GeriKampüs Gölgelerin gücü adına: Rembrandt
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gölgelerin gücü adına: Rembrandt

Gölgelerin gücü adına: Rembrandt

65. sayımızın 101 sayfasında Rembrandt resmine giriş yapıyoruz.

Sisli sokaklar, caddeler boyu kanallar, üzerlerine yakamoz misali yansıyan sokak lambaları... Sessiz, çok sessiz sokaklar... İspanya’da Hollanda’ya uzanıyoruz bu hafta! Bunca önemli ismi yetiştiren bu ülke hala tüm ilhamını korumaktayken bundan belki de en çok etkilenen ressamını konuk alıyoruz bu hafta, tam adıyla: Rembrandt Harmenszoon van Rijn.

 

HOLLANDA SOKAKLARI VE SANAT

Hava kararır kararmaz evlerine çekilen Hollanda halkı sanki sokakları sanatçılar için terk eder gibi. Rembrandt'ın gölge ve ışık oyunlarında nasıl bunca muhteşem olduğunu anlamak için bir akşamınızı sokaklarda yürüyerek geçirmeniz yeterli...

Hollanda sokakları 1600’lerden bu yana aynı yapıyı koruyor hiç şüphesiz. İşte zamanın birinde Hollanda altın çağını yaşamaktayken şu an fotoğraf sanatçılığına dahi çok fazla ilham olmuş bir ressam dünyaya geldi. Resimlerinde, elbette ışık kullanımının da etkisiyle yer alan melankolik hava hayatından da izler taşır. Çünkü ünlü ressamın kaderi, şu anki kariyeri kadar parlak olamadı asla.


TRAJEDİYLE GÖLGE OYUNLARI

Çok fazla ölüm, kayıp ve şanssızlıkla sınanan sanatçı 1669’da hayatını kaybettiğinde henüz 64 yaşındaydı… Rembrandt ustadan geriye tabloları, birkaç değersiz eşya, eski giysiler ve resim malzemelerinden başka bir şey kalmadı. Hayatını kaybettiği dönemde ona, sanatının modası geçmiş bir ihtiyar gözüyle bakılıyordu. 18’inci yüzyıl boyunca ve 19’uncu yüzyılın ilk yarısında da bu küçümseme ve unutulma sürüp gitti. Hatta 1640’lı yıllarda Amsterdam Keskin Nişancılar Loncası’nın siparişi üzerine “Gece Devriyesi” adlı bir tablo yaptı. (Evet, şu an en ünlü tablolarından biri sayılan ve başyapıt olarak değerlendirilen muhteşem eserinden söz ediyorum.) Tablo o zamanlarda tam bir fiyasko olarak tanımlandı. Değeri hiç anlaşılmamış, sanatındaki büyüklüğün farkına bile varılmamıştı. Hatta ressam olarak adlandırılmıyordu bile!

 

DEĞER BİLMEK MÜHİM!

Ancak zamanla, bağnazlık derecesinde alışılmış yöntemlere bağlı Avrupa bu tutumunu bırakarak yeni bilgilerin ışığında eserleri yeniden inceledi! Hakkının teslim edilmesi ise 19. Yüzyıl’ın sonlarına denk geliyor. Çünkü bakış açısı gelişmedikçe hiçbir şey gelişmiyor!

Tüm zamanların en başarılı ressamlarından biri olarak anılsan da bu böyle. Cidden ne çok örneği var tarihte…

 

TÜM BUNLARA RAĞMEN REMBRANDT

Ton ve nüans üzerinde en büyük bilirkişi. Kendisinden sonra gelen ve eserleriyle çokça ünlenen Goya, Daumier, Munch, Soutine ve Rouault gibi ünlü ressamlara büyük etkisi olmuştur. Işık-gölge tekniğini ilk ve en mükemmel kullanan ressam olduğu gibi kırmızıya ve bu rengin tonlarına, sanat tarihinde gerçek değerini veren ilk ustadır. Fotoğraf sanatı bile bundan nasiplenir. Hatta o olmasa selfileriniz bunca güzel olmayabilirdi bile… Düşünün dehayı! Ayrıca Rembrandt, portrecilikte devrim yapmış, ruh hallerinin insan yüzü yoluyla anlatımında, o zamana kadar ulaşılmamış bir başarı göstermiştir.

Yeniye açık olmayanlar, şimdi düşünsün!

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle