Kamuoyu, Temizel'i desteklemeli

Sedat ERGİN
Haberin Devamı

Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in dün basına açıkladığı vergi reform paketi, Türkiye için ‘‘devrim’’ niteliğindedir.

Koalisyon hükümeti, siyasi iktidarların el atmaktan çekindikleri bir alanda önemli bir siyasi cesaret sergileyerek, vergi sistemini tersyüz eden son derece kapsamlı bir reform paketiyle yola koyulmaktadır.

Tasarının temel mantığı, vergiyi yalnızca kaynakta gören anlayıştan uzaklaşarak, vergiye aynı zamanda net aktifler, yani her türlü kazanç ve harcama üzerinden de ulaşmayı öngörmesi.

Tasarının, toplumun geniş kesimine cazip gözükecek önemli bir yönü de var: Çünkü, başta kurumlar vergisi olmak üzere bütün vergi kalemlerinde oranlar aşağı çekiliyor.

Zaten tasarının ana hedefi, vergi oranlarının düşürülüp, vergi tabanının yaygınlaştırılması ve kayıt dışı ekonominin vergi sisteminin içine çekilmesi şeklinde özetlenebilir.

Yeni sistemin en önemli unsuru, etkili bir denetim mekanizmasının getirilmiş olması. Herkese bir vergi kimlik numarası verilerek, kazancın gözüktüğü bütün işlemlerde bu numaranın kaydının işlenmesi sağlanıyor.

Bu vergi numarası, getirilecek yasal değişiklikle tapu işlemleri, trafik tescilleri, noter işlemleri, bankacılık işlemleri, kredi kartları, kambiyo senetleri ve diğer mali işlemlerin tümünde kayda geçirilecek.

Böylelikle, tümüyle bilgisayarlardan yararlanılacak bir ‘‘manyetik ortam’’da, mükelleflerin kazançla ilişkili her türlü işlemleri ‘‘elektronik izleme’’ye alınıyor.

Temizel'e göre, bu düzenlemeyle ‘‘vergiden kaçacak hiçbir delik bırakılmıyor.’’

Bu ölçüde sıkı bir vergi denetimini, ilk bakışta ‘‘büyük gözaltı’’ olarak nitelendirenler olabilir.

Ancak Temizel'in yapmaya çalıştığı, aslında bugün bütün gelişmiş ülkelerde uygulanan sistemden farklı değildir. Dünyanın en ileri demokrasisi olan Amerika'da, aynı zamanda dünyanın en ileri ve en acımasız vergi denetim mekanizması mevcuttur.

Kısaca ‘‘IRS’’ diye adlandırılan Vergi İdaresi, Amerikan vatandaşlarının polisten daha çok çekindikleri bir kurumdur. ABD'deki yaygın deyişiyle ‘‘Amerika'da iki şeyden kaçamazsınız: Ölüm ve IRS...’’

Kredi kartınızı kullanırken tüketim kalıplarınızı aşan bir harcama, banka hesabınıza giren şüpheli miktarda yüksek bir para, IRS'nin kapınızı çalıp ‘‘Bu kazancı nereden elde ettiniz?’’ diye sorması için yeterlidir.

Şimdi benzer bir sistem Türkiye'ye de getiriliyor. Türkiye'de yasaya aykırı davranıp vergi kaçıranlar, bu suçun bedelini, gerekirse hapis yatarak ödeyecekler.

Maliye Bakanı'nın ‘‘vergi kaçakçıları hapishanelerle tanışacak’’ şeklindeki cesur sözleri, bu açıdan önemlidir.

Bu tür ağır yaptırımların, vergilerini ödeyen dürüst ve düzgün vatandaşlar açısından korkutucu bir yönü olmamalıdır.

Düzgün vatandaşların endişe etmeleri gereken konu, ödedikleri vergilerin ‘‘toplumsal fayda’’ olarak kendilerine geri dönüp dönmeyeceğidir. Endişe konusu, bu paranın haksız kazanç olarak siyasilere ya da onların yakınlarının ceplerine gitmesi olasılığıdır.

Çözüm, etkili bir vergi denetimi ile sisteminin adil işlediğini gören vatandaşların, vergilerinin hesabını sormaya başlayacakları ‘‘katılımcı demokratik denetim’’in, bu yönde bir toplumsal bilincin yaratılmasından geçiyor.

Yazarın Tüm Yazıları