nun veya ne bileyim Lambada'nın ardından Lambada'nın İntikamı'nın gelmesinden iyidir. Temiz temiz kaydedilmiş şahane şarkılar. Joss'un sesi de güzel. Norah Jones'un albümünün bulunduğu evleri bozmaz. Ben sabahları kalkınca filan kahve içerken dinlediğimde iyi geliyor. Sabah sabah Kıbrıs meselesini düşündürtmüyor da, ‘‘Yazın Kaş'a kaçsam mı bu albümü de yanıma alıp’’ dedirtiyor diyeyim; siz anlayın nasıl bir şey olduğunu. Ugh!
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı