GeriKampüs Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

Bundan 22 yıl önce kurulan AKUT’un, yeri geldiğinde beton kıran, yeri geldiğinde anten direği diken, tek bir canlının hayatı için canla başla mücadele eden AKUT Kadınları Hürriyet Kampüs’e geldi.

Öncelikle sizleri tanıyarak başlamak istiyoruz. AKUT Kadınları kimdir, AKUT dışındaki hayatlarında neler yaparlar biraz bahsedebilir misiniz?

Hanife Öcal: Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunuyum. AKUT Enstitüsünde Eğitim Organizasyon Yetkilisi olarak çalışıyorum. İş ve dernek dışında; resim yapmaya çalışıyorum, biraz fotoğraf çekiyorum, koşuyorum, fırsat buldukça doğada vakit geçirip geziyor ve kamp yapıyorum, sıklıkla da kendi bulduğum pratik yemek tariflerini deniyorum.

Esra Üstünkaya: 46 yaşındayım, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum, bir reklam ajansında Müşteri İlişkileri Direktörü olarak çalışmaktayım. Evliyim ve 14 yaşında bir kız çocuğum var. Günlük hayatım çoğunlukla iş, ev ve AKUT üçgeninde geçmekte. Bunlar dışında aikido, yoga, basketbol, yamaç paraşütü gibi farklı spor dallarıyla da uğraştım ve fırsat buldukça devam etmeye çalışıyorum.

Ayşenur Kozanoğlu Güyük: 28 yaşındayım, özel sektör çalışanıyım. Celal Bayar Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Evliyim ve bir kedim var. ☺ Çocukluğumda mahallenin duvarlarında ve ağaçların tepelerinde başlayan outdoor yaşamım, AKUT ile tanışmamın sonucunda beni bugün kayaların tepesine ve enkazların altına kadar getirdi. Özel yaşamında herkes gibi kitap okuyan, yeni yerler keşfetmeyi seven ve mümkün olduğunca doğa gezileri ve kampları yapan bir kadınım. Ayrıca hayatımın belli dönemlerinde, yamaç paraşütü, kaya tırmanışı, dalış, atletizm, basketbol ve voleybol gibi sporlarla ilgilendim. Son dönemlerde de fırsat buldukça koşuyorum.

Didem Tandaç: Bir PR şirketinde Medya Yöneticisi olarak çalışıyorum. 37 yaşındayım, evliyim ve 7 yaşında bir oğlum var. Yoğun bir iş temposunda çalışırken bir taraftan evime, aileme vakit ayırmaya diğer taraftan da kendi mutlu olduğum şeyleri yapmaya çalışıyorum. Uzun arkadaş sohbetleri, voleybol, doğa yürüyüşleri ve kamp bu mutlu olduğum şeyler arasında yer alıyor.

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

AKUT’la yollarınızın kesişmesi nasıl oldu? Kaç yıldır AKUT’la birliktesiniz?

(H.Ö.): Üniversitenin ilk yıllarında iki arkadaşım AKUT’a başvurmak için geldiklerinde ben de onlarla birlikteydim. Onlarla görüşürken bana siz de üye olmak ister misiniz diye sordular. Ben de bir heves  neden olmasın, diye kabul ettim. Meğer o iki arkadaşı yoldan çıkarmayım, derneğe gelsinler diye beni almak istemişler. Sonra kendimi derneğin yerlerini silerken, sonra operasyona çıkan ekibi sabaha kadar dernek merkezinde beklerken, sonra operasyonel ekibin içinde ve sonra eğitmen olarak buldum. Bu arada 3-4 yıl sonra o iki arkadaş ayrıldı ve ben 10 yıldır buradayım. Bu 10 yıl içinde Van, Nepal gibi depremlerin yanı sıra onlarca operasyona çıkıp, hem sahada hem de olay yönetimi bölümünde görev aldım. Aynı zamanda bulunduğum ildeki iç ve dış eğitimleri organize ediyorum ve eğitmenlik yapıyorum.

