Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Kampusumda inek dolaşıyor

    Nuran ÇAKMAKÇI / ncakmakci@hurriyet.com.tr
    31 Temmuz 2007 - 12:38 Son Güncelleme : 31 Temmuz 2007 - 14:47

    Bozok ya da Düzce üniversitesinin adını duydunuz mu? Ben, 18 yıldır eğitim haberleri hazırlıyorum, Bozok Üniversitesi’ni geçtiğimiz günlerde duydum. Hatta ilk duyduğumda birkaç kez karşımdaki insana tekrarlattım.Düzce Üniversitesi’ni de kadın rektörün isyanı ile tanıdım. Rektör Prof.Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu’nun çığlığı üniversite kampusunda otlayan ineklerdi. Evet, yanlış duymadınız kadın rektör işadamlarının da katıldığı bir toplantıda yeni kurulan üniversitesi ile ilgili sıkıntılarını anlatıyor:

    "Yolumuz yok. Binamız yok. Düşünün ki bir üniversitenin kampüsünde inekler otluyor. Böyle üniversite olmaz. Üniversitelerde öğrenci sayısının çok önemli olduğu düşünülür ama önemli olan, çocuklarımızın hayatını değiştirecek, hayatlarına yeni bir yön verecek bu kurumun onlara nasıl hitap ettiğidir."

    Bence, kadın rektörün bu sözleri yeni kurulan 17 üniversitenin durumunu öylesine güzel anlatıyor ki!

    Hükümetin bastırmasıyla YÖK 17 üniversite açma kararı aldı. ÖSS yapıldı. Yakında tercih kılavuzu çıkacak. ÖSYM Başkanı Prof.Dr. Ünal Yarımağan, tercih kılavuzunun bu üniversitelere yer verilmeden hazırlandığını, ama yetiştirilebilirse konulacağını açıklıyor.

    ÖSYM Başkanı, kurulan bu üniversitelerin yeni olmadığının altını çiziyor. Çünkü, yeni bir bölüm ya da fakülte yok. Yeni üniversiteler diye kamuoyuna sunulan şey ise bölünen büyük üniversitelerin parçaları.

    Peki bu durumda ne olacak? Eğer kılavuza yetişmezse bu üniversitelerin bulunduğu illerde yer alan ve daha önce başka üniversitelere bağlı fakülte ve meslek yüksekokullarının isimleri olacak. Örneğin, bir öğrenci 17 üniversite arasında yer alan Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde okumak istiyorsa bunun için kılavuzda Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi’ni tercih edecek. Böylece, öğrenci otomatik olarak Siirt Üniversitesi’ne yerleşmiş olacak.

    Yeni açılan üniversiteleri hatırlamakta yarar var: Ahi Evran Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Rize Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Çorum Hitit Üniversitesi, Bozok Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Ordu Üniversitesi ve Amasya Üniversitesi.

    Şimdi 1 milyon 600 bini aşkın adayın üniversite kapısında sıralanmasına bakıp, üniversite sayısının artması gerektiğini düşünenlerdenseniz yanılıyorsunuz. Çünkü, üniversite sayısı artsa da kontenjan artmıyor.

    Yani, seçim yatırımı olarak alt yapıları hazırlanmadan apar topar açılan bu üniversiteler tabela üniversite olmanın ötesine geçemiyor.

    YÖK ne kadar çırpınsa da bu üniversitelerin alt yapısını tamamlamakta zorlanacak. Öğrencilere barınma hizmeti, öğretim elemanlarının yetişmesi, sanat ve spor etkinliklerinin yapılması, iyi bir yabancı dil verilmesi kuşkusuz bu yeni üniversitelerde çok zor olacak.

    Tabii tabela üniversitelerin göstermelik diplomalı mezunları da etrafta dolaşacak. Yeni üniversiteler yeni fakülte, yeni kampuslarla kurulmazsa değişen hiçbir şey olmayacak.

    Bir tarafta önce üniversiteliyim diye sevinen, sonra hüsrana uğrayarak, diplomalı işsizler ordusuna katılacak gençler, diğer tarafta çocuğunu üniversitede okuttuğu için önce sevinen, sonra iş bulamadığı için yıkılan anne babalar.
    Okullar tatil, çocuklar özgür
    Malum okullar kapandı. İşyerinde küçük çocukları sık görmeye başladım. Bilindiği üzere günümüzde annelerin birçoğu çalışıyor. Çocuk küçükse annenin vay haline. Çocuğuna kim bakacak? Ya, büyüklerden birinin yanına gönderilecek, ya da mevsimlik yaz bakıcısı tutulacak. Bunları beğenmeyenler ekonomik durumlarına göre okulların ya da kulüplerin açtığı yaz okullarına rağbet edecekler. Ee burada kesenin ağzını ne kadar açarsa, çocuk o kadar yaz okuluna devam edecek. Buna gücü yetmeyenler konu komşuya çocuğu emanet edip, sokak aralarına salacaklar. Ya da biraz daha temkinli olanlar evde televizyonla çocuğu başbaşa bırakacak.

    Malum herkes sitelerde oturmuyor. Her çocuğun oyalanacak havuzu, ya da top oynayacak sahası yok.

    Bu durumda ne yapmak gerekir? diye soranlara verilecek pek cevabım yok. Ama, ne yaparsanız yapın, çocuğu televizyona, ya da dört duvar arasına mahkum etmeyin. Tatil, dinlenme ama biraz da zamanı iyi değerlendirme için fırsattır. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Türkiye Eğitim Gönülleri Vakfı, Toplum Gönüllüleri Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları ücretsiz yaz okulları açıyor. Buralarda çocuklara bilgisayar, resim eğitimleri veriliyor. Benim tavsiyem bunlardan birine çocuğunuzu yazdırın ya da çevrenizdekileri yönlendirin. Hiçbir şey öğrenmese de yaşıtlarıyla beraber olup, birlikte oyun oynamayı, paylaşmayı öğrenir.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı