GeriKampüs Tam anlamıyla kendi müziğini yapan bir grup: Murder King
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tam anlamıyla kendi müziğini yapan bir grup: Murder King

Tam anlamıyla kendi müziğini yapan bir grup: Murder King

Murder King yıllarca İstanbul’un rock ve metal mekanlarında sahne alan, Türkiye’nin en tecrübeli Heavy Metal gruplarından biri. 150 şarkının üstünde ciddi bir playlist ile dinleyicilerine seslenen “Murder King”, ülkemizin en iddialı Heavy Metal gruplarından birisi. Vokalde Ufuk Özkurt, gitarlarda Fırat Öz ve Össan Deneç, davulda ise Onur Akça yer alıyor. Popüler Türkçe şarkıları da kendi tarzlarında yorumlayan grupla güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biraz sizden bahsettik ama hiç bilmeyenlere, kimdir bu adamlar diyenlere nasıl anlatarak başlamak isterseniz? Murder King’in ortaya çıkışı nasıl oldu?

2003 yılında cover grubu olarak başladık. İsim babamız albümümüzün de mixlerini yapan Arın Baykurt’tu. O zamanlar kurucu kadromuzda Özgür Özkan, Arın Baykurt ve Alper Tabakçılar vardı. Onların ara vermesiyle birlikte, biz bir araya geldik ve 2007 yılında da Össan Deneç grubumuza dahil oldu. Össan’ın gelmesiyle birlikte Temmuz 2010'da üç beste ve bir remix'ten oluşan "Marka" isimli EP yayınlandı. İlk albüm çalışmalarımıza 2013 yılında başladık. Albüm “Gürültü Kirliliği” adı ile 4 Mart 2014'te yayınlandı. Albümle birlikte ekibimize Can Uzunallı dahil oldu. Can’ın özel işleri sebebiyle zaman ayıramamasından dolayı Şubat 2018 itibariyle vokalde Ufuk Özkurt’la birlikte çalışmaya başladık.

 

90'larda Türkiye’deki metal müzik piyasası son derece popülerken günümüze geldiğimizde neredeyse çok az örneklerine rastlıyoruz. Siz bu anlamda müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin ilham aldığınız isimler oldu mu?

90’larda Murder King olsaydı çok daha farklı olurdu. Çünkü 90’lardaki müzik türleri bu kadar farklı değildi. Alternatif müzik anlayışının hep rock ve metal müzikte olduğu bir dönemdi. O nedenle piyasası da popülerliği de daha fazlaydı. Müzik piyasasının ticari gereksinimleri değişince doğal olarak müzik türleri de değişti ve insanların farklı müzik anlayışları da ortaya çıktı. Bir de tabii o dönemlerde hem müziklere hem gruplara bu kadar kolay ulaşamıyordun. Ekonomik anlamda dengeler değişince kitlelerin müzik tarzları da değişmeye, gelişmeye başladı. Dijital ortamlarda bu müziğe ulaşım çok kolaylaştığı için o dönemlerdeki albüm satışlarından bugün bahsedemiyoruz. O nedenle 90’larda da zaten az olan metal müzik albüm satışları günümüzde neredeyse yok gibi. Ve o dönem metal müzik popülerdi, bu popülerliği yakalayan herkes için iyi bir dönem olmuştu. Bunu Türkiye şartları için söylüyoruz tabii. Yurt dışındaki algı tamamen farklı.

 

Türkiye’de metal müzik yapıyor olsanız da hem İngilizce hem de Türkçe şarkılar yapıyorsunuz. Türkçe sözlü metal müziğe gelen tepkiyle İngilizce sözlü olan arasında bir fark oluyor mu? Türkiye’deki dinleyici hangisini duymaktan keyif alıyor?

Onur Akça: Bugüne kadar bir çok grupta yer aldım. Türkçe müzik yapan, İngilizce müzik yapan. Gelen eleştiriler farklı farklı olabiliyor. Biz bir şarkıyı Türkçe de yazıp söyleyebiliyoruz, İngilizce de. Kimi zaman bir şarkıyı Türkçe söylememizi isterlerken, aynı şarkıyı İngilizce duymak istediklerini de söyleyebiliyorlar. Yaptığın müziğe yakışıyorsa, kaldırabiliyorsa, anlatabiliyorsa derdini nasıl söylediğinin önemi yok aslında. Evet Türkçe çok göreceli ama metal müziğin içerisine o kelimeleri yerleştirebilmek ve söyletebilmek dert. İngilizce aynı şeyi söylemenin milyon tane yolu var. Ve İngilizcenin fonetiği bu müziğe uygun olduğundan o derdi anlatmak ve söyletebilmek daha kolay oluyor. Dediğimiz gibi burada yakıştırmak çok önemli aslında. Çünkü biz bir derdimizi anlatıyoruz şarkılarımızda. Derdimizin anlaşılması bize yetiyor.

