GeriKampüs Yağmurla geldi: Yeliz kampüste
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yağmurla geldi: Yeliz kampüste

Yağmurla geldi: Yeliz kampüste

Bu Ne Dünya Kardeşim, Yalan gibi unutulmaz şarkıların sesi, Türk Pop müziğin güçlü yorumcusu Yeliz, “Bekle Yağmur Geliyor” şarkısıyla hızlı bir dönüş yaptı. Biz de bu fırsatı kaçırmadık, onu 88. sayımızın İlham sayfalarında konuk ettik.

Bekle Yağmur Geliyor’ adlı single ile dönüş yaptınız. Nasıl bir iş oldu, biraz bu sürecin hikayesini konuşarak başlamak isteriz.

Bekle Yağmur Geliyor’un sözleri Aysel Gürel’e, bestesi Tamer Gürsoy’a düzenlemesi ise Volga Tamöz’e ait. Sevgili Aysel Gürel’in ölmeden önce yazdığı son şarkılardan. Hatta Tamer bestesini yaptığında hastaneye gidip kendisine dinletiyor ve Aysel Gürel’in gözünden bir damla yaş geliyor. Ve birkaç gün sonra hayata gözlerini yumuyor Aysel’imiz. Bu hikaye beni derinden etkiledi. Tamer şarkıyı ilk duyduğunda da zaten aklına ben gelmişim. Bu yüzden şarkıdan haberim vardı ve arada Tamer’i arayıp şarkıyı kimseye vermemesini ve okumak istediğimi söylüyordum. Bu zamana kısmet oldu. Bekle Yağmur Geliyor bana eski şarkıların verdiği hazzı verdi. Şarkının sözlerinden ve melodisinden gerçekten çok etkilendim.

Yağmurla geldi: Yeliz kampüste

Peki şarkı nasıl gidiyor? İlk tepkiler nasıl, sosyal medyanın ilgisi, dinlenme sayıları vs. derken gidişat umduğunuz gibi?

Şarkı çok güzel gidiyor. Aldığım tepkiler de çok güzel. Her şeyden önemlisi benim içime çok sinen bir iş oldu.

 

Bu Ne Dünya, Yalan gibi klasikleşmiş şarkıların altında imzanız var. Sanki artık bu tip şarkılar çıkmıyor, ne dersiniz?

Evet çıkmıyor. Günümüzde hepsi birbirine benzeyen, bir türlü armonisi, melodisi, ritmi ayırt edilemeyen şarkılar var. Maalesef belirli şarkılar günde elli kere çalınarak, insanların aklına sokuluyor. Ama Türk dinleyicisi iyi şarkı ile kötü şarkıyı ve aynı zamanda şarkıcıları da gayet net ayırabilen çok iyi bir dinleyicidir. Keşke adil bir şekilde şarkılar çalınsa. O zaman Türk dinleyicisi daha net karar verebilir.

 

Aslında ikinci soruda biraz giriş yaptık ama bir de burada altını çizerek sormak isteriz. Bu tıklanma, izlenme, like meseleleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünya korkunç bir şekilde ilerliyor. Teknoloji iyi kullanılırsa güzel bir şey. Ama her şey için kullanıldığında işin tadı ve duygusu kaçıyor. Dinlenmek elbette önemli ama başlı başına bir ölçüt değil. 90’lı yıllara dönüp baktığınızda o tat ve duygu yok şimdiki şarklılarda. Sahnemde 90’lı yılların şarkılarından oluşan bir bölüm yapıyorum ve insanlar mest oluyorlar. Bu bölüm geldiğinde sahnede “Bu şarkılar gerçek kalemlerle, gerçek kağıtlara yazılmış, gerçek aşkların hikayeleridir” diyorum. İşte bu şarkılar hiçbir zaman ölmez ve bu şarkıların hiçbir zaman modası geçmez. Ve inanıyorum ki tarih tekerrürden ibarettir. Çocukluğumdan beri tekerlemelerle, rahmetli babaannemin ata sözleriyle büyüdüm. Kendime bu sözleri yol çizelgesi yaptım. İnanıyorum ki, 90’lı yıllardaki duygusal şarkılar geri dönecek ve hepsi birbirine benzeyen bir türlü armonisi, melodisi, ritmi ayırt edilemeyen şarkılar bir son bulacak.

 

“İnanıyorum ki, 90’lı yıllardaki duygusal şarkılar geri dönecek ve hepsi birbirine benzeyen bir türlü armonisi, melodisi, ritmi ayırt edilemeyen şarkılar bir son bulacak.”

Yağmurla geldi: Yeliz kampüste

Şarkıcı olmak için ilk şart şarkı söyleyebilmektir gibi geliyor bize. Ancak yeni bir dünya tahayyülü şekilleniyor sanki. Bu anlamda dünyada dijitalleşen müziğinin gidişatı ve Türkiye piyasasının koşulları hakkında ne söylersiniz?

Az önce de belirttiğim gibi bir türlü armonisi ve melodisi anlaşılmayan şarkılarla dolu müzik piyasası. Bu durumun herkesin albüm yapması ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Tabii isteyen istediğini yapmakta özgürdür, fakat ne kadar kalıcı olunur orasını bilemem. İçlerinden çok başarılalar da çıkacaktır. Ama her önüne gelenin de albüm veya single yapması ne kadar doğru? Sizce ne kadar doğru ise bence de o kadar doğru.

 

Çok erken şöhreti yakalamış biri olarak şöhret hakkındaki fikirleriniz de kıymetli bizim için. Genç üniversiteliler kariyer kulüplerinde bir şekilde kendi meslek alanlarında iyi kariyer adı altında tabiri caizse “şöhretli” olmayı hayal ediyorlar. Ne getirir insana şöhret?

Uzun yıllardır bu camiada olmam bana şımarıklığın insanı tepetaklak edebileceğini öğretti. Gerçi hala şımarık olup tepetaklak olmayanlar da var. Buna hayret ediyorum. Şımarıkça konuşanlara tahammül edemiyorum. Genç arkadaşlarıma şunu söyleyebilirim, şöhret öyle bir şey ki, o elbiseyi gerektiğinde giyeceksin, işin bittiğinde ise çıkaracaksın. Yani o elbiseyi taşımayı bileceksin. Bunu taşımayı bilemezsen kalıcı olamazsın. Aynı zamanda ben bu işi para kazanmak ve şöhret olmak için de yapmadım. Sevdiğim için müziği seçtim. Sevdikleri mesleği seçsinler, gerisi kendiliğinden gelir zaten.

 

İnternette hızlıca gezinince gençlerle vakit geçirmekten hoşlandığınız haberlerini görüyoruz. Bugünün gençlerinde sizi en çok heyecanlandıran, mutlu eden ve eksik, yanlış gördüğünüz şeyler neler?

Gençlerle vakit geçirmekten mutluluk duyuyorum. Enerjilerini ve heyecanlarını seviyorum. Bir kere her şeyi bilen, araştıran bir genç kitle ile karşı karşıyayız. Bundan son derece mutluyum. Fakat bir o kadar da hızlı tüketiyoruz bir şeyleri. Sevgiyi, şarkıları, aşkları… Eskisi gibi değil, teknoloji çocukları onlar. Biraz daha eski tatları, eski şarkıları dinlemelerini önerebilirim onlara. Eski şarkıların verdiği hazzı tatmalarını istiyorum. Dinleyince ne demek istediğimi anlayacaklardır.

 

“Şöhret öyle bir şey ki, o elbiseyi gerektiğinde giyeceksin, işin bittiğinde ise çıkaracaksın. Yani o elbiseyi taşımayı bileceksin.”

Yağmurla geldi: Yeliz kampüste

Müzik eğitimi hakkındaki fikirlerinizi de merak ediyoruz. Şu meşhur alaylı, okullu tartışması üzerine ne düşünüyorsunuz?

Allah sesi  herkese verebilir. Hatta eğitimle sesinizi daha da güçlü kılabilir, güzel yapabilirsiniz. Ama yorumculuk yeteneği çok farklı bir şey. Hiçbir okul öğretemez yorumculuğu. Nota bilgim yok. Ama kalabalık bir orkestrada enstrümanlardan çıkan farklı bir sesi anında duyarım. Sanırım bazı şeyler doğuştan geliyor.

 

Nasıl ki zamanında radyonun çöküşüne şahit olduk, bugün de aynı yorumu televizyon için yapabilirmişiz gibi geliyor. İnternetin yükselişi tüm mecraların ötesinde. Bu anlamda internetle ilişkiniz ve sosyal medyayla aranız nasıl?

Sosyal medyayı düzenli olarak kullanıyorum. Ama hayatımın bütünü sosyal medyadan ibaret değil. Arkadaşlarımla daha çok yüz yüze iletişim kurmayı seven biriyim. Onun tadı çok başka. Tabii gelişen teknolojiyle birlikte mesafeler azaldı. Çok uzakta olan ve görmek istediğiniz kişilerle bile hemen iletişim halinde olabiliyorsunuz. Bu sanırım internetle alakalı en sevdiğim şey.

 

Birçok genç, içinde müzik arzusu olmasına rağmen üniversitede tutturabildiği bölümlerde istemeden okuyor. Bu gençlere, bu yolları arşınlamış biri olarak neler önerirsiniz?

Asla pes etmesinler. Hayalini kurdukları mesleği yapmak için çaba ve gayret göstersinler. Bir şeyi sevdiğin için yaptığında o şey senin için zor olmaktan çıkıyor ve hayatının vazgeçilmezi haline geliyor.

 

Röportaj: Erkmen Özbıçakçı


Yorumları Göster
Yorumları Gizle