GeriKampüs Var mısın, kaldığımız yerden tekrar yanılmaya?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Var mısın, kaldığımız yerden tekrar yanılmaya?

Var mısın, kaldığımız yerden tekrar yanılmaya?

82. sayımızın İlişki Durumu sayfasında yanılmaya doyamadığımız ilişkilerimiz üzerine konuşuyoruz.

Kaçından geçip, kaçıncı oldun aşkta?

Gün yüzüne çıktı mı artık yanılmaların?

 

Aşık olmak bana göre bir şey değildi.

Bunu kendime defalarca yapmak, ihanet gibiydi.

Oldum.

Şuurum yine bir öksürük şurubuyla sakinleşecek kadar gidip geliyordu.

Kendime geldiğim vakit ise hep geç.

Tekrar tekrar…

Artık şurubu öksürtüyordu saçmalığım.

İtiraf edip bundan kurtulmalıydım.

Ve itiraf ettiğim an, akbabalar üşüşecekti başıma biliyorum. Son çıkışta, son tahlilde, dayanamadım.

Seni seviyorum dedim.

İyi halt ettim.

ÇAY HENÜZ DEMLENMEDİ

Her şeyi karşımızdan beklemek gibi iyi huylu tümörlerimiz var bizim. İyi huylu diyorum çünkü bundan vazgeçeceğimiz günü onlar da sabırsızlıkla bekliyorlar. İlmek ilmek büyüttüğümüz kuruntularımız, el emeği göz nuru yalnızlıklarımızı doğurdu. Bir kere daha hayal kırıklığı yaşamamak adına vazgeçtiklerimizin “ya olsaydı” ihtimalleriyle uykusuzluğun gecelerini sabahlara çıkaramadık. Tamam haklısın çok kötüydü. Bir daha aynı kabusları görmek istemiyorsun. Ama artık “herkes aynı” yaftasından vazgeçmelisin. Yeryüzünde yaşayan zilyon tane insan arasından kötülere denk gelmek biraz da senin yüzünden olabilir mi?

Hadi en başa dönelim.

Nasıl başlamıştı hatırlıyor musun?

Senin balık baştan kokmuş olabilir miydi? Şimdi sen bana “başlarken kimi ne kadar tanıyorsun ki?” diyeceksin ve haklısın. Başlarken kimseyi tanımayacaksın. Senden önceki hayatı, yaşadıkları, seninle olacak hayatının teminatı olacak. Evet belki hepimiz biraz değişiyoruz zamanla, ilişkilerimize göre şekil alıyoruz belki ama çok da mucize bekleme insanlardan ya. Hani büyüklerin dedikleri gibi, mayası önemli. Birbirinizi törpülersiniz zamanla ama bir sinir krizi anında şartlar değişir. İstenmeyen sözlerin havada uçuştuğu o anlarda işte “ne yaşıyorum ben ya!” dersin. “Bu kim, karşımda konuşan?”... İşte tam o sırada ak kara çıkar ortaya. Kimseyi kendine benzetmeye çalışma! Kimseden sen olmasını bekleme. Kimseyi sevdiğin ilk halinden alıp, başka bir hale dönüşmesini sağlama. Bırak ilk gördüğün kimse öyle kalsın. Beklentilerini ne kadar az kısık ateşte pişirirsen tadı öyle güzel olur yaşayacaklarının.  

Şimdi kelimelerin boğazını sıkmayı bırak. Bitir artık bu yası. Yine dene, gerekiyorsa yeniden yanıl.

 

KAYBEDENLER KULÜBÜ YOLDA

''Kaybedecek bir şeyinin kalmaması, özgürlük galiba. Ama bunu kim elde edebilir, kim başarabilir, onu bilmiyorum.''

 

Filmin ilkini izledin mi bilmiyorum ama güzel anlatır yalnızlıkları, yanılmaları, yanılmalardan yansıyanları. Hayal kırıkları bizi korkak yapıyor. Ödün kopuyor yeniden aşık olmaktan. Kimseyi yanına yaklaştırmıyorsun ve o sırada seni hiç umursamadan akıp giden zamanı görmüyorsun! Sahi, zamanından bu kadar çalmaya değiyor mu korkaklığın? Aşk cesur işidir, deli işidir aşk. Korkmaya başladıysan aklın başına gelmiş demektir. Aklı başına gelenden de aşk çıkmaz!

Karşımıza çıkan insanlara hep bir misyon yükleriz. Bir bakış, bir sözden hoşlandığımız an birçok şeye kapanır gözlerimiz. Yanılmalar tam olarak burada başlar işte. Karşındaki kişi çığlık çığlığa sana aslında o kişi olmadığını söylemeye çalışır ama sen domino taşların devrilmesin diye çekip kurtarmazsın, onu da kendini de. “Ben böyleyim!” diyen birine, “hayır sen öyle değilsin!” deriz. Saçmalık! Görmek istediğimiz kişi olana kadar baskı kurarız ona. Ve o bizim istediğimiz kişi olmayı öğrenilmiş çaresizlikle kabul etmeye başladığı an, sıkılırız ondan. Bingo! Çünkü onu o olduğu için sevmiştin sen zaten. Şimdi kim bu yabancı?

Yanılmalara müsait ilişkiler yaşamaktan şimdi şu dakika vazgeçmeliyiz. Yoksa hepimiz kaybedeceğiz!

Bunun tam tersi olduğu zamanlar da var elbette. Farklılıkların yakınlaştırdı ilişkilerde bir gün biri mutlaka gitmeye karar verebilir. Her şey yolundayken üstelik. Planları geceden suya yatırmışken üstelik. Gitmek ister. Senden sıkılmıştır, gitmek ister. Bir başkasına aşık olmuştur, gitmek ister. Sadece gitmek istediği için gider bazen de. Delirirsin! Nasıl yanıldığını düşünürsün. Kaset ilk nerede takılmıştı ve sen sesi duymamıştın? Kendini yer bitirirsin. Oysaki insan, gitmek ister bazen.

Başka hayaller kurmuştur, gitmek ister.

Birine aşık olmuştur, sana ihanet etmemek için gitmek ister.

Seni aldatmıştır, vicdan azabından gitmek ister.

Bu ilişki artık onu heyecanlandırmıyordur, kahvede tavla atan iki kankaya dönmüşsünüzdür, gitmek ister.

Gitmek isteyen de yanıldığı için gidiyor ya bazen, neyse.

Tecrübelerinin sana verdiği yetkiye dayanaraktan kaybetmekten bu kadar korkmamalısın. Ruh ikizini falan boş ver şimdi. Bir yerlerde biri var, muhteşem olabilir her şey. Bu ihtimali nasıl kaçırabilirsin? Ben yaptım, sen yapma.

Her şeyi kazanmak zorundayım diye yola çıktıysan ona ben karışamam. İyi yolculuklar sana. Hiç kaybetmeden dönebilirsen, döndüğün yerden ara beni.

 

Ama o değil de ne güzel yanıldık yine değil mi?

 

Yazan: Tuğba Badal


Yorumları Göster
Yorumları Gizle