(E.Ü.): 2002 yılından beri AKUT’ta gönüllüyüm. Tasarım birimi sorumlusu, Kurumsal İletişim Bölümü sorumlusu olarak görev aldım. Geçmişte 10 yıla yakın Marmaris’te yaşadım ve AKUT ile, AKUT’un güzel insanları ile orada, Marmaris ekibinde tanıştım.

(A.K.G.): AKUT’u ülkemizdeki birçok insan gibi 99 depreminde duymuştum. O zaman küçük bir çocuk olmama rağmen zihnimde yer etmiş kırmızı giyen bu kahramanlar. Yıllar sonra maalesef ülkemizin başka bir noktasında yine benzer bir acı yaşandı. 2011 yılı Van depremi… O zaman okumakta olduğum Manisa’da temsilciliği kurulma aşamasında olan AKUT’a başvurmaya karar verdim. 2011 yılının sonlarında katıldığım dernekte harika bir 7 yıl geçirdim. Hayat telaşım içerisindeki göçlerim nedeniyle, Manisa, İzmir ve İstanbul illerindeki faaliyetlerde yer aldım. Sanırım sağlığım el verdiği ölçüde de bu ailenin içerisinde her nerede olursa olsun yer almaya devam edeceğim.

(D.T.): Herkes gibi 99 depreminde adını duyduğum AKUT’la yollarımız 2014 yılında kesişti. Başta AKUT olmak üzere birçok arama-kurtarma ekibinin dahil olduğu, STK’lar ile birlikte halkın da destek olmaya çalıştığı bir kayıp vakası vardı. Ben de belki yapabileceğim bir şey olur diye oradaydım. Ancak o süreçte oğlum küçük olduğu için AKUT’a resmi olarak dahil olmam 2016 başını buldu. Son bir yıldır da Basın İlişkileri Birimi sorumlusu olarak görev yapıyorum.

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

Her an hazır olmanız gereken bir göreviniz var. Günlük ya da özel hayatlarınız bundan etkileniyor mu?

(H.Ö.): Elbette ama bu çoğu zaman umurunuzda olmuyor. Keyifli bir akşam yemeği, kahvaltı, tatlı bir uyku, bir telefonla bölünebiliyor. Gitmek zorunda değilsiniz bu arada, müsait olmadığınızı söyleyip gitmeyebilirsiniz. Ama onu yapmak o kadar zor ki. Bunun adı hastalık mı tutku mu inanın bilemiyorum. Orada olmak istiyorsunuz, ekiple birlikte. O yardım etmenin, kurtarmanın tadına bir kere bakıyorsunuz ya işte onun dönüşü yok. Mesela her yıl Kandıra Kumcağız sahilinde cankurtaranlık yapıyoruz. Her sezon öncesi bu sefer az gideceğim diyorum ama dayanamıyorum. Yazın en son ne zaman deniz kenarı tatili yaptığımı hatırlamıyorum. Zaten deniz kenarında rahat da olamıyorum, her an biri boğulacakmış gibi insanları gözlemlerken buluyorum kendimi.

(E.Ü.): Zaman zaman etkileniyor tabii, ancak bir denge kuruyorsunuz nihayetinde. Hayatta tercihler yapıyoruz her gün ve her an; kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan, bize anlamlı gelen... Bana anlamlı gelen şeylerden biri de AKUT gibi ciddi ve işini iyi yapan bir STK’da hizmet vermek oldu. Diğer yandan gönüllüyüz, her operasyona herkes gitmek zorunda diye bir kural yok, müsait olan arkadaşlar gider. Müsait olmak için de şartlarımızı zorlarız.

(A.K.G.): Elbette bu yaşamınızı şekillendirirken göz önünde bulundurmanız gereken bir konu haline geliyor. Örneğin operasyonel bir duruma daima hazır olabilmek için gerekli olacak her malzeme, evimde kapıya en yakın noktadaki bir dolapta yer alıyor. Operasyonel ekip içerisinde yer aldığım için fiziksel kondisyonumun da iyi olması gerekiyor. Bir şekilde günlük yaşamımın içerisinde spora ve sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorum. Yakın çevremizin bizlere tolerans gösterebiliyor olması da işimizi ayrıca kolaylaştırıyor. Planlı bir buluşmayı bir operasyon ihbarı ile son dakikada iptal edebiliyor veya bir eğitime katılabilmek için davetleri geri çevirebiliyoruz.

