Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kanadoğlu: AKP ve HADEP ülke bütünlüğüne tehdit

    Hürriyet Haber
    02 Ocak 2002 - 15:25Son Güncelleme : 02 Ocak 2002 - 15:25

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, hiçbir devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelen tehdidi, 'yönelten siyasi parti, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurudur' diyerek, gözardı edemeyeceğini ve bu tehdidin sürgit devam etmesine izin veremeyeceğini belirterek, AKP ve HADEP'le ilgili davaların bir an önce sonuçlanması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" ve "Hukukun üstünlüğü" ilkelerinin ışığı altında ve kamu adına HADEP'in kapatılması ve AK Parti`ye ihtar verilmesiyle ilgili taleplerinin "öncelikle ve ivedilikle" ele alınarak sonuçlandırılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

    DEVLET BİR BÜTÜNDÜR

    Kanadoğlu, Türkiye Cumhuriyeti`nin üniter bir devlet olduğunu hatırlattıktan sonra, Anayasa`nın başta, ``Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür`` şeklindeki ilkesine atıfta bulundu.

    Anayasa`nın 68. maddesine göre, siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu, ancak yine aynı maddeyegöre, siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin, ``devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne`` aykırı olamayacağını öngördüğünü hatırlatan Kanadoğlu, böyle bir aykırılık durumunda da Anayasa`nın 69. maddesine göre, o partinin temelli kapatılacağının düzenlendiğini belirtti. Kanadoğlu, ``Kuşku yoktur ki hiçbir devlet, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelen tehdidi, `yönelten siyasi parti demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurudur` diyerek gözardı edemez ve bu tehdidin sürgit devam etmesine izin veremez`` dedi.

    MAKUL SÜRE AŞILDI

    Kanadoğlu, Anayasa`ya göre, davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olarak gösterildiğini belirterek,bu hükmün ``İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi``nin adil yargılama hakkını düzenleyen maddesinde yer alan ``Makul Süreden Sonra`` ölçütüyle koşut olduğunu kaydetti.

    HADEP`in ``devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği`` gerekçesiyle, 29 Ocak 1999 günlü iddianame ile kapatılması istemiyle dava açıldığını hatırlatan Başsavcı Kanadoğlu, bu davaya ilişkin aşamaları tarihleriyle sıraladıktan sonra, son işlem tarihi olan 11 Aralık 2000`den bugüne kadar 1 yılı geçmiş olmasına rağmen, davada herhangi bir ilerleme kaydedilmediğine işaret etti.

    BELİRSİZLİK ULUSAL VE YARGISAL ZARARA YOL AÇIYOR

    Anayasa Mahkemesi`nin 3 Şubat 1999 günlü ara kararıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı`nın ve davalı parti genel başkanı veya tayin edeceği vekilinin dinlenmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmediğini ifade eden Kanadoğlu, bu gecikme ve belirsizliğin, birçok ulusal ve yargısal zararlara yol açacağından endişe duyduğunu vurguladı. Kanadoğlu, şöyle devam etti:

    ``Öncelikle, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti`nin temel taşı ve Anayasa başlangıcına ve hükümlerine egemen olan temel felsefesidir. Bu ilkenin savsaklanmadan korunması, savunulması ve Anayasa`nın sadakatle ve süratle uygulanması gerektiği tartışılamaz.

    HADEP SİYASİ PAZARLIKLARIN PARÇASI

    HADEP`in bu ilkeye aykırı eylemlerin odağı haline geldiği iddiasıyla açılan davanın iddianame tarihi 29 Ocak 1999`dur. Yaklaşık 3 seneye varan bir süreçte, bu siyasi partinin siyasi faaliyetlerine devam etmesinden doğan ve doğacak olan zararın boyutunu açıklamaya gerek yoktur. Ve, bu siyasi parti, bugün dahi, gelecekte yapılacak olan milletvekili seçimi nedeniyle gerek seçim barajı, gerekse seçim ittifakları yönünden, siyasi hesapların, pazarlıkların adı konulmayan etkili bir parçası olmakta, bir taraftan da davalı parti, siyasi faaliyetlerine devam etmektedir. Bu bağlamda, HADEP Parti Meclisi ve il başkanlarının 4 Aralık 2001 tarihli ortak toplantısına ait sonuç bildirgesinde görüleceği gibi, davalı parti, PKK terör örgütünün siyasallaşma çabalarına yardımcı olacak biçimde terör örgütü liderini yasal bir siyasi parti lideri gibi, PKK Genel Başkanı olarak göstermekten çekinmemektedir.

    İddia ya doğrudur, bu halde, HADEP temelli kapatılarak, demokratiksiyasi hayatın dışına çıkarılmalıdır. Ya da doğru değildir, o halde deDemokles`in kılıcı gibi üzerinde yoğunlaşan kapatma tehdidi ortadan kaldırılmalıdır.``

    Başsavcı Kanadoğlu, işlerin yoğunluğu veya Anayasa Mahkemesi`ne intikal eden işlerin önemleri bakımından farklılık taşımadığı yönündeki görüşlerin geçerliliğinin bulunmadığına da işaret ederek, ``Hiçbir gerekçe, Türkiye Cumhuriyeti`nin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehlike ihtimalini gözardı edemez ve bu ilkenin önüne geçemez`` dedi.

    AK PARTİ`YE İLİŞKİN İSTEM

    Türkiye Cumhuriyeti`nin bir hukuk devleti olduğunu, hukuk devleti olmanın öncelikli gereğinin Anayasa`nın ve ona uygun çıkarılan kanunların tam, eksiksiz ve süratle uygulanması olduğunu kaydeden Kanadoğlu, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın TCK`nın 312`ye 2. maddesi uyarınca hükümlü olduğu, bu nedenle, kurucu üyelikten çıkarılması için AK Parti`ye ihtar verilmesi istemiyle 21 Ağustos 2001`de başvuru yaptığını hatırlattı.

    Erdoğan`ın TBMM`de grubu bulunan bir partinin genel başkanlığına seçilmesi nedeniyle, genel başkan olarak kullandığı yetkilerin tedbiren önlenmesini istediğini hatırlatan Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi`nin Şartla Salıverilme Yasası`na ilişkin Gerekçeli Kararı`nda, ``Dava ve cezaların ertelenmesi``, kurumunun değerlendirilmesi ve genel af ile karşılaştırılmasına ilişkin bölümlerinin 4454 Sayılı Basın Yayın Yoluyla İşlenen Dava ve CezalarınErtelenmesine İlişkin Kanun içinde geçerli olduğundan, taleplerinin haklılığını ortaya koyduğunu ifade etti.

    AK Parti hakkındaki başvurusunun tedbir kararı istemli olmasına vebu istemin üzerinden yaklaşık 4 buçuk ay geçmesine rağmen bir karar verilmediğini belirten Kanadoğlu, şunları kaydetti:

    ``İstem yazımızda belirttiğimiz sakıncalar ise birer birer gerçekleşmektedir. Hukukun üstünlüğüne dayalı devletin ayırıcı niteliği, hukuka aykırı eylemlerin önlenmesini ve hukuk düzenine dönüşün bir an önce sağlanmasıdır. Aksi halde toplumda siyasal ve sosyal yaşamın hukuka aykırı biçimde yürütebileceğine ilişkin yanlış ve zararlı bir kanının doğmasına yol açılabilir. Daha da önemlisi, oldu bitti yaratarak, hukuk dışı eylemlerinin uzun süreli devamını sağlayanların başkalarını özendirici olmasıdır. Anayasa ve yasaları uygulama görevini üstlenenlerin buna izin vermeyecekleri görüşümüzü halen korumaktayız.``

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, yazısının son bölümünde ``Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü`` ve ``Hukukun üstünlüğü`` ilkelerinin ışığı altında ve kamu adına HADEP ile AK Parti`yle ilgili taleplerinin ``öncelikle ve ivedilikle`` ele alınarak, sonuçlandırılmasını istedi.

     

     


     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı