Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kamusal alana uymak zorunda kalıyorduk

    Selçuk ŞENYÜZ / ANKARA
    16 Ekim 2011 - 00:00Son Güncelleme : 16 Ekim 2011 - 00:45

    Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin pantolon serbestisi teklifine başörtüsünü ekleyen bir önerge veren BDP’ye sert çıkarak, “Benim başörtülü kardeşlerimi niye istismar ediyorsun, yapacaksan yap. Dini Zerdüştlük olan bir anlayışın böyle bir derdi olabilir mi?” dedi.

    Kamusal alan tartışmalarını da anımsatan Erdoğan, “Bir taraftan gülüyorduk bu tartışmalara, ama bir taraftan da uymak durumunda kalıyorduk. Neden? Toplum gerilmesin” dedi. Erdoğan, AK Parti’nin Kızılcahamam toplantısında özetle şunları söyledi:

    Üzümü ye bağcıyı bırak

    AK Parti hükümetinin önündeki en öncelikli mesele yeni anayasa çalışmalarıdır. Konu TBMM’nin ve siyaset kurumunun en önemli gündem maddesidir. Şu anda grubu bulunan 4 parti var. TBMM Başkanı bizden 3’er üye mi istiyor? 3’er üye. ‘Hayır, bizim 326 var, dolayısıyla adil bir sayı istiyoruz’, böyle bir itirazda bulunmadık. İstiyoruz ki milletçe gelin bu üzümü yiyelim, bağcı ile uğraşmayalım, bu işi bitirelim. Çünkü biz bu sözü verdik, gereğini de yerine getireceğiz.

    Mukavele değil mutabakat

    Bugünkü ister yeni bir kontrat, ister yeni bir mukavele, ister adına yeni bir toplumsal sözleşme diyelim, demokrasimizi geliştiren, özgürlük alanlarını genişleten yeni bir anayasa şart olduğunda herkes hemfikirdir. Millet eliyle yapılacak olan bu anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına, kendi ülkelerinde ev sahibi olduklarını hissettiren, vatandaşlık aidiyetlerini perçinleyen bir anayasa olacaktır. Bu anayasa, kiracı ile ev sahibi arasında bir mukavele değil, istisnasız her vatandaşımızın hukukunu güvenceye alan bir toplumsal mutabakat metni olmalıdır.

    İki dönem aksiyon

    Geride bıraktığımız iki dönemi ‘aksiyon dönemi’ olarak isimlendirirsek, 2023 hedeflerimize varmak için önümüzdeki dönemi çok daha farklı bir anlayışla yönetmek zorundayız. Yeni dönemde adalete, hakkaniyete, paylaşıma, kaliteye daha çok odaklanmaya mecburuz. Bunu kentleşmeden eğitimin kalitesine kadar hayatın her alanını kast ederek söylüyorum.

    2’nci resim duvardan indi

    Geçmişte esnafımızın dükkanlarında duvara, içimizi acıtan bir tablo asılırdı. Bir tarafta, hesabını iyi yaptığı, adımını denk attığı için işleri yolunda giden tüccarın rahat ve huzurlu halini gösteren bir mutluluk resmi vardı. Hemen yanında da işinin gereğini yerine getiremediği, işinin hakkını veremediği ve hesabını doğru yapamadığı için iflas etmiş bir tüccarın kararmış dünyası resmedilirdi. Hamdolsun ki o tablo duvarlardan indi, tedavülden kalktı. Ben üniversite, ilkokul yıllarımı unutamam. Tarih tekerrür edebilir ama ibret alırsak işte o zaman tekerrür etmez.

    Kurtarıcı aradılar

    Kartvizitinde siyasetçi yazdığı halde, her sıkıntıya girdiğinde kapı kapı dolaşıp kurtarıcı arayanların, demokrasiyi ona buna peşkeş çekme alışkanlığında olanların bizim aramızda yeri yoktur, olmayacaktır. Milletin oyuyla geldiği makamlara oturup, milletin fikrini, hissiyatını, inancını, duruşunu beğenmez hale gelenlerin bizim aramızda yeri yoktur, olmayacaktır.

    Toplum gerilmesin diye

    Hatırlayın kamusal alan tartışmalarını, neler çektik değil mi? Bir taraftan gülüyorduk bu tartışmalara, ama bir taraftan da uymak durumunda kalıyorduk. Neden? Toplum gerilmesin. İşte bu tartışmaların olduğu dönemlerde, devleti milletten esirgeyen bir anlayışı yaşadık, ama biz bunları asla kabul etmiyoruz. Devleti millete ait kılan ve vatandaşlık aidiyetini perçinleyen bir anayasaya ihtiyacımız var, işte bunu gerçekleştirmemiz lazım. Türkiye artık, kapalı devre bir ülke değil. Artık, eski vehimlere yeni vehimler ekleyemeyiz.

    Başörtüsünü istismar

    Son hafta içerisinde bakıyorsunuz bir grup çıkıyor hemen pat bir önerge sunuyor, öyle bir derdi yok, öyle bir derdi olsa zaten olması gerekeni de yapar, kaldı ki buna mani bir hal de yok. Madem böyle bir şeyi istiyorsun, yola çık yap, mani bir hal yok. Benim başörtülü kardeşlerimi niye istismar ediyorsun, yapacaksan yap, gelsin girsinler. Senin böyle bir derdin yok ki. Dini Zerdüştlük olan bir anlayışın böyle bir derdi olabilir mi? Dert istismar, acaba AK Parti’yi köşeye nasıl sıkıştırırız, geç o işi geç, siz bizi köşeye sıkıştıramazsınız. Bu millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor, bu iş konuşulmaz, bu iş yaşanır, yapılır.

    Demokrasi yollarına mayın

    Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini, ilerlemesini istemeyenlerin en öncelikli hedefi, ahengin ortadan kaldırılmasıdır. Herkes müsterih olsun, bu ahengi kimseye bozdurmayacağız. Gözünü kırpmadan masum insanların canına kastedenler meşru bir davanın savunucusu olduklarına hiç kimseyi inandıramazlar. Türkiye’nin ayağına zincir olmak isteyen, genç, kadın, çocuk, hamile, işçi, köylü demeden ocaklar söndüren caniler, sonunda mutlaka ama mutlaka kaybedecekler. Demokrasinin yollarına mayın döşeyenlerin kandan beslenmesine izin vermeyeceğiz. Terörle mücadelede yeni bir dönem başlamıştır. Süreci yeni baştan ele aldık ve yeni açılımlar, ilave tedbirler geliştirdik. Şartlar neyi gerektiriyorsa o yapılıyor, eksik tamamlanıyor, bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı