Gündem Haberleri

    Kanadalı profesöre suç duyurusu

    Hürriyet Haber
    15.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Saroz'da, 10 Temmuz'da, 6 şiddetinde deprem olacağı kehanetinin sahibi, Kanadalı Profesör Karl Buchthought, Çanakkaleliler'in depremi beklerken uydurdukları ‘‘bilimsel teorileri’’ duysaydı, hiç kuşkusuz saçını başını yolardı. Ama olmayan deprem alarmı yüzünden, Çanakkale'ye, Çanakkaleliler'e verdiği zarar o kadar büyük ki, şimdi onlar profesörün saçını başını yolmaya hazırlanıyorlar. Vali Vekili Mehmet Seyman'dan duyduğumuza göre suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyorlar...

    Geçen hafta, Çanakkale'de, beklendiği gibi deprem meprem olmadı ama tüm halkın katıldığı devasa bir kulaktan kulağa oyunu oynandı.

    Temmuz'un 10'unda, yakamızda kırmızı karanfil, kent meydanındaki saat kulesinin altında, detone ve makamsız sesimizle ‘‘bekledim de gelmedin’’ şarkısını mırıldanırken kulağımıza öyle inanılmaz deprem senaryoları çalınıyor ki... Olursa bu kadar olur!

    Herhangi bir Hüseyin Rahmi Gürpınar romanından bölümler okuyormuş hissine kapılıyor insan...

    6 AZ GELİR

    Kimi ‘‘6 şiddetindeki deprem ne ki, çok daha güçlü olacakmış!’’ diye ortalığı fişekliyor, biri ‘‘Valilik'te çadır dağıtılıyormuş koş sen de al’’ diye ortalığa bir laf atıyor, tabii haliyle, söz konusu mekanda abuk sabuk kuyruklar oluşuyor. Bu arada sigortacılar müşteri adaylarına kağıt kalem yetiştiremiyorlar, hayatlarının işini yapıyorlar.

    Evlerde depremde ilk kurtarılacak eşyaların listesi çıkartılıyor.

    Kahvelerde, sokaklarda, ofislerde, lokantalarda yani kentteki en önemli kamuoyu oluşturma merkezlerinde en gözde muhabbet deprem üzerine... Birinin ‘‘Deprem olur mu abi?’’ diye sormasını bekliyorlar ki... ‘‘Yok ya, o bilim adamı dandik bi kere, İstanbul için de dediydi de çıkmadıydı'' yanıtını verebilsinler.

    10 TEMMUZLUĞUNA

    Tabii herkes bu kadar rahat değil, ne münasebet. Çünkü Çanakkale halkının yaklaşık üçte birini oluşturan ‘‘Ne olur ne olmazcılar,’’ ‘‘10 Temmuz'luğuna’’ kenti terkedip başlarının çaresine bakıyorlar.

    Zaman yaklaştıkça depremin halk arasındaki şiddeti de önce 7, sonra 7.5 derken 8 ve 9 oluyor. Üstelik bazıları var ki, bununla bile yetinmiyorlar. Deprem şiddetini ölçen cetveli icat eden Profesör Richter'e bile ‘‘Oha’’ dedirtecek sayılar telaffuz etmekten çekinmiyorlar:

    ‘‘Deprem 10 şiddetinde olacak, 10. Taş üstünde taş kalmaz o zaman’’

    SAAT 4:30'DA TEORİSİ

    Ancak deprem bekleme günlerine liderlik eden bir teori vardı ki, evlere şenlik. Aklıevvel biri tarafından ortaya atıldıktan çok kısa bir süre sonra halk arasında büyük bir yandaş kitlesi bulan bu teoriye göre, deprem 10 Temmuz sabahı, saat 4:30'da olacaktı. Ne var ki, bu muhteşem açıklama sadece bir tarih kesinleştirmesiyle sınırlı kalmıyordu. ‘‘Neden sabahın 04.30'u’’ diye sorduğunuzda, biri çıkıyor ve size kırk yıllık bilimadamı edasıyla anlatmaya başlıyordu:

    ‘‘Efendim, dünyanın kendi etrafında dönmesinden dolayı tam bu saatte güneş doğmaya başlayacak. Dolayısıyla da ay batacak. İşte tam bu zamanda dünya, ay ve güneş aynı eksende yer alacak ve yer çekiminin gücü artacak. Bu da fay hatlarına baskı oluşturacak ve deprem tam o saatte olacak’’

    ‘‘Ciddi misin’’den başka söylenebilecek bir şey var mı?

    Nereden, nasıl çıktıysa, valiliğin çadır dağıttığı uydurması bir anda ortalığı sarıyor ve her zaman olduğu gibi önce valiliğin telefonları kilitleniyor. Telefon ahizesine sarılan numarayı çeviriyor. Ve tabii asla masum bir telefon trafiği olarak kalmıyor, bir kuyruk, bir kuyruk...

    Bizzat başvuranları valilik görevlileri zar zor da olsa savıyorlar. Ama en fesatları, ‘‘Tanıdıklarınıza dağıttınız, şimdi kalmadı diyorsunuz değil mi’’ diyenler.

    60 METRELİK DALGALAR

    Ev fiyatlarında geçici bir düşüş yaşandığı lafı da bir başka palavra. Ne var ki, adam yemin ediyor: ‘‘Kendi yaptırdığı evini 60 bin dolara maleden biri ancak 40 bin dolara satabilmiş!’’

    Bir başka isimsiz bilimadamı da ‘‘dalga’’ uzmanı bir Çanakkaleli. Onun ortaya attığı büyük iddia, depremin yaratacağı hasar üzerine. Şimdi bu teoriye göre zaten deprem kesin olacak ya... Ha, işte o zaman, Çanakkale diğer yerlerden daha çok yıkılacak. Neden mi? Buyurunuz yanıtı: ‘‘Bunun en önemli nedeni deniz. 6 şiddetindeki deprem deniz dibinde çukurların oluşmasına yol açarak 60 metre yüksekliğindeki dev dalgalara neden olacak. Bu yüzden insanlar depremin şokunu üstlerinden atamadan azgın dalgalara yenik düşecekler.’’

    Felaket asla tek başına gelmez, gelir mi?

    10 ŞİDDETİNDE DEPREM

    Eceabat'tan Çanakkale'ye geçmek üzere bekliyoruz. Hiç alakası yokken birdenbire darbuka eşliğinde avaz avaz söylenen Ciguli'nin Binnaz şarkısı patlıyor kulağımızda. Bir grup kadın şarkı söylüyor, tempo tutuyor, oynuyor. Hemen birini seçip yanına gidiyoruz ve deprem hakkında neler düşündüğünü soruyoruz. Çok dolu kadıncağız, 15 yıldan beri ilk defa tatile çıktığını depremin mepremin ona vızgeleceğini söylüyor. Fotoğrafını çekme talebimizi de kendine göre son derece makul bir gerekçeyle reddediyor:

    ‘‘Fotoğrafımı gazeteye koyarsanız, kocam bana 10 şiddetinde deprem uygular, gözünüzü seveyim!’’

    Odamıza çekilip depremi beklerken kaldığımız otelden yükselen müzik sesinin kaynağını keşfedebilmek için bir operasyon başlatıyoruz hemen. Düğün varmış. Bir çift evlenmek için bugünü seçmiş. Hemen aşağıya koşuyoruz. Yeni evliler, Murat ve Eda Akdaş bugünü özel olarak seçmediklerini söylüyorlar zaten deprem olacağını da daha iki gün önce öğrenmişler. ‘‘Dünya umurumuzda değil ki, deprem olsa ne olur, olmasa ne olur’’ şeklinde tavır koyuyorlar. Üstelik unutulması güç bir günde evlenmiş oldukları için de ekstradan mutlu olmuşlar. Konukların katılımında azalma oldu mu, diye sorunca, ‘‘Olmadı, zaten biz duyduğumuzda da inanmamıştık’’ diyorlar.

    Çanakkale halkının bir kısmı, bu deprem dalgasının yükseldiği günlerde, çadır kamplara yerleşmişti. Ama yiğitliğe de turşu suyu damlatmamak gerekiyordu. Soran olursa açıklama hazır: ‘‘Tatil yapıyoruz’’ ya da ‘‘Hava çok sıcak, açık havada daha güzel uyunuyor.’’ Tabii ki,‘‘Korktuk da kaçtık’’ diyecek halleri yok. Çoluk çocuğun önünde üstelemiyoruz o yüzden.

    KUŞUMUZ HABER VERİR

    Çadırcılardan biri de Çanakkale Terörle Mücadele'de komiser Şükrü İmaca. Çadırının önünde oturup çay içerek günün keyfini çıkartan İmaca, ‘‘Herşey olacağına varır’’ diyor, ‘‘Biz bir şey yapamayız, ama kuşumuz var, muhabbet kuşu, onlar bu konuda çok hassas oluyorlar, biliyor musunuz, önceden anlıyorlar yani, deprem olursa kuşumuz bize haber verir.’’

    Çanakkale'de 18 Mart üniversitesi var. Kentin önemli bir ekonomik gelir kaynağı. Üniversitede bir gelenek varmış. Öğrenciler finaller bittikten sonra sonuçlar açıklanana kadar çanakkale'de kalıp tatil yaparlarmış. Ancak deprem söylentisinin ardından neredeyse bütün öğrenciler final sonuçlarını beklemeden, sınavlar biter bitmez, memleketlerine geri dönmüşler.

    İlkokul öğrencileri maalesef durumun ciddiyetinin farkında bile değiller. Çocukça, çok çocukça bir beklenti içindeler. Deprem olursa, okulları yıkılırsa, tatil biraz daha uzar mı acaba?

    ESKİSİ GİBİ DEĞİLDİ

    Çanakkale'nin en güzel yerlerinden biri kordon boyu. Akşamüstleri gezi ve piyasa mekanı. Kordonu doldurup kafetaryalarda oturuyorlar. Başka zaman olsa, o kadar kalabalık olurmuş ki, kordonda birbirlerini kaybedenler ancak evde bulabilirlermiş. Kafetaryalarda yer bulabilmek bayağı bir mesele olurmuş. Biz de tanık olduk, o kordon bomboştu. Kafetaryalar, deprem meprem takmadıkları için, bilinçsizce, vızır vızır ortalıkta dolaşan sinekleri avlıyordu. İstediğiniz yere rahatça hatta sereserpe oturabilirdiniz.

    Sorumlusu hesap verecek

    Çanakkale Vali Vekili Mehmet Seyman diyor ki: ‘‘Şu andaki teknoloji hiçbir depremin yerini, saatini ve şiddetini bildirebilecek düzeyde değildir. Bu konuda ileri sürülecek bir iddia varsa Avrupa Komisyonu tarafından kurulan ‘‘Depremleri Önceden Değerlendirme Komisyonu'na’’ bildirilir. Bu komisyon iddiayı değerlendirir ve dikkate alırsa, diplomatik yollarla gerekli mercilere bildirir. Ama bu merci kesinlikle kamuoyu değildir. Böyle bir açıklamada kasıt unsuru görüyoruz. Çünkü bu olay yüzünden insanlarımız panik yaşadı, huzursuz oldu ve ekonomimiz büyük bir durgunluk içine girdi. Bunun sorumlusu olan Kanadalı bilimadamı Prof. Dr. Karl Buckthought hakkında suç duyurusunda bulunacağız.’’



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı