GeriKampüs Kırmızı başlıklı hikayeler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırmızı başlıklı hikayeler

Kırmızı başlıklı hikayeler

109. sayımızın İlişki Durumu sayfasında geçmişten hikayeler var...

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye… diye başlayan kaç hikaye dinlediniz?

Bir varmış bir yokmuş masallarının kaçında kahraman oldunuz?

 

ESKİ HİKAYELER

Dedem köyün yakışıklı delikanlılarından. Anneannem filmlerdeki zengin ailenin güzel kızı. Karadeniz’in sağı solu belli olmayan dalgalarında rastlayıp çok sevmişler birbirlerini. Büyükler hemen karşı çıkmış bu işe. Oğlan yakışıklı ama fakir, kız zengin… Köyün ileri gelenleri bile olmaz bu iş derken, kız kaçmış oğlana bir akşam vakti.

Bu hikayeyi belki yüz defa dinlemişimdir. Her defasında yeni bir detay, yeni bir hikaye daha çıkıyordu ortaya. “Ya neydi o adamın adı, heh, tamam!” “Peki nerededir şimdi o?” Arasak bulur muyuz, bulalım be! Özledim…” Anlattıkça çoğalan hikayeler…

Hikayenin esas oğlanıyla esas kızından komşunun artiz olmak için kaçan oğluna, fırıncıyla evlenen üniversiteli güzel Zehra’ya kadar anlattıkça kalabalıklaşan hikayeler…

Eski zaman hikayeleri zaman aşımına uğramaz. Geçmişin kanıtıdır onlar. Bir zamanlar herkese genç olduğunu hatırlatan yaş günü kutlamalarıdır. Kim olduğunu, kim olduğumuzu, bazen merak ettiklerimizi, bazen de kapağı hiç açılmamış sandık sırlarının en yakın tanığıdır eski hikayeler.

Dostluklar biriktirir eski hikayeler. Dostlukları bitirir bazı hikayeler de. Hep bir özlem olur içinde, hep bir eyvah... Şimdi dönülebilse tamiri mümkün kırıkları hatırlatır eski hikayeler.

 

Mesele aşksa, geçmiş miras gibidir. Babadan oğula geçermiş. Kızlar annelerinin kaderini yaşarlarmış.

 

KIRMIZI BAŞLIKLI HİKAYELER

Seni belli eder hikayeler, seni açık eder hayata. Dinlemeyi çok sevdiklerimiz olur, üstüne kapattıklarımız kadar.

Sen benim en uzun hikayemsin…

Ergen aklımızın toy hatalar zamanında rastlamışız biz de. Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk şarkısının popüler olduğu yıllar. Biz de çok sevmekten ibaret sanıyorduk seninle aşkı. İsminin ismimle anılmasını çok aşktan sandığım zamanlardı. Evren yıl aldıkça hayattan, hayat yaş aldıkça bizden yabancılaştık birbirimize. Bu hikayenin en çok üzüleni zaman oldu. Bir arada durmak için verdiğimiz savaşların tek yara alanı o oldu. Biz bir şeyleri hiç beceremiyorduk. Kavgamız bir arada kalabilmek içindi. Derdimiz “bitmesindi”… Her gün biraz daha büyüyen isyanımız sokaklara taştı. Sokaklar yine bir aşkın devrimine şahit olacaktı.

Yara bere içinde ama yine el ele çıkacaktık üzerimize yağan bombalardan, olmadı.

Kırmızı kazağım vardı üzerimde. Aralık ayının ortaları. Yeni bir yıla girmek için kendini ışıklarla süsleyen şehirlerin hazırlığında, biz de yeni bir yıl daha yaşayacak olmanın heyecanındaydık. Haziranın gözyaşlarını siliyorduk. Tükendiğimizin, tükettiğimizin inkarındaydık. Bitti…

İlk zamanlar en kötü hikayelerin baş kahramanıydık. Nerede bir acımasızlık görsek suçu birbirimize atıyorduk. Kalp kırıklıklarından can kırıklarına geçiyorduk. Yeterince kötüye çıkınca adımız, bitirdik hikayemizi.

Eski zaman hikayelerinde yerimizi aldık. Şimdi en fazla dost sohbetlerinde çok güldüğümüz birkaç anının lakırtısıyla geçiştiriyormuşuz bizi.

 

STORY

Dünyanın en kısa hikayesidir aşk; başlar, biter…

 

Hikayeler bitmez. Hikayelerin bir zaman dilimi yoktur. Hikayelerin takvimi olur ama saatleri hatırlanmaz.

İyi başlayıp kötü biten hikayeler kadar, kötü başlayıp iyi biten hikayeler de olur.

Masallar hikayeler gibi değildir. Masalların kötü sonu yoktur. Masallarla büyümenin hayata dokunur yanı yoktur.

 

Hikayeler hayatın ta kendisidir. Yaşadıkça yaş alır hikayelerimiz. Hadi kalk, yarın devam ederiz diye yarıda bırakılır, yarına bırakılır hikayeler.

 

Oysa şimdi, yirmi dört saat sonra silinecek hikayelere sığdırmaya çalışıyoruz hayatlarımızı.

Yetişmeye çalışıyoruz hikayelerimize. Görmeye, duymaya çalışıyoruz hikayelerimizi. On beş saniyede hikaye yaratıyor, yirmi dört saat sonra unutuluyoruz.

 

Sizin hikayeleriniz olsun. Hikayeniz, hikaye yazdıranlarınız çok olsun. Yirmi dört sene de geçse orada kalacak, hep konuşulacak, uzadığında sabah kaldığı yerden devam edecek hikayeler biriktirin. Hikaye olmayın, hikayeler bırakın hayata.

 

Sonra kadın gitti, adam çok ağladı…

 

 Yazan: Tuğba Badal


Yorumları Göster
Yorumları Gizle