(D.T.): Günlük hayatınızı zaman zaman bu göreve göre değiştirmeniz veya planlamanız gerekebiliyor. Ancak planlamak zor olsa da imkansız olmuyor. Bazen herkesin tatil için kullandığı senelik izinleri enkaz altında bir tatbikat için kullanıyor, bazen de yemek masasından aniden bir operasyon için kalkmak zorunda kalıyorsunuz. Zaman zaman ödün verip yarım bıraktığınız işleri neden, ne için bırakıp gittiğinizi anlamayan bakışlarla da karşılaşabiliyorsunuz. ☺ Ailem bu duruma artık alıştı, onların desteği olmasa sanırım benim için çok daha zor olurdu.

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

Psikolojik olarak zor bir görev yaparken bir de üzerine fiziksel güç gerektiren mücadeleler veriyorsunuz. Bir kadın olarak en çok zorlandığınız anlar neler oluyor?

(H.Ö.): Fiziksel güç elbette ki önemli ama aldığınız eğitimler, edindiğiniz beceri ve tecrübeler ile bunu aşıyorsunuz. Tek sıkıntı erkeklerle biyolojik farklılığımız ve çalıştığımız ortamların, erkeklerin ihtiyacını gidermek konusunda daha ideal olması. Bu bizi bazen zor durumda bırakabiliyor.

(E.Ü.): Benim için soğuk ve uykusuzluk işin fiziksel anlamda zorlayıcı kısmıdır örneğin. Ancak görevin ciddiyeti üzerinize çöktüğünde, birilerinin sizin yardımınıza ivedilikle ihtiyacı olduğunu bildiğinizde insan fiziksel ve psikolojik olarak bir şekilde buna adapte oluyor.

(A.K.G.): Aslına bakılırsa bu masa başında oturup düşünürken fiziksel ve psikolojik zorluklar insanın gözüne sahada hissettiğinden daha büyük görünüyor. Bugüne kadar psikolojik ya da fiziksel olarak aşamadığım hiçbir problem yaşamadım. Sanırım bu zihnimizde büyüttüğümüz bir olgu. Spor yapan her insan fiziksel gücünü kullanabilecektir. Bu cinsiyetin dışında bir bilinçtir. Zaten yürüttüğümüz operasyonların büyük çoğunluğunda kas gücünden çok zeka iş yapıyor. Bildiğiniz ve uygulayabildiğiniz teknikler, kurduğunuz sistemler kas gücüne duyduğunuz ihtiyacı belirliyor. Ben 59 kilo bir kadın olarak, dik kaya yüzeyinde, ayağım yere basmazken, yaklaşık 120 kilo ağırlığında bir sedye ve refakatçiyi tek başıma yanıma çekebiliyorsam, dar alanda 95 kiloluk bir arkadaşımı rahatlıkla sedyeye alabiliyorsam tekniğin ve sistemin önemini rahatlıkla açıklamış olurum diye düşünüyorum. Maalesef zaman zaman ön yargılara takılabiliyoruz. Kadın olduğumuz için sahadan ziyade mutfak ve masa başında olmamız gerektiği fikri ile karşılaştığımızda olabiliyor. İşte böyle bir fikirle karşılaştığımızda, bu fikirle mücadele etmek, 120 kiloyu çekmekten, sıcakta/soğukta saatlerce çalışmaktan ya da üzerine kilolarca malzeme yükleyip koşmaktan daha çok yorucu geliyor.

(D.T.): AKUT’ta bir ekip olarak çalışıyorsunuz. Psikolojik veya fiziksel, kadın veya erkek... Kim nerede zorlanıyorsa mutlaka ona destek olan birileri olur yanında. Burada herkes kendi işini yapar, kendi sorumluluğunu taşır. Her eğitimi alır, her aşamadan geçersiniz ama sonunda en iyi yaptığınız işi yaparsınız çünkü işin sonunda bir canlı hayatı söz konusudur. Tüm bunlara rağmen çocuğumu bırakıp gitmek en zoru oluyor diyebilirim.