Össan Deneç: Herkes ana dilindeki şeyi seviyor. Rammstein’in Almanya’daki konseri çok daha iyi geçiyor mesela. Çünkü herkes şarkıları biliyor, derdini anlıyor, hep bir ağızdan söyleyebiliyor. Aynı adamlar Fransa’da konser verdiğinde de şarkılar hep bir ağızdan söyleniyor belki ama anlamıyorlar ya da sözlerin tam olarak karşılık bulduğu anlamı hissedemiyorlar.

Ufuk Özkurt: Murder King için de aynı şey geçerli. Mesela Kindar ya da Dinlediğin Masallar şarkılarında acaba İngilizce olsaydı nasıl olurdu diye bir şey gelmiyor aklıma. Çünkü o şarkılar Türkçe’yken güzel ve Türkçe derdini gayet iyi anlatabilmiş.

 

“İkinci albümde yazdığımız şeylerle birinci albümde anlattığımız dertler aynı çünkü dertlerimiz aynı zaten. Endişelerimiz aynı, isteklerimiz, hayallerimiz aynı.”

Tam anlamıyla kendi müziğini yapan bir grup: Murder King

Grup üyelerini tanıyalım biraz da. Neler yapıyorsunuz? Müzik dışında ilgilendiğiniz işler var mı?

O.A. : Biz Össan’la birlikte Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünde okuduk. Ben hayatımı %80 müzikten kazanıyorum. Özel dersler veriyorum, sahne çalışmalarım var. Bazen de station davul çalıyorum. Bir de aile şirketimiz var medikal üzerine. Lazer ameliyat cihazı operatörlüğü yapıyorum.

Ö.D. : Benim müzik dışında Çanakkale’nin Babakale ilçesinde et lokantam var. Aşçılık yapıyorum ama tamamen amatörce.

U.Ö.: Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Şu an halen sahne çalışmalarına devam ediyorum. İlaç sektöründe kişisel gelişim üzerine eğitim ve seminerler veriyorum.

F.Ö : Müzikten para kazanıyorum tamamen. Özel dersler de veriyorum.

 

Dijital dünya müzik üretimini de bir hayli değiştirdi. Siz bu çağın müziği ve onun imkanlarını ne kadar kullanıyorsunuz ve bu yeniliklerin olumlu ve olumsuz yanları neler?

Bizim tüm sosyal medya mecralarında hesaplarımız var. Ama çok verimli ve düzenli kullandığımızı söyleyemeyiz. Çok aktif değiliz ama sayfa hayranlarımızın sayısı epey fazla. Özellikle Yotube kanalımızda müziğimizi daha fazla yayabileceğimiz bir mecra olarak çalışmalar yapmaya başladık. Fakat sayfalarımızı takip edenlerin belki de yarısı konserlerimize gelemiyor. Bu da dijital dünyayı belki de daha fazla kullanmamız gerektiği anlamına geliyor ya da ekonomik şartlar gerçekten insanları zorluyor artık.

 

Murder King grubunun hep bir mesajı var şarkılarında. Bu noktadan hareketle müziğe yeni başlayanlara, üniversitelilere neler önerirsiniz?

Ö.D. : Müziği herkes yapabiliyor ama söz yazarlığı farklı bir şeydir. Başından geçenleri, hayat görüşlerini aktarıyorsun şarkı sözü yazarken. Bu nedenle üretmek çok önemli. Başkalarının yaptığı işler üzerinden yani cover yapmayı artık bırakmak gerekiyor. Kendi dünyalarıyla ilgili, kendi hayatlarıyla ilgili bir şeyler yazıp söylemeli herkes. Derdinizi yazmalısınız. Ben prodüktörlük de yaptığım için bazen önüme gelen sözlere bakıyorum, içinde hiçbir dert yok. Hayat görüşü yok şarkılarda. Ne anlattığı çok belli olmayan, sadece sert müzik yapıyoruz diye geçiştirilen sözler yazılmamalı. Mümkün oldukça tecrübeleri yazmalıyız. Bunun dışında da hep söylediğimiz gibi, ticari kaygılar varsa eğer Türk ezgilerini mutlaka içinde barındıran işler yapılmalı. Bu sizi yaptığınız müziğin dışına da çıkartmaz. Ne yapmak istediğinizle çok alakalı aslında doğru yolu bulmak.

