Kimsesiz aşklar

Güncelleme Tarihi:

Kimsesiz aşklar
Oluşturulma Tarihi: Eylül 24, 2018 09:37

96. sayımızın İlişki Durumu sayfasında kimsesiz aşklar var.

Haberin Devamı

Ne bir dün kaldı birbirimize vereceğimiz, ne de bugün.

Öylece sustuk artık zamana.

Zaman hepimize ihanet ediyor!

Sahiplendirdik tüm duygularımızı.

Kimsesiz kalan aşkların sofrasından tokum diye kalktık.

Buraya kadar kimse kimseyi anlamadı, iyiydi.

İyi olmayı, iyi kalmayı bir daha aşık olmamaya borçlandık.

 

A-A SENDEKİ BENİM YARAM

Tanışık olduğumuz sokaklar ikametgahımızdı. Herkesin bir “Merhaba” ile hakkımızda çok şey bildiği bir dünyadaydık. Sahi, ne zaman bu kadar çok tanıştık? Oysa hiç öpüşmemiştik! Sarılmayı unutalı zaten asır olmuştu. Kuru kuruya gülümsediğimiz anlardan geriye yine bir kuru anı kalıyordu, onu da toz oluyor diye bir zaman sonra pencereden aşağıya döküyorduk. Önemli olan iç güzelliktir lafını küfür gibi yere çalalı çok oldu. Önemli olan dış güzelliğiydi. İçine girmeye kimsenin cesareti yoktu. İçerisi çok karanlıktı. Zaten kimse de merak etmiyordu artık içini. Çünkü biz birbirimizi sevmeyi bıraktığımızdan, günahı sevap, şeytanı Tanrı yapmıştık kendimize. Karanlığımız bize kadardı ve bir başka karanlığa girecek yüzümüz yoktu. Masumun masumu öldürdüğü bu savaşta, küçük bir kara parçasından kendimize güzellik çıkmasını bekliyorduk.

Haberin Devamı

Aşktan cesetlerin yattığı yol kenarlarına araba park ediyorlardı. Dikiz aynasından birbirimizi tanımaya çalışıyorduk. Boş bulunup da derdini anlatan olursa kıyameti gelecekti! Bir patavatsızlık edip de gösteren olursa acıdığı yeri akbabalar gibi üşüşeceklerdi başına.

Oysa dinleseydik öfkemizi, aynı yaradan acıdığımızı bilecektik. Ama biz, henüz demini almamış sohbetlerde, benim yaram senin yaranı döverlerden bir adım öteye gidemedik.

 

Ben biliyorum bu yara izini. Aynısı bende de var. Bisikletten mi düştün sen de, yoksa hiç bisikletin olmadığı için mi düştün?

 

MERHABA, BU BENİM KABUSUM

Herkesin aşksızlıktan ağladığı bu coğrafyaya nasıl oluyor da güzel çocuklar doğuyordu!

Yalnızlık dillere pelesenk olmuş, kimsenin kimseye verecek güveni kalmamışken, “ben böyle iyiyim abi,” diyerek uzaklaşmayı seçiyorduk. Arayı açalı epey oldu. Yolun bundan sonrasını hepimiz yalnız yürüyecektik ve bu benim hiç tutmadığım bir dilekti bu!

Haberin Devamı

Birbirinin aynası gibi yaşadıklarımızı iştahla anlatıyorduk. Senin anlattığın sabahın sancısını ben dün yaşıyordum, benim gece gibi inen kabusumdan sen bu sabah uyanıyorduk oysaki. Öyle güzel tüketiyorduk ki birbirimizi, kapıdan yeni girene eski kalıyorduk. Herkesin birbirinin eski aşkı olduğu bu arsızlıktan hala “her şey güzel olacak” diye yol alıyorduk. Bir bıraksak mı artık kendimizi, ellerimizi, birbirimizi, ezberimizi, yalandan sarıldığımız bu sevgiyi? Bir kalsak mı artık tek başımıza?

Erken yatarsak uyanabiliriz bu kabustan.

 

TÜKENDİK

Bu hayat pahalılığında ne varsa elden çıkarmaya çalışıyoruz. Öldü fiyatına satıyoruz aşkı. Hoş, ölmese de beş para etmeyecekti ya artık, neyse… Üstümüzden başımızdan kısıp aldığımız iyiliği mecburiyetten takas ediyorduk kötülükle. Bir beden büyük geliyordu ama seneye de giyeriz diye ses çıkarmıyorduk.

Haberin Devamı

Dünya hangi hızda dönüyordu biz adım adım giderken bilemiyorum ama tükendik.

Sevgisizlikten, sahtelikten, telefon ekranlarına sıkışıp kalan hayallerimizden, bu darboğaz günlerde bol bulduğumuz gündelik aşklardan, tükendik, tükettik.

 

Çıkarız ama.

Ben karayı görüyorum. Uzatırsan elini ve arkamızda bırakabilirsek oyunları, çıkacağız bu karanlıktan biliyorum.

 

Sevmiyorsan sevmiyorum de,

Seviyorsan git konuş gibi.

Bir başkasının acısını bir başka insana yükleme,

Yalnız kalmak istiyorum demen yeterli.

 

Şehri yeniden gezmeyi, mahalle kahvelerinde çay içmeyi, bir çocuğun bisikletini tamir etmeyi ya da en sevdiği oyunu ona hediye etmeyi deneyebiliriz.

Kim olduğumuzu hatırlayabilir, herkes gibi olmaya itiraz edebiliriz.

 

Haberin Devamı

Aynı yerden kırılsak da, gücenmeden, küsmeden…

 

Ne dersiniz, yeniden sevebilir miyiz birbirimizi?

 

Yazan: Tuğba Badal

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!