 

Bugüne kadar aldığınız en acayip, en tuhaf ihbar neydi?

(H.Ö.): Bir hanımefendi arayıp hayvanlarla ilgilenip ilgilenmediğimizi sordu. Ben de olay hakkında bilgi istedim. “Eve fare girdi hem de kocaman yardımcı olur musunuz, gelip çıkarabiliyor musunuz,” dedi. Yüksek bir yere çıkmış öylece kalmış. O telaşı, masumiyeti çok tanıdık ve tatlıydı.

(D.T.): İlginç ihbarlar geliyor tabii. ☺ Direkt benim aldığım değil ama anlatabileceğim komik bir ihbar: Bir çatıda iki gün boyunca aç kalan bir leyleğin kurtarılması için telefon gelmişti. Bazı detay bilgiler soruldu, bir süre sonra ihbarı yapan kişi tekrar arayarak aslında onun bir heykel olduğunu, gitmemize gerek olmadığını söyledi.

Kırmızı giyen kahramanlar, AKUT Kadınları Kampüs’te

AKUT 19-24 Mart tarihleri arasında Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Kurulu (INSARAG) Yeniden Sınıflandırması için Bulgaristan’a gitti. Siz de orada mıydınız? Kamp nasıl geçti?

(H.Ö.): Evet oradaydım. Soğuk, hızlı ve çok keyifliydi. Hava şartları nedeniyle iki günlük kurtarma görevlerini daha kısa bir sürede tamamlamamız gerekti. Bu da haliyle o zor şartlarda ekstra performans göstermemizi gerektirdi. Hava soğuk, ıslanıyorsunuz, yoruluyorsunuz ama size sürekli yeni görevler geliyor. Ve bu tempoya rağmen tek bir şikayet duyamazsınız. Çalıştığınız enkaz alanında bir emniyetçinin durup giriş çıkışı takip etmesi gerekiyor. O soğukta, karda kaç saat ayakta durdum inanın bilmiyorum daha da durabilirdim. Baktığınızda tek yaptığınız giriş çıkış kontrolü yapıp kapıda beklemek, hangi beceriye, yetkinliğe sahip olursanız olun o an o işin yapılması gerekiyor ve siz hiç düşünmeden yapıyorsunuz. Uyumadan, dinlenemeden çalışan arkadaşlarımız oldu. Sonuç; ekip başarısı.

 

AKUT’a dışarıdan da gönüllü olarak gelip katılabiliyorlar. Gönüllü olarak AKUT’ta çalışmak isteyenlere biraz anlatabilir misiniz süreçleri?

Elbette ilk ve en önemli şart, gönüllülük. AKUT’a katılmak isteyenler akut.org.tr adresindeki web sitemizden “gönüllü tanışma toplantısı” anonslarını takip edebilir, toplantıya katılabilir ve AKUT ile tanışabilirler. Bundan sonra devam etmek istiyorum dediklerinde evraklarını tamamlayıp ilk eğitimlere katılmalılar. Bunu takiben de birim ve bölümlerde görev alacaklardır dernek içerisinde. Daha sonra operasyonel kadroya dahil olabilmek için yıllık eğitim programımız dahilinde farklı eğitimlere tabi olacaklardır. Herkesin de operasyonel olması gerekiyor diye bir şart yok; AKUT’ta çok farklı görevler de var idari anlamda, bu kademelerde de görev almaları mümkündür. Örneğin kurumsal iletişim bölümü altında sosyal medya, tasarım, basın, yerel ilişkiler, dış ilişkiler ve medya gibi birimlerimiz var. Bunun dışında lojistik bölümü altında teknik lojistik, tıbbi lojistik ve iletişim lojistiği gibi birimler var. Kişinin kabiliyet ve kapasitesine göre bir birimde görev almayı tercih etmesi mümkün.

 

Röportaj: Tuğba Badal


Yorumları Göster
Yorumları Gizle