 

“Aşk acısı çekeceksin ki, aşk şarkısı yazabilesin.”

Tam anlamıyla kendi müziğini yapan bir grup: Murder King

Müzik piyasasının özellikle metal müzik ve rock müzik piyasasının koşulları malum. Siz bu koşullarda hangi motivasyonla üretmeye devam ediyorsunuz?

Piyasanın durumu malum elbette ama bizim maddi olarak, yani çok para kazanmakla ilgili bir derdimiz olmadığından istediğimiz müziği, istediğimiz şartlarda yapabiliyoruz. Burada dinlenme sayısını önemsiyorsanız yine ticari kaygılar işin içerisine girer elbette.

Ö.D: Bu benim çocukluk hayalimdi aslında. Kendi yaptığım müziği, kendi sözlerimi sahnede çıkıp icra etmek istiyordum. Bu motivasyonla da devam ediyorum bu müziği yapmaya. Murder King ticari bir proje değil bu anlamda. Bir felsefesi var. Zaten bir STK Murder King.

 

İlk albümünüzün soundu, Avrupa ve Amerika’daki örnekleriyle neredeyse aynı. Murder King bu anlamda kendini nasıl değerlendiriyor? Yurt dışında olsaydınız nasıl olurdu?

Murder King yurt dışında kurulmuş, yurt dışında var olan bir grup olsaydı turne yapan bir gruptuk çoktan. Biz şu anda sahnede olmak için çıldırıyoruz. En son Laneth Bir Gece 2 konserinde yaşadığımız his inanılmazdı. Sabahlara kadar sahne alıyoruz ama kendi sözlerini, kendi şarkılarını çaldığın zaman ve o karşıdaki coşkuyu görüp bunu hissettiğin zaman aldığın zevk gurur verici. Fakat dinlenen, klipleri izlenen bir grup olsak da konserlere gelen sayısı aynı seviyede olmuyor. Yurt dışında konserlere katılım hala çok yüksek. Çünkü yurt dışında insanlar dijital mecraları kullanırken aynı anda gidip albümü de satın alabiliyor. Biz albümlerimizi tamamen kendimiz, kendi bütçelerimizle yapıyoruz. Bu anlamda desteklemek gerçekten önemli.

 

Yeni bir albüm çalışmanız var duyduğumuz kadarıyla. Bu albümle ilgili neler söylemek isterseniz? Ne aşamadasınız?

Albümümüz aslında iki yıl önce bitti, bazı problemlerden dolayı mix aşamasına biraz durakladık. Bir de Ufuk’un gruba gelmesiyle birlikte vokal kayıtlarını tamamlama kısmı kaldı. Nisan ayında tüm kayıt işlerini bitirip yaza kadar ikinci albümü çıkaracağız. Belki ilk aşamada bir single çalışması bile yapabiliriz. İlk albüme göre daha sert, daha hızlı, gitar soloları ağırlıklı bir albüm olacak. Bu albümde hem Türkçe hem İngilizce şarkılar olacak.

 

Konser haberleri, gelecek planları derken buradan okuyucularımıza vereceğiniz güzel haberler var mı? Yakın zamanda sizi nerelerde dinlemeye gelebilirler mesela?

30 Mart’ta Taksim Rockn Rolla Live’da bir konserimiz olacak. Sosyal medyadan duyurularını yapıyor olacağız zaten. Şu an halen cover grubu olarak sahne almaya devam ediyoruz ama albüm çıktıktan sonra kendi şarkılarımızla konserler vermeyi de düşünüyoruz tabii. Bu anlamda bizi davet eden festivallere ya da son verdiğimiz İKSV Salon gibi mekanlardaki konserlere gitmeyi istiyoruz.

 

Röportaj: Tuğba Badal


Yorumları Göster
Yorumları